Yalanlar ve Gerçekler – Ömer Çiftçi

Yıllardır savaş yorgunu olan Ortadoğu coğrafyasında, tamir edilemeyen gerçekler halen kabak gibi ortada durmaktadır.

Bu coğrafyanın kara kaderi olsa gerek her halk kendini bir argümanın içinde bulmak ister.

‘’Araplar haindir, bunlarla dost olunmaz arkanı dönsen, sırtına hançer saplar.’’

‘’Şiiler İslam’ı asla temsil etmez. Bu yüzden Şiilere yer yok bu topraklarda…’’

‘’İkinci bir İsrail’i bu topraklarda kurmaya çalışıyorlar bu emperyalistler.’’

Kana susayanlar bu argümanlarla insanların beynini yıllarca sömürmeye devam ederler.

Biri gider, diğeri gelir. Sonuç veya sistem aynı işlemeye devam eder.

Saddam Hüseyin gitti, ruhu başkalarına yar oldu.

***

Bizim yerimize söz sahibi olan siyasetçi adamlar var hayatımızda…

Kimse durup düşünmüyor bu politikacılar nereden geliyorlar.

Gökten düşmediler ya da şekil değiştirerek hayatımıza girmiyorlar.

Evlerden, okullardan, işyerlerinden, üniversitelerden geliyorlar, vatandaşlar tarafından seçiliyor.

Bizim hakkımızda söz sahibi olanlar biz seçiyoruz.

Elimizdeki sistemle ancak bunu üretebiliriz.

Ortaya çıkardığımız şah eserler bunlar.

Bir halkın niteliği, yeteneği, ahlakı, vicdanı, hak gözeten yanı varsa seçtiği lider ya da politikacı da öyle olur.

Yani bir halk cahil ve bencil ise çıkaracağı lider veya politikacı da odur.

***

E bakıyorsun halk olarak liderlerin, siyasetçilerin hamasi sözlerine kanarak adil yönetildiğimizi sanırız.

İnsanlar maalesef böyle bir yanılgının içine düşerler.

Kara delikte yanılgının içinde uyumaya devam ederler.

Durumu biraz daha somutlaştıralım.

Devlet Bahçeli retorik ve hamasi sözlerinde ‘’Kerkük Türk’tür, Türk kalacak’’ diyerek insanları mobilize etmeye çalıştı. Tam da Iraklı Kürtler referandumla tartışmalı bölgeler içerisinde olan Kerkük’e resmiyet kazandırmaya çalışırken bu sözler insanların beyinlerine tekrar hortlatıldı.

Daha sonra ne oldu?

Kerkük düştü Kürtlerin elinden, daha doğrusu Ismarlandı Irak ordusuna.

Hani Musul operasyonu vardı, IŞİD’ten alınması gerekiyordu.

Haşdi Şabi de operasyona dahil olacaktı.

Ama Haşdi Şabi Musul’a girerse büyük Sünni katliamı olacak diye feryat figan ediyordu bir kesim.

Eee… Musul’a da girdiler, Kerkük’ü de aldılar.

Hani ‘’Kerkük Türkmenlerindi’’.

Neden hamasi sözler çığlık çığlığa yine atılmıyor.

N’oldu?

Koca bir yalan…

İçi doldurulmamış bir bencillik.

***

İsrail parantezi de açmak lazım elbet.

Medyada Kürtlerin İsrail bayraklarını açtığını hepimiz görmüşüzdür.

Bunu siyaset malzemesi yapanlar İsrail/Yahudilik (her inanca saygı duymak lazım) üzerinden Kürtler için ‘’İkinci bir İsrail’e izin vermeyiz’’ deyip duruyorlar.

Madem öyle olması istenilmiyor, ‘’İkinci Türkiye’’, ‘’İkinci Irak’’, ‘’İkinci İran’’ olsun. Kürtleri bağrınıza basıp haklarını verebilirsiniz.

Başka mitinglerde mavi Türk bayrakları, Azerbaycan bayrakları vb. açıldığı zaman kimse rahatsız olmuyor nedense.

Kürtler bu son gelişmelerde kurtarıcı olarak gördükleri ABD ve İsrail tarafından desteklenmediği için büyük hüsrana uğramıştı. Mitinglerinde İsrail bayrakları açmalarının altında yatan neden kurtarıcı gözüyle bakmalarındandır.

***

Kosova’yı sevip sayanlar, Kürtler söz konusu olunca akan sular duruyor.

Her halk dilini, kültürünü yaşamak dolayısıyla dünyanın kendileri tanımasını ister.

Gagavuzya Özerk Bölgesi, Türkistan (Sincan Uygur Özerk Bölgesi), Kosova, Filistin, Karabağ, Çeçenya, Arakan ve sayamadıklarımın gördükleri ilgi ve muameleyi Kürtler için de görülmesi gerekmez mi?

Bu yüzden Kürtler Bangladeş’tir. Kandırılamaz. Tıpkı Pakistan’ın Bengal halkını ‘’Bizi bir arada tutan Müslümanlıktır’’ argümanının bir kandırmaca olması gibi.

Related Articles