Yalan anaforu-Aykan Sever

Elbette her zaman sağcı politikacıların kopmaz bir uzvuydu yalan. Fakat yaşadığımız zaman diliminde bu muktedirlerin “yönetme sanatının” nesnesi olan insanlarda da yalana olan bağımlılık arttı. Bu günün en büyük sorunlarından birine dönüştü. Artık bırakın herhangi bir süreçte oy vererek seçtiğiniz kişiyi sorgulayabilme olasılığınızı, onun hışmından kendinizi kurtarabilirseniz ne âlâ.

ABD-Erdoğan rejimi arasında son haftalarda gelişen bir birini yalanlama hali sizin de dikkatinizi çekmiştir sanırım. Elbette bu yeni değil. Aynı zamanda tek taraflı bir arıza olduğunu düşünmemiz için de bir neden yok. Muhtemelen taraflar kendi aralarında konuştukları zaman idare etme kabilinde sözler ederken, dönüp kamuoyuna seslendiklerinde ise o kulakların duymak istediklerini dile getiriyorlar. İşin doğrusu neyin gerçek olduğunun kısa bir süre sonra bir önemi kalmıyor. Çünkü tüketim denilen deryada bunu da insanlar bir katreye dönüştürmeyi beceriyor.

Ama ortada gerçek olan şeyler de var. Efrîn’de insanların katledildiği, bu katliamda belki de napalm dahil envai çeşit silahın kullanıldığı, dünyayı yönetenlerinse çeşitli yalanlara sarılarak müsaade ettiği gibi. Elbette gerçekler bunlardan ibaret değil. DAİŞ, El Kaide, Ahrarı Şam gibi çetelerin artıklarının halkın üzerine Erdoğan rejimi tarafından salındığı, bu çeteleri eğiten kişilerin devletin zirvesinde Erdoğan’ın yanında yer aldığı gibi. Ama gözlerini ganimet hesabı bürümüş güruhlar için ne gam. Onlar kendi uydurdukları “cihad” yalanına hep beraber sarılmakla meşgul. Ne bekleyebilirsiniz zamanında Kore’ye asker gönderip “milli” bir mesele olarak sunanlardan.

Başka gerçekler de var. Örneğin insanların bir kısmı da kendine yalanlar telkin etmekte ısrarlı. Bütün bu olanları için defetmek için “Sadece kötü bir rüya, hepsi Ergenekoncuların eseri” gibi tekerlemeleri kırk kere tekrarlamanın yeteceğini sanıyor. Ama yetmiyor.

Başka görülmeyenler de var. Kimisi sesiyle, kimisi bedeniyle bu kokuşmuşluğa  direniyor. Bütün bu iğrençliği içine sindiremese de yalan düzenine kapılanmayı mukim gören, devrimcileri DAİŞ’le aynı kefeye koyma alçaklığına tenezzül eden bazı aydınlarımızsa “20 yaşında bir kız önünde koca yaşam varken nasıl intihar eder?” diye soruyor. Bu soru gerçekte “Faşizme neden direniyorlar?” demek kadar aptalca.

Sahi niye bir insan kendini feda eder? Başkaları yaşasın diye ya da bütün bu yalanları ve iki yüzlülüğü reddetmek için olmasın!

Yalana olan bağımlılık-açlık nasıl son bulacak? Sorun bir kişiden ibaret olsa bazen ona bir “ayna tutmak” yetebilir. Ya peki bütün dünyayı sarıp sarmalamışsa, yalan anaforunun insanlığı yutmasına izin mi vereceğiz?

286
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Related Articles