Vampir meselesi… Özgür Amed

 

Geçtiğimiz ay Afrika ülkelerinden Malavi’de vampirlik suçlamasıyla 8 kişi öldürüldü. Aralarında ruj sürdüğü için “ağzı kanlı” denilerek öldürülen bir kadın da var. Linç ile ilgili 140 kişi gözaltına alındı ve vampir söylentilerinden kaynaklanan kargaşalar nedeniyle bazı bölgelerde sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Her yönü ile ilginç bir haber.

Hükümet yetkililerinin bu konu ile ilgili açıklaması ise daha ilginç: “Vampir yoktur, muhalefet iktidarı yıpratmak için söylentileri yayıyor.” İktidar kafası her yerde aynı! Bize yönelik yıpratmadır demişler. Yardım istenen kabile şefleri yardım etmeye çalışacağız demişler. Fakat şefler de vampirleri evlerinde saklamakla suçlanıyor. Yani yardım-yataklık! Kısa süre önce evinde vampir sakladığını iddia eden kalabalık bir kitle tarafından yıkılmıştı.

Malavi’de olup bitenler hakkında sizi tatmin edecek mantıklı bir açıklamam yok. Lakin iktidarın olayı ele alma şekli olayın kendisinden daha garip! Muhalefetin iktidarı düşürmek için vampir olayını tertiplemesi iddiası “Blade” filminin senaristinin de aklına gelmemiştir. Şuan yükselen trend zombi iken Malavi’nin hala vampirlikle uğraşması kabul edilebilir değil! Böyle iddialar Türkiye’de revaçta! Hakikaten şuan ülkede yaşananlara bakınca aslında vampirlik meselesinin Malavi’de değil burada aranması gerektiğini hatırlatıyor.

Şeyh Bedreddin, „İktidarın hamurunda kan vardır. Ve onu elinde tutmak isteyen, her an kan dökmeye hazır olmalıdır” der. Daha 15.Yy’da aslında gerçek vampirleri işaret ediyor. Her iktidar bir vampirlik işidir. Her iktidar kan dökücüdür ve iktidar kanla beslenir. Baskı, sömürü mekanizması tahakküm ile süslenmezse ömrü yoktur. Montesquieu, “İnsanların çoğunun bir kişi için giysi yapmakla meşgul olmaları, giysisiz birçok insan olmasının sebebidir” diyor. İktidar, hırs ve öfke de biraz böyle. Diktatörlük ile yönetilen ülkelere bakın, faşizm seslerinin yükseldiği sokaklara göz atın; orada savaş adı altında bir kan göreceksiniz ve savaşın tek bir kişinin iktidarı için olduğunu her zaman göreceksiniz.

Biraz daha somuta indirgeyelim. Şuan OHAL var. Yani her türlü yasadışılığın, şiddetin, zorbalığın görünmezlikten gelinmesi, hesabın sorulmaması ve anti-toplumsal olan her şeyin serbest olması demek. Böyle bir zamandan geçiyoruz. Mağdur edilenlere bakın. İktidarın açıklamalarına ve yaptırımlarına bakın. İnsanların onuru, ekmeği, emeği ve gelecekleri ile oynadıkları oyunlara bakın. Hepsi açık bir kan emme işi. Diğer taraftan insanın kanını donduran bir zalimlik döngüsü.

Her akşam kirli kirli insanlar ekranlarda daha çok kanın akması için yarışa giriyor. En iyi fetvayı verebilmek ve göze girebilmek için yapmadıkları soytarılık, canilik yok. Bu insanlar sonra gidip evlerinde çocuklarına sarılıp, dost sohbetinde de hümanizm kasıyorlar.

Her şeyi en aleni ve üst formda yapmış olanlar, bir iki sözle kendilerini aklayabiliyorken; akıllarından bile geçmemiş insanları kurban seçiyorlar kendilerine.

Kimden korkuyorlarsa cezaevine gönderiyorlar. Orada onu “yemeye” çalışıyorlar. Tüm bunlar vampirlikten. Post, tost ya da dost modern vampircilik deyin. Hepsi uyar. Sizi katlederler suçlu sizsiniz. Doğanızı bozarlar, hesabını sizden sorarlar. Paranızı çalarlar, çalınanın yerine konmak için gerekli parayı zorla sizden yine alırlar. Vermezseniz hırsız siz olursunuz. En ufak bir ses anında “hükümeti itibarsızlaştırma” olarak karşınıza çıkar. Başlar bir linç kültürü! Başlar kan emilmeye… Çünkü en iyi bildikleri şey bu. Gündüzleri kuytu mekanlarına çekilip geceleri ortaya çıkmak ve karanlığa sığınarak kan emmek!

Demem o ki, düşününce Malavi gözümde çok küçük bir vaka oluyor. Haberi okurken “garip” diyen iç ses, biraz sonra kendi içine yönelince nesi garip demeye yelteniyor. Gerçek vampirlerin içinde yaşıyoruz. 1980’lerde Mazlum Doğan mahkemeye çıkarılıp ifadesi alınırken mahkeme karşısında devleşir. O makamı diğer öncü kadrolar gibi tersten bir yargılama alanına çevirir. Orada söylediği önemli sözlerden biri de şu: “Biz vampir değiliz… Biz de insanız”

Demek ki Mazlum Doğan sistemi vampir olarak kodluyor. Öyle görüyor. İktidar da tam tersine yaptıklarını bizim üzerimize atarak her zamanki yüzünü icra ediyor. Fakat karşı geliyor. “Biz vampir değiliz” diyor. O vampirler bugün hala kana doymuş değil. En ufak bir kıpırdamaya hemen dişini geçirmek için iştahla bekliyor. Vampirlerin “Güneş” korkusuna girmeye de hiç gerek yok! Tarih o kısmı yazıyor zaten…

100
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Related Articles