Utangaç bir Barzanici’nin mırıltıları

Bu sabah daha yataktan kalkmadan Londra’nın bedbinliğinden bir süreliğine de olsa kurtulmaya karar vermiştim. Zaten bu ara gelmeyen müşteriler nedeniyle yardımcım Groucho’nun boş dolap üzerine yaptığı espirilerden gına geldi.

Gideceğim yer güneyde, sıcak ve ucuz olmalıydı, gözüm gönlüm açılmalıydı. Neyse bunu yolda havaalanına giderken düşünürüm dedim. Emektar kırmızı vosvosa atlayıp Heathrow’a yollandım. Bileti aldım, zaten bagaj magaj böyle şeyleri dert etmem.

Uçağın kalkmasına bir kaç saat var, biraz oyalanmam gerekiyor. Benim gibi bir çulsuza buradaki ışıltılı dükkanlar pek bir şey kakalayamayacağına göre, ben de  etraftaki yabancılara adeta iğrenç böcekleri süzüyormuşçasına bakan Hintli görevlilerin  azametinden kendimi korumak için telefonumdaki sosyal medyaya sığındım. Görüldüğü üzere ben de mükemmel değilim.

Bu derin dalışım sırasında bir dostumun paylaştığı yazıya denk geldim. Sonra uçakta aşağıda okuyacağınız notları yazdım.

Önce yazının başlığı ilgimi çekti:Kerkük, Kürtlere ders oldu mu?

Fehim Işık’ın kaleme aldığı yazı başlıktan da anlaşılacağı üzere referandum ve sonrası gelişen sürecin Güney Kürdistan’daki sonuçlarını konu alıyor. Bu dikkat çekici yazıdan bir bölüm aktaralım:

Kürdistan hükümetinde ise bir kabullenme durumu söz konusu. Neredeyse her gün Kürdistan hükümetinden bir yetkilinin ‘Diyaloğa hazırız, merkezi hükümetten yanıt bekliyoruz” açıklaması basına yansıyor. Farklılık gösteren açıklamalar daha çok Mesud Barzani tarafından dillendiriliyor. O, referandumun doğru bir adım olduğunu, referandum olmasa da Kürdistan’a bir saldırı yapılması yönünde karar alındığını, Irak hükümetinin tartışmalı bölgeleri işgal ederek istediklerini elde etmesine ise iç ihanetin olanak sunduğunu savunuyor ve söylüyor. Mesud Barzani dışındaki parti liderleri ve kadroları, tüm yaşananları görmezden gelip  ağırlıkla referandumu eleştirmekle yetinirken mevcut durumun sorumlusu olarak da Barzani’yi gösteriyorlar.(Vurgular bana ait)

Durum bu da, şimdiye kadar sorumlulardan tek biri bile bir öz eleştiri verme, yanlışı, eksiği dillendirme, yaşananlardan ders çıkarma tutumunu sergilemiş değil. Birbirlerine dönük suçlamalar gırla ancak ‘Ben yanlış yaptım’ diyen tek kişi, tek grup, tek parti yok…

Sayın Işık’ın söylediklerinin özellikle son kısmı çok yerinde. Ama ilk kısımda mühim bir sorun var. Işık, Sayın Barzani’den bahsedince onun görüşleri “farklı” oluyor, muhalefetse “kör”.

Bu durumda insanın aklına şöyle bir soru geliyor, yukarıda yazdıklarıyla Sayın Barzani (yani gelişen olumsuz sürecin birinci derecede sorumlusu olan kişiyle) siz bir gazeteci olarak mesafe koymayı ve eleştirmeyi beceremiyorsanız, bu işin aktörlerinden nasıl öz eleştiri bekliyorsunuz?

Atatürkçü olunabildiği gibi, elbette insan Barzanici de olabilir. Mesele burada pozisyonunu açıkça savunmak yerine “mış gibi yapma” basitliğinin gösterilmesinde.

Sayın Işık kendince ekabir takılmaya devam edebilir. Ben yine de medya dedektifliği gereği sorumu sorayım:

Yöneticisi olduğu haber sitesinde, Kerkük’ün işgal edildiği süreçte yalan ve provokatif haber yapmakla sabıkalı olan Rudaw’ın uydurma haberlerinin paylaşılmasına niye izin verdi?

O zahmet etmezse peşinen yanıtı  ben vereyim, çünkü “haberler” Sayın Barzani’nin günahlarını örtmekle meşguldü.

Sayın Işık yazısını bitirirken “Kürtler, hâlâ yaşananlardan ders çıkarıp öz eleştiri yapma, yanlış yaptık deme cesaretine sahip değil.” buyurmuş. Yine çok haklı! Peki Sayın Işık siz ne zaman öz eleştiri yapıp “mış gibi yapmaya” tövbe edeceksiniz?

Not: Fehim Işık’ın yazısının tamamına buradan ulaşılabilir:

https://www.evrensel.net/yazi/80367/kerkukkurtlere-ders-oldu-mu

 

 

Medya Dedektifi

29 Kasım akşam saatleri

ZanzibarForodhani

Related Articles