Üsküdar’ı Geçemeyen Hırsız

Varlık nedeni seçimi organize etmek, yasallar çerçevesinde şeffaf, adil bir şekilde sonuca götürmek olan Yüksek Seçim Kurulu (YSK), kanunları yok sayarak seçimi geçersiz hale getirdi. Toplumun yarısında, etkisi önümüzdeki dönemlere taşınacak büyük bir öfke ve nefrete yol açtı. Seçmenin ‘oy’una, oynanan oyun seçimleri artık anlamsız hale getirdi. Her gün ortaya çıkan yeni görüntüler, raporlar ve açıklamalar, toplumun öfkesini dindireceğine daha da arttırıyor. Durumu en iyi aktör özetledi; “Atı alan Üsküdar’ı geçti.”

Aslında şaibe ‘yeni anayasanın’ gündeme gelmesinde, meclis komisyonlarında ve meclis genel kurulunda yaşandı. Meclis komisyonlarında tekme tokat kavgalar, mecliste kadın milletvekillerine yapılan saldırılar, referandum günü olacakların habercisiydi. Meclis genel kurulunda bakanlar, milletvekilleri gizli oy yerine açık oy kullandıklarında ‘yeni anayasa’ süreci çoktan meşruiyetini kaybetmişti.

Kampanya süreci tam anlamıyla adil olmayan, baskıcı ve ayrımcı bir atmosferde geçti. Devletin bütün baskı aygıtları, medya ve uluslararası ilişkiler, sandıktan evet çıkması için kullanıldı. Buna karşın hayır kampanyası, zor şartlar altında muhalif partiler, sivil toplum kuruluşları ve bireysel çabalarla yürütüldü. Hayır çalışması yapanlara karşı göz altı, saldırılar yaşandı. Toplantı yapılacak yerlere izin verilmedi. Bu şartlarda kampanya demek ne kadar doğru o da çok tartışmalı.

Bütün baskılara ve eşitsizliklere rağmen, Kürdistan’da yüksek oranda hayır çıktı. Benzer şekilde gelişmiş sanayi metropollerinde, kıyı illerinde, de güçlü bir hayır çıktı. Evet oyları iç Anadolu kırsalına ve Karadeniz bölgesine sıkışırken, ticari, siyasi, kültürel ilişkilerde dünyaya açık illerde yurttaşlar her yönüyle şaibeli anayasa referandumuna hayır dedi. Ülkenin dinamik ve motor gücüne sahip illerinde hayır çıkması, sarayın durumu sürdüremez olacağına en büyük işarettir. Dünyanın gelişmiş kapitalist ülkelerinde, demokrasilerinde seçimin sonucuna dair çok ciddi inançsızlık mevcut. Gelecekte Türkiye ilişkilerde bu gerçek hep akılda tutulacaktır. Ancak hayırcıların bu ülkelerden beklentiyi yüksek tutmamaları iyi olur.

Referandum bitti. Ancak sonuç, toplumun vicdanında hiç bir zaman kabul görmeyecektir. Saray ve hükümet, şimdi gerçek gündemlerle yüz yüze. İşsizlik, ekonomik kriz ve dış politikada unutturulan hezimet ve başarısızlıklar yeniden masaya geldi. Sermayeyi, Kredi Garanti Fon’u (KGF) aracılığıyla seçim rüşvetine boğulmasına rağmen, metropollerde hayır galip çıktı. Krediler konusunda çok tecrübeli 20 yıllık bir bankacı, bu güne kadar böyle bir tablo ile karşılaşmadığını ifade ediyor. Organize sanayi bölgelerindeki firmalara zorla kredi açtıklarını söylüyor.

Eğer ekonomide her şey yolunda olsaydı. Bu kredi firma tarafından talep edilecek ve üretim kanalına sokulacaktı. Fakat durum tam tersi. Devlet, istihdam kampanyasında yeni işçi istihdamını tamamen karşılasa da kapitalistler bunu istihdam etme imkanı yok. Zira üretim yok, talep yok, ihracat yok. Şimdi yeni bir rüşvet olarak vergi yapılandırmaları yeniden gündemde.

Sarayın ve AKP’nin, topluma sundukları tek şey kutuplaştırmak, sınırlamak, susturmak ve yeniden idam meselesini gündeme getirerek batıya açık kanalları tamamen tıkamaktır. İçe dönük idam, dışa dönük savaş politikaları, barışçıl ve normal bir yaşamda tutunma şartları olmadığını gösteriyor.

Burada hayır çevresinde yan yana gelen muhaliflerin acil olarak ne yapılması gerektiği üzerine seçimler beklenmeden harekete geçilmesi gerekir. Ortaya çıkan itirazı siyasetin soğuk, bunaltıcı ve çıkarcı koridorlarında boğmamak gerekiyor. Hayat, kendisini renklendirenlere, canlandıranlara ve kendisini şölene çevirenlere açar. Kendisini kara renge boyayanlara değil.

Related Articles