Türkiye, Barzani Kürdistan’ını ister mi?

Evet Türkiye Barzani Kürdistan’ını ister. Ama bu düşündüğümüz ve umduğumuz manadaki özgür ve bağımsız Kürdistan değil. Bazılarının deyimiyle bir Barzanistan ister Türk Devlet yönetimi.

Aslında Türkiye’nin buna da tahammülü yok. Ama artık mecbur. Çünkü:

1- PKK’nin güçlenmesi, Türk devleti için artık önlenemez bir sorun. Mevcut tedbirlerinin hiçbir faydası olmadı. Çok farklı hamleler yapması gerekmektedir. En büyük dileği KDP-PKK çatışması. Ama bunun zemini yok. Ne içeride Kürtler kabul eder, ne de uluslararası konjonktür buna müsaade eder. Hakeza PKK biliyor ki bir Kürt iç çatışması kendi gelişmesine yarar ne Kürtlere, ne de bölge dengelerinde edindiği pozisyona. KDP sıkışmışlığının farkında ve bunun da PKK’den kaynaklandığını bilmektedir. Ama PKK ile gireceği bir çatışma onu tamamen bitirir. Askeri boyutu hiç önemli değil. Halk nezdinde, uluslararası ve bölgesel dengeler ve şartlar ölçüsünde bir çatışmaya yönelmenin sonunu getireceğini biliyor.

Gidişatın tersine çevrilmesi için KDP’nin güçlendirilmesi gerekir. Türkiye’de bunu istiyor ve Güneyin Barzani liderliğinde Bağımsızlığı yeni bir fırsat verecektir. Güneyde şu an seçime gitse en iyi ihtimalle üçüncü çıkacak KDP hem otoritesini yeniden tesis etmek, hem Rojava ve Kürtler nezdinde yeniden güç sahibi olmak için tek çıkar yol olarak bağımsızlığı görmektedir.

 

2- Trump’ın İran’ı hedef tahtasına koyması Türkiye ve KDP’ye yeni bir fırsat vermektedir. İran’ın Güney Kürdistan, Suryie, Lübnan, Yemen, Bahreyn gibi çevre bölgelerdeki etkisini sınırlandırmak için Suudi, Türk ve Barzani Kürdistan’ına ihtiyaç var. Bu fırsatın ilk adımı Güney Kürdistan’ın Irak’tan tamamen koparmaktır. Çünkü Irak, İran denetiminde görülmekte ve bundan hukuken koparılması, oluşacak bağımsız bir bölgenin alacağı kararlarla Irak’ı ve İran’ı sınırlandırması hedeflenmektedir. Böylece Suud, Türk, Güney ittifakıyla Iran’ın Suriye’ye doğru açılımı engellenmiş olur.

Türkiye için ise ayrı bir anlamı var bunun. Örneğin Irak’ın Türk devletinin Musul yakınındaki Başıka askeri üssünün kapatılması için ne kadar ısrarcı olduğu bilinmektedir. Yani bu Türkiye’nin Güneydeki açılımına yönelik bir engel olarak görülmekteydi. Şimdi Sünni blok konjonktürünün yarattığı rüzgarı da arkasına alarak Türkiye Kerkük, Süleymaniye, Zumar, Ranya, Hewler, Maxmur, Şengal dahil birçok bölgede askeri üsler kurmak iyice bölgeye yerleşmek isteyecektir.

Ekonomik getirisi de var Türkiye için. Mesela şu an Irak-İran Kerkük petrolleri için bir anlaşma yaptı. YNK yönetimi de bunu belli ölçülerde destekliyor. Kerkük-Yumurtalık boru hattına bir alternatif. Yani Güney Kürtlerinin Türkiye’ye tek taraflı mahkumiyeti sınırlancaktı. Ancak Türkiye bu hamleyle yani Güneyin Bağımsızlığının gerçekleşmesiyle bu alternatifleri de engellemek istiyor. Çünkü anlaşmaları yapacak olan Barzani başkanlığında bir ülke olacak ve Barzani de Türkiye dışında başka alternatife yanaşmayacaktır. Daha da ötesi ticaret, petrol, eğitim, askeri ilişkiler konusunda yeni anlaşmalar yapılacaktır.

Bu anlaşmalar sayesinde Rojava üzerinden Akdenize ulaşması beklenen ve Kürt birliğini güçlendirecek petrol hattının oluşmasını önleyecektir. Güneyden alacağı ucuz gaz ve petrolü uluslararası piyasaları satacak ve kazanç sağlayacaktır. Şu ana kadar sürdürülen gizli kapaklı bazı ticari ilişkiler petrol, silah dahil bu kez daha açık ve hukuki bir zemine oturtularak yapılacaktır.

Türkiye Barzani Kürdistanı arasında ortak savunma anlaşması yapılacak. Barzani ülkesine hakim olmak, terörü ülkesinden uzaklaştırmak, otoritesini tesis etmek babında kanunlar çıkaracak düzenlemeler yapacaktır. Bu bağlamda Medya Savunma alanlarının boşaltılması, Şengal ve yöresinin tahkimi ve buradaki farklı güçlerin tasfiye edilmesi, Maxmur’daki Bakuri Kürtlerinin sınırdışı edilmesi yani Türkiyeye teslimi gündeme gelecek. Ortak savunma işbirliği, sünni ittifakı ve Trump’ın yaratacağı konjonktürle yeni süreçte PKK ile çatışmak kaçınılmaz olacaktır. Bu kez PKK-KDP çatışması değil, PKK-Kürdistan çatışması gibi bir söylem ve propaganda yapılacaktır. Ya da PKK varlığı ve eylemleriyle yeni kurulmuş Kürdistan’ı istikrarsız kılıyor, kanunlarını tanımıyor progpagandası işlenecek, izole edilemesi hedeflenecektir.

3- Rojava’nın izole edilmesi, oluşacak Rojava-Güney Kürdistan birleşme olasılığının tamamen ortadan kaldırılması, ambargonun devam etmesi açısından da Türkiye Barzani Kürdistanı’nın bağımsızlığını ister. Rakka ve Musul’dan Daiş’in çıkarılmasıyla Rojava üzerinde ambargo fiilen kalkıyor. Irak, Lübnan’a yönelik yeni kapılar oluşuyor. Buna Şengal’de dahil. Bu sayede ekonomik ticari anlamda rojava büyük bir rahatlama yaşayacaktır. Yine Rojava’nın federal sisteminin kabul edilmesi, Suriye’de istikrar sağlanmasının ardından Akdeniz’den Güneye Kürdistan’a, Irak’a ve İran’a yeni ticari yollar açılacaktır. Bu ticari yolun ana geçiş güzergahı Rojava olacaktır. Aynı şekilde akdenize ulaşacak Irak, Güney, Körfez doğal gazı ve petrolünün önemli geçiş bölgelerinden biri de Rojava olacaktır. Bu Rojava’yı askeri, ekonomik ve politik olarak güçlendireceği gibi Türk devletinin hegemonyasınıda bitirecektir.

Güney Kürdistan için de yeni ticaret yolu, yeni petrol ve gaz satış yolu açılacaktır. Bu ister istemez iki bölgedeki Kürtlerin birlikte hareket etmesi, siyasi askeri ekonomik birleşmelere gitmesi yönünde önce zihinlerde, sonra söylem ve eylemlerde yaşama geçecektir. Türkiye için bir kabus olan böylesi bir gelişmenin önünün kesilmesi için şimdiden güney Kürtlerinin koparılması ve Türkiye’ye entegre edilmesi gerekmektedir. Hakeza Rojava’nın da istikrarsızlaştırılması ve Güney ile çatışır hale gelmesi, Kuzey-Güney Kore gibi düşman kamplara düşmesi istenmektedir. Bunun için Barzani Kürdistan’ı desteklenecek. Ama KDP’nin adını roj peşmergeleri koyduğu güçlerin de Rojavaya veya Şehbaya geçmesi, YPG ile çatışması, ya da oradaki dinamikleri bozması hedeflenmektedir. Böylece YPG’nin antidemokratik olduğu, baskı yaptığı, PKK’nin de solcu, ateist, diktatör olduğu progpaganda edilip bölgeden soyutlanması amaçlanmaktadır. Hele hele İran karşıtı politikalarında TC ve Barzani başarılı olurlarsa ABD’yi de kendilerine mecbur ederek Karşılığında Rojava’yı denetime almak isteyeceklerdir.

4- Barzani Kürdistan’ının kurulması Türkiye ve dünyada birçok devleti de rahatlatacaktır. Kimse gerçek Kürdistan coğarafyasından bahsedemeyecektir. Türkiye cephesinden “Bir Kürdistan mı istiyorsunuz. Buyurun orada ve bizim de iyi ilişkilerimiz var. Bizim Kürtler ve Kürdistan’la sorunumuz yoktur.” diyecektir. Ama paralelinde Bakur Kürtlerinin tüm haklarını da yok sayacaktır. Israrları halinde hadi Kürdistan’ınza gidin diyeceklerdir. Hakeza Barzani yanlısı Kürtlerin Türkiye sistemi içinde daha rahat hareket etmelerinin zemini oluşacaktır.

Dünya ölçeğinde de, devletsiz en büyük ulus Kürtler söylemi ve bunun yarattığı vicdani ve insani söylem de artık son bulacaktır. Onlar nezdinde Kürtler için Kürdistan ihtiyacı ortadan kalkacaktır.

5- Peki şimdi Kürdistan’a karşı mıyız? yukarıdaki anlatımda böyle bir sonuç çıkması muhtemel. Kurulacak olan Kürdistan’ın neye ve kime hizmet edeceği gönemli. Bunun ipuçları çok umut vermiyor. Örneğin Kürdistan’ın kurulması Kürtlerle müzakere edilmelidir. Kürdistan’ın kurulması Kürtlere hizmet etmelidir. Bunun için öncelikle Güney Kürtlerinin kendi içlerinde birlik olmaları gerekmez mi? Bakıyoruz ki hala herbir parti ayrı ilişkiler içinde. Hala hükümet, başkanlık, parlamento işlemiyor. Tek taraflı bir darbe durumu sürüyor. siyasiler ranta bulaşmış kazandıkları paraları kuracakları ülkede tutmuyor yurt dışına kaçırıyorlar. Yani toplumlarına, liderlik ettikleri ülkelerine güvenmiyorlar.

Diğer Kürt parçalarını yok sayıyor. Kürdistan’ı sadece Güney ile sınırlıyorlar. Öteki bölgelere de yine çıkarları ölçüsünde yaklaşıyorlar. Hakeza Güney Kürdistan 25 yıldan fazladır fiili bir bağımsızlığa sahip. Bu süre boyunca kendi sistemini kuramadığı gibi, diğer bölge Kürtlerine de bir sahiplik yapamamış, aksine negatif yaklaşım sergilemişlerdir. Şu anda bile bağımsızlık arayışı bir parça ile sınırlı olsa dahil tüm Kürtlerin umudu temsili olabilmeli. Ama bunun işaretleri çok az. Söylem olarak diyebiliriz ki Kürdistan’ın kuruluşu en çok Kürtlerle müzakere edilmeli. Kürtler eliyle sahiplenilmeli. Eğer yöneticileri kendi halkından ziyade bağımsızlık arayışı için ABD’ye Türkiye’ye Avrupa’ya, İran’a, Suudi Arabistan’a gidiyorlarsa, kuracakları Kürdistan’da onlara gebe olacaktır.

Mesele artık Kürdistan’ın olup olmayacağı değil. Mesele kimin Kürdistan’ı olacak.

Related Articles