Trump’tan İsrail’e Kudüs öpücüğü – Ömer Çiftçi

Ortadoğu’nun her noktası nazik olduğu kadar küçük bir dokunuşla yangın yerine dönmekte olduğunu defalarca şahit oluyoruz. Ortadoğu’nun bitmeyen bin bir türlü derdi, nereye el atılsa bomba gibi patlamaya hazır; bölgenin herhangi bir devletine, kentine, camisine, kilisesine ufak bir dokunuşla dünyanın ana gündemine oturuyor.

Ortadoğu’da neredeyse her ülkenin yumuşak karnı sayılan ‘’heterojenik nüfus yapısı’’ndan dolayı dinsel, mezhepsel ve etnik olarak kanlı çatışmalara ve büyük savaşlara sahne oluyor/olmaya devam ediyor.

Ortadoğu’yla yakından ilgilenenlerin gözü dün Katar krizi ve Kerkük’teydi. Bugün ise Suudi Arabistan’ın iç darbeyle ilgilenmesinin yankıları arasında Suriye hezimetinin acısını yeni cepheyi açarak İran’ı sıkıştırmaktır. Bunun için Lübnan Sünni Başbakanı Hariri üzerinden savaş kapılarını araladı ama tutmadı. Yemen ve Suriye iç savaşını da ayrı bir yerde not edelim.

Şuan ise İsrail ve Filistinli Araplar arasındaki mücadele dünyada en uzun süren anlaşmazlıklarının kodları olan Kudüs ve Filistin’in kurtuluş mücadelesinin ana fay hatlarının çözülmemesi masada dururken, ABD’nin en son başkanı Donald Trump kendisinden önceki başkanların yerine getirmekten çekindiği ‘’Kudüs’ü İsrail’in başkenti’’ sayan yasayı resmen imzalayarak hayata geçirmesi bir anda Müslüman aleminin tepkisi dünyanın gündemine oturdu.

KUTSAL ŞEHİR: KUDÜS

Arapça El Kuds, İbranice Yeruşalayim olarak adlandırılan Kudüs, üç semavi din olan İslam, Yahudilik ve Hristiyanlık için kutsal mekanlarının bulunması, kentin tarih boyunca uluslararası öneme sahip olmasına yol açtı. Kutsal yerlerin önemli bir kısmı Doğu Kudüs’te yer alıyor. Kutsal bir şehir olmasından dolayı çok kere el değiştirdi, çok sayıda savaşa sahne oldu ve defalarca yıkıldı, yeniden inşa edildi.

Kudüs, birçok kutsal yeri içinde barındırıyor. Binlerce yıllık tarihi yükü taşıyan Kudüs dar sokakların ana merkezi Eski Kenti dört bölümden oluşuyor. Müslüman, Yahudi, Hristiyan ve Ermenilerin yaşadığı mahalleler olarak sıralanıyor. Eski Kent’in etrafı ise kalın, taş duvarlarla çevrilidir.

YAHUDİLERİN YERUŞALAYİM’İ

Müslümanların Kudüs dediği şehir Sami kavminden Kenaniler tarafından kurulmuştu ve adını dönemin en büyük tanrısı Salem’den almıştı. Yahudiler için kutsallığı, Mescid-i Aksa’nın hemen altında yer alan ve Hz. Süleyman döneminde yapılan tapınağa ait olduğuna inanılan Ağlama Duvarı yer alıyor. Yahudilik inancının en kutsal mekanı Ağlama Duvarı’dır.

MÜSLÜMANLARIN KUDÜS’Ü

Memlükler döneminde kısaca Al-Kuds ya da Kudüs denilmeye başlandı. Hz. Muhammed (SAV)’ın Kudüs’te göğe yükseldiğine inanılır. Bundan ötürü Halife Abdülmelik, 691 yılında Kudüs’ün kutsallığının önemini arttırmak için, Hz. Muhammed (SAV)’ın Miraç sırasında ayağını bastığına inanılan taşın üstüne Kubbetü’s Sahra’yı inşa ettirmiştir.

Müslümanlar için en kutsal yerlerden biri kabul edilen Mescid-i Aksa ve Kubbet’üs Sahra’nın bulunduğu Harem-üş-Şerif, Doğu Kudüs’te yer almaktadır.

KUDÜS EL DEĞİŞTİRDİ

Kutsal şehir tarih boyunca sürekli farklı devletlerin egemenliği altına girmişti. Osmanlı İmparatorluğu 1517’de Memlüklerden alarak daha sonra dört yüz yıl kontrolü 1917’de son buldu. Sykes-Picot gizli antlaşmasıyla Filistin toprakları İngiliz manda yönetimine girdi. 1917’de, İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur Balfour, Filistin’de Yahudi halkları için bir vatan kurulması sözü verdi. Tam da bu yıllarda dünyaya serpilmiş Yahudiler kafileler halinde ata yurduna dönmeye başladılar.

1948’e gelindiğinde ise son İngiliz askeri Filistin’i terk ettiği ertesi gün İsrailler devletin kurulduğunu ilan ettiler. Filistinliler ise 1948’i “El Nakba” yani “Felaket” diye anmaya başladılar. Bunun nedeni İsrail’in kuruluşuyla yaklaşık 750 bin Filistinli, topraklarından, evlerinden kopmak zorunda bırakıldı ya da sürüldü.

Araplar bunu asla kabul etmediklerinden dolayı savaşın perdesini açtılar. İsrail’e açılan her bir savaşta İsrail’in lehine sonuçlanıyordu. Yine İsrail’e açılan 1967 yılındaki Altı Gün Savaşı’nda o zamana kadar Ürdün’ün kontrolü altında bulunan Doğu Kudüs’ü kontrolü altına alarak o tarihten bu yana da İsrail işgali altında bulunuyor. Takvimler 1980’i gösterirken İsrail’in parlamentosu kabul ettiği yasayla Kudüs’ü ‘’ Tam ve birleşik Kudüs İsrail’in başkentidir’’ ilanı oldu. Bu yasanın başka içeriği ise Kudüs’te yaşayan Filistinlilere/Araplara vatandaşlık verildi.

Böylece Kudüs ve Filistin toprakları bir kez daha el değiştirmiş oldu. İsrail’in Yahudileri dünyanın dört bir yanında serpilmiş tohumlar gibi yüzyıllar süren zulüm ardından atalarının topraklarına geri dönüş ama barış ve güvenlik için istikrar getirmedi. Komşularıyla pek çok kez bölgesel savaşlar yaşadılar ve yaşamaya devam etmektedir. Filistinlilere kalan bakiye ise sömürgecilik, sürgün, askeri işgal ve onu izleyen kendi kaderini tayin etme hakkı mücadelesi getirdi.

İsrail’in Kudüs işgali uluslararasında hiçbir zaman kabul görmedi. 1980 yılında Kudüs’ü tümden başkent yapma kararını tanıyan hiçbir devlet bugüne kadar adım atmış değil. İsrail büyükelçiliğini Kudüs’te tutan hiçbir ülke bulunmuyor. Bir yandan da Filistin yönetiminin ileride kurulması muhtemel Filistin devletinin başkenti olarak görüyor. Oslo anlaşmalarında Kudüs’ün statüsü barış görüşmelerinin ileri aşamalarına bırakılmıştı.

Türkiye’de yaşayan insanların çoğu bihaber oldukları İsrail devletine ait cumhurbaşkanlığı, başbakanlık, bakanlıklar ve meclis gibi resmi kurumlar Kudüs’te yer alıyor.

TRUMP’IN HAYAT ÖPÜCÜĞÜ

Donald Trump 2016’da seçim vaatleri arasında Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımanın sözünü her başkan adayı gibi söz vermişti. Ne oldu da bu bencil, çılgın ve tüccar kafalı adam elçiliği Tel Aviv’den Kudüs’e taşıma kararı aldı?

Daha önce Baba Bush, William Jefferson Clinton, Oğul Bush en son Barack Hussein Obama ‘’Kudüs, İsrail’in başkenti olmalı’’ sözü verilmişti ama tepkilerden çekindikleri için bu söz havada kaldı.

1995 yılında ABD kongresinde yapılan bir tasarıyla hayata geçen kanun ‘’altı ayda bir, ABD başkanın imzaladığı feragatnameyle sürekli erteleniyordu. Taa Trump delisi imzalayana kadar sürüyordu.

Trump’ın imzasıyla, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararlarını delen bu adım başta Avrupa devletleri ve uluslararası sahnede kabul görülmüyor, her devletten olumsuz yönde bölgeyi tersyüz edecek bu adımdan vazgeçilmeli açıklamaları geliyor.

Trump’ın bu manevrası kendi başkanlığının tehlikede olduğu bu dönemde, gün yüzüne çıkmış Rusya dosyasını iliklerine kadar hissediyordur. ABD Kongresi’nin Başkan Trump’ı başkanlıktan azletmeyi oyladı. Ezici bir çoğunluğu Trump lehine oy kullandı ve dokunulmadı.

Donald Trump kendini bu süreçte bulmasının nedeni seçim kampanyası döneminde ekibinin Rus yetkililerle ilişkiler içinde olmasından dolayı ABD başkanlık seçimlerine usulsüz etki etmesinin bahsi geçiyor.

Trump’ın Kudüs öpücüğü hem ülkesinin içindeki bulunduğu siyasi sıkışmışlıktan kurtulmak hem de Filistin davasına sarılanların maskesini düşürmektir. ABD başkanların hiç de cesaret edemediği Kudüs girişimi Trump’ın imzasıyla hayata geçti. Trump’ın bu çılgın cesareti bölge ülkelerinin kendilerine muhtaç olduğunun ve danışıklı bir hamle olduğunu gösteriyor. Katar’ın başını ezmekle meşgul olan Suudi Arabistan ve yaveri Birleşik Arap Emirlikleri Sünni blokunu yönetmekte zorlandığı; Yemen’i Suudi kılıcı ile kana bulmaya devam eden Kraliyet sarayı; Irak-Suriye-Hizbullah hattını kırmak için kibritin başını Lübnan Başbakanı Hariri üzerinden denendi. İran düşmanlığı yüzünden Körfez monarkları ABD-İsrail siyasi politikasında ortak olmalarına neden oldu.

Trump Şii-Sünni çatışmasının şiddetli olduğu bir dönemde Kudüs’ü aradan çıkarmak hiç de eskisi kadar zor olmayacağını bildiği için bu akıl almaz hamleyi sahaya sürdü. Trump delisi, belki de ateşe benzin dökmekle Suriye’den sonra daha gerilimli daha da çetrefil hal almasını amaçlamıştır.

***

Trum’ın imzasıyla İslam ülkelerinin liderleri için oy devşirmek ve kahramanlıklar sergilemesine fırsat doğdu. Bol kırmızı çizgiler çizmekle meşgul olan İslamcı liderlerin izinde gidenler daha önce portakal şişleyerek Hollanda’yı, Coca Cola’yı dökerek protesto yapanların doluştuğu Çin malı İslamcılar Filistin davasına lafta ve destanlar dizerek sahip çıkmaya çalışıyor.

Çoğu İslamcıların bilmediği Filistin’in ismini gazeteci ve yazar İbrahim Sediyani şöyle açıklamış: ‘’Oraya ‘Palestina’ (Filistin) adını verenler Romalılar ve Haçlılardır. Müslümanlar oraya ‘Yahudiye’ demişlerdir, yani ‘Yahudilerin vatanı’. Bugünkü bizim İslamcılar da Müslümanların kullandığı ismi ‘ihanet’, ‘Siyonizm uşaklığı’ olarak görür ve Haçlıların kullandığı ‘Filistin’ ismini kullanırlar, hatta bu isme ‘kutsal bir isim’ muamelesi çekerler. (1)

İslamcıların Filistin davasına nasıl baktığını çok iyi bilen küçük Hanzala bile bir Arap olarak tecrübelerine dayanarak iyi, kötü her çeşit insanı bilir. Savaş alanlarında kimin savaşıp, kimin sadece boş laflarla konuştuğunu öğrenmiştir.

Gerçek Filistin davasına sahip olanlar orada yaşayan mazlum halk ve taş atan çocuklardır. Lafla sahip çıkanlarsa Kerkük için ‘’beş bin savaşçı hazırdır’’ diyenler buyursunlar İntifada’ya katılsınlar.

Kaynak:

1- İbrahim Sediyani, ‘’Selahaddin Eyyubi ve Yahudi Düşmanlığı’’, Sediyani Haber, 23-07-2017

oanzaf@outlook.com

Related Articles