Home / GÜNCEL BÖLGESEL GLOBAL HABERLER / Dünya / Trump’a en az iki Nobel Barış Ödülü verilsin-Aykan Sever

Trump’a en az iki Nobel Barış Ödülü verilsin-Aykan Sever

ABD, emperyalist hiyerarşi içindeki yıpranmış olan pozisyonunu tamir için gündeme getirdiği “yeni” hegemonya stratejisini önceki gün Filistinlilere dönük düzenlenen İsrail katliamıyla sergilemeye başladı. Trump’ın onca kabine değişikliğinden sonra, (ABD’nin aylar önce yayınlanan yeni “güvenlik” belgesiyle de uyumlu) Neo-con Bolton-Pompeo ikilisiyle birlikte “nihayet” bu kanlı politikaları icra edecek ritmi yakaladığı görülüyor.

Trump’ın iktidara geldiği günden beri öncelikli hedefi olan İran’a karşı geçen hafta nükleer anlaşmadan çıkıp, yeni yaptırımları gündeme getirmesi de herhangi bir meşruiyet arayışı içinde olmayan, her şeyi oldu bittiye getirmeye çalışan “yeni” politik tarzın bir yansıması. Militarizme dayalı bu politik yaklaşım nihayetinde tek düze değil, fakat özü itibarıyla hegemonya kurucu, kendi düzenini tesis edebilecek temelden yoksun. Çünkü “Önce Amerika” sloganında da somutlandığı üzere, dünyanın geri kalanına bir şey vadetmiyor. Yaşanan durumda görünür olan şey daha çok savaş, gerginlik ve kaos politikaları. Afganistan ve Irak ABD emperyal aklının başarısızlığının sergilendiği alanların başında geliyor. Her iki ülkeye dönük ABD saldırılarının ardından yıllar geçmesine rağmen bırakın barışı, bombaların patlamadığı bir gün eksik olmuyor. Geçtiğimiz hafta içinde Afganistan’da yaşanan saldırılarda 300’e yakın asker öldü, 400 kadarı da yaralandı. Geçen yıl on bin Afgan askeri öldü. Burada sivil kayıplar, göçmenler, ölen Taliban ve DAİŞ üyelerinin sayıları da o kadar çok ki çoğu zaman istatistiği bile tutulmuyor. Peki dünyanın bir numaralı gücünün başkanlık koltuğunda oturan şahıs ne yaptı? O eşsiz öngörüsüyle Afganistan’a geçen yıl “Bombaların Anası”nı salladı, sonuç ortada…

Son günlerde dünyanın başka alanlarında attığı adımlar da militarizmi tırmandırma yönünde. Örneğin Kuzey Atlantik’te Rusya’ya karşı 2. Filo’yu yeniden kurmaya başlaması, Arnavutluk’a yeni bir askeri üs açma girişimi, Romanya’da yapılan Türkiye’nin de katıldığı askeri tatbikat bu kapsamda sayılabilir. Yine bu çerçevede, (hepsinin kendine özgü yanları ve gelişim seyirleri olmakla birlikte) Belarus, Kazakistan ve Ermenistan’daki gelişmeler de en nihayetinde Rusya’nın inisiyatifinin törpülenmesi olarak görülüyor.
ABD yönetiminin bu adımlarında temsil ettikleri silah ve petrol endüstrisi sermayesini gönendirmek anlamında elbette bir tutarlılık var. Ama bu yaklaşımın hegemonya kurma şansı yok. Bunun birçok nedeni var. Öncelikle asıl çekişilen Çin’in ekonomik gücünün ABD’nin bu haliyle sınırlama olasılığı yok. Bunun yerine, öncelikle Çin’in hegemonya stratejisi “Bir Kuşak Bir Yol” projesindeki önemli ortaklarından İran’ın topraklarına yeniden paylaşım savaşının yıkılması bugün değilse yarın kaçınılmaz. Bu merhaleye gelmek için doğal olarak Ortadoğu’da İran’ın nüfuzunda diye düşünülen ülkelere el atılacak. Suriye, Lübnan, Yemen, Irak gibi. Atılan adımların temelinde bu yatıyor. Doğal olarak böyle bir gelişmede bölge halklarının tamamı ciddi olarak her anlamda tahribata uğrayacaktır. Ayrıca bugüne kadar devrimci kazanım adına ne varsa tasfiye riskiyle karşı karşıya kalacaktır.

Yine ABD’nin stratejisinin önemli bir dayanağı olan “Sünni Müslümanlar”la ilişkisi DAİŞ vb organizasyonların bırakın varlığına son vermeyi aksine geçen hafta sonu Paris ve Endonezya’da gerçekleşen saldırılarda olduğu gibi postmodern savaşın küresel bir aktörü olarak kalıcılaşmasına fiilen yardımcı oluyor. Yaygın katliamların Müslüman nüfusun yoğun olduğu ve kısmen saldırıların son bir kaç yıldır gündemde olduğu Pakistan, Hindistan, Filipinler, Malezya olmak üzere bölge ülkelerine de maalesef sıçrama olasılığı var.
Dünyayı yeni yıkımlara sürükleyeceği ve hegemonya kurma anlamında başarısız olacağı açık olan ABD’nin bu politikasının bedelini Amerikalıların da ödeyeceği günler gelecek. Hali hazırda var olan sorunlar artan ırkçılıkla birlikte katlanarak büyüyecek ve Amerikan toplumunun da bütünlüğünü zorlayacaktır. Özetle “Önce Amerika” pekala en azından bildiğimiz Amerika’nın sonu olasılığını doğurabilir. Bitirirken K. Kore ile olan gelişmeler nedeniyle Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilen o muhteşem insan mı sordunuz, bence bir değil en az iki “barış” ödülü verilmeli. Çünkü son olarak İran-Irak Savaşı sırasında İsrail’in silahlarını, İran’a satıp Nikaragua’da halkı katleden kontralara kaynak olarak aktarma suçunun işlenmesinden yargılanmış, mahkum edilmiş Oliver North’u Ulusal Silah Derneği(NRA) başına getirerek bunu fazlasıyla hak etti.

Yeni Özgür Politika

About Editor Editor

Check Also

Türkiye için Arjantin ve Malezya dersleri-Hayri Kozanoğlu

Malezya’da değişmez gibi görünen değiştiği, devrilmez zannedilen devrildiği için insanın içinden haliyle sevinmek geliyor. Ne …

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *