TKP: Parçalanma fobisi Suriye aşkı Efrîn halkına düşmanlık-Ziya Ulusoy

TKP’nin karekteristik özelliklerinden biri komünizm ve işçi sınıfının bağımsız çizgisi lafzını çokça edip, bu kavramların niteliğine ihanet eden görüşler yayması ve pratik sergilemesidir.

TKP, bu özelliğini faşist diktatör Erdoğan’ın Efrîn işgali savaşında da gösterdi.

TKP, 21 Ocak’ta “Çekin Suriye’den Elinizi” bildirisini yayınladı (haber.sol.org.tr). Bildirisinin adı bile “Üçüncü dünya” devletçisi sosyal şovenizmi yansıtıyor. TKP ‘Suriye’den elinizi çekin’ diyerek söze başlamakla, Efrîn’in Kürt ulusunun yurdu olduğu gerçeğini, Suriye Arap ulusu, burjuvazisi ve devletinin çıkarı için reddediyor. Efrîn işgaline izin veren ve hava bombardımanını engellemeyen, Erdoğan’ın ilhakçı savaşını BM’ye bile götürmeyerek YPG’nin yenilmesini sağlamaya çalışan Suriye rejimini savunuyor. Fakat Erdoğan’ın savaş makinası karşısında Efrîn halklarını ve demokratik halkçı yönetimini asla savunmuyor.

TKP, “bugünkü operasyon” nitelemesiyle, F-16’larla ve napalm ile misket bombalarının da kullanıldığı, havadan, gelişkin tank ve toplarla karadan ve Efrîn’in üç yanından yapılan savaşı aşırı hafifseyerek, çok da önemli değil bilincini yaymaya çalışıyor.

“Evet, Suriye’de ABD ve onun “müttefik” olarak gördüğü unsurlar tüm bölge halkları için olduğu kadar Türkiye için de tehdittir.”(TKP bildirisi)

ABD Türkiye’de 70 yıl boyunca egemen emperyalist güç olarak, Erdoğan ve burjuvaziyi destekliyorken, Türkiye halklarını eziyorken, “Türkiye için ..tehdit” değil, halklar ve demokratik güçler için tehdittir. Sınıf işbirlikçi “Türkiye için” söylemi, Kürt halkına karşı geliştirilen savaşla yükseltilmiş şovenizm virüsünden bulaşmıştır. “Millici”, ”yerlici” faşist cephenin yaydığı “ABD Türkiye’yi bölmeye çalışıyor”palavrasını, TKP liderleri de uzun süredir kongre kararlarıyla benimsediler. Bu nedenle sınıf işbirlikçi ve milli birlikçi “Türkiye için” kavramını öne çıkarıyorlar.

TKP, PYD/SGD, YPG’yi, Rojava Devrimi’nin öncü ve savunma güçlerini kastederek, “Türkiye için tehdit” gösteriyor. Bu güçler, Türk burjuvazisi ve devletinin sömürgeci/ilhakçı boyunduruğu için demokratik devrimci potansiyel bir tehlike. Kuzey Kürt halkını ve Türkiye antifaşist güçlerini de esinlendirdiği için ulusal özgürlükçü ve antifaşist bir tehlike.

Peki TKP ve bölge halkları için neden tehlike olsun? TKP “Türkiye’nin emperyalist projeler doğrultusunda parçalanmasının gündemde tutulmasına karşı koymadan işsizlik yoksulluk özelleştirme sendikasızlaştırma gibi başlıklarda söz sahibi olamayacaktır” (8.Kongre, tkp.org.tr) şovenist fobisini paylaştığı için, Rojava Devrimi’nin güçlerini kendisi ve bölge halkları için Efrîn işgali ve savaşında da düşman göstererek ezilmesine kayıtsız kalıyor. Çokça lafzını ettiği enternasyonalist sınıf tavrını bir anda şovenizmin uçurumuna atmakta tereddüt etmiyor. TKP, şovenist “bölünme” fobisiyle, Kürtlerin statüsü yıkılsın ve oluşturdukları demokratik halkçı örgütleri yok edilsin de, gerisi önemli değil. Çünkü, TKP, Erdoğan diktatörü gibi, “Türkiye’yi etkilemekte olan terör saldırılarının… önemli bölümünün emperyalist merkezlerden kaynaklandığı”, “Kürt siyaseti, …ABD(nin)… Türkiye operasyonlarına kirli ve kanlı bir biçimde dahil olmakta” şovenist yalanını ileri sürüyor. Bu yalan doğrultusunda tavrını belirliyor.

TKP liderleri, emperyalistlerle it dalaşında faşist Erdoğan’ı savunurlar: “Erdoğan’ı iktidara taşıyan…uluslararası operasyon(a) …zamanında karşı duranlar, aynı operasyonla Erdoğan’ın köşeye sıkıştırılmasına veya alt edilmesine de karşı dururlar”(K. Okuyan, Erdoğan Atatürkçü Olursa, 31.10.17 haber.sol.org.tr)

Ama, Erdoğan faşizminin Efrîn işgaline, yayılmacı savaşına karşı, Kürt halkını ve demokratik güçlerini savunmazlar. Hatta , “kendi hükümetinin yenilgisini istemek” tavrını, Lenin’in 1. emperyalist savaşta hakim kılmaya çalıştığı tavrı takınamayacak kadar şovenizme batmışlar.

TKP’nin Efrîn işgaline karşı bildirisi, sonuçta Suriye’nin dıştan saldırıya uğramasına karşı sözlü tavırla yetiniyor. Dışarıdan “Suriye’ye savaş”a karşı bile-eğer savaş Kürtlere yöneltilmişse- mücadele etme gereğini görmüyor. Esad rejimi ile bu işgal çatışmaya girme safhasına vardığında, TKP, üçüncü dünyacı millicisi duyguları depreşerek ilgisizliği bir kenara bırakıp savaş karşıtı ajitasyonu o zaman yoğunlaştıracak.

TKP liderleri, şovenizme o denli batmışlar ki, şimdiye değin, Efrîn’deki direnişi tarafsız bir tutumla vermekten bile kaçındılar. Kapitalist sınıfın ve Erdoğan’ın, işçi sınıfı ve ezilenler üzerindeki sınıfsal baskı aracı olan TSK’nın haberlerini vermekle, yaratılan şovenist mutabakata uyum sağlama hoşnutluğuyla hareket ettiler. Efrîn’de Erdoğan’ın sivil halkı katlettiği gerçeğini bile, ANHA’dan vermekten kaçındılar, üzerini örttüler, Rusya’nın 9. günden sonra bu gerçeği bir kez dile getirmesi üzerine açıklamasını vermekle yetindiler.

Vurgulayalım sessiz kaldıkları savaşın “savaş hali” rejimi ve şovenizm anaforu, TKP’yi yutma ile ezme ikilemiyle karşı karşıya bırakacak. Perinçek’le aynı batakta olmamaya biraz dikkat eden TKP liderleri sosyal şovenizm olan Erdoğan’ın işgal ve savaşına karşı mücadelesizliği sürdürecekler. Arkasına şovenizm rüzgarını alan Erdoğan faşizmi, uğursuz zaferler kazanınca içerde faşist mengeneyi sıkacak, tarafsız kalanları da zindanla hizaya getirmeye çalışacak. Susan TKP kendisine de sıra gelince, belki o zaman savaşa karşı mücadele yolunu tutacak ama iş işten geçmiş olacak.

Erdoğan’ın işgal ve savaşına karşı TKP’li kadrolar, sıranın kendilerine gelmesini beklememeli, şimdiden seslerini yükseltmeli, TKP liderlerinin ve bildirisinin utanç verici sosyal şoven tavrını bir kenara atmalı, Erdoğan’ın kirli ve kanlı savaşına karşı mücadele yolunu tutmalıdırlar.

254
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Related Articles