Teştek Köyünden Alınan Dört Ermeni

Yeniden doğumun, güzel anların yıl dönümlerini anmak varken bizler bir acının yıl dönümüne yine geldik. Üstünde yaşadığımız güzel coğrafyanın kötü, barbar yönetimi olunca acı, katliam ve göz yaşı halkların tarihlerine bir yıl dönümü gibi kazılmış oluyor.

Ermeni soykırımının yüz ikinci yılı olarak anılan bu acı günüde aslında, Anadolu ve Kürdistan’da yaşayan halklar bir bütün olarak hedef alınmıştır. 1915 yılda Ermeni halkıyla birlikte Süryani, Asuri, Rumlar ve Kürt Êzidiler de soykırıma uğramıştır. Adeta imparatorluk sınırları içinde yaşayan tüm azınlıklar ve kimlikler katliamdan geçirilmiştir.

Abdülhamit”le başalayıp İttihat Terakkiyle devam eden katliam zinciri 1915 doruğa çıkar. Bilindiği gibi 1915 yılında yaşanan bu katliamda sağ kalanlar canlarını kurtarmak için zor şartlarda açlık, susuzluk içinde kendisini en yakın ülkelere atmaya çalışmışlardır. Suriye, Ermeni ve Süryenilerin kendilerin kurtarmak için atıkları yerlerden biri olurken, yine Irak Ermeni, Süryani ve Êzidi Kürtlerin sığındığı yer olmuştur.

Barbarca katliam karşısında kendilerin en yakındaki yerlere atan bu halklar İmparatorluk içinde de sığındığı yerler oluyor. bunların başında Dersim bulunmakta. Erzincan, Sivas, Erzurum ve Harput’da yaşayan Ermeniler katliamdan kurtulmak için Dersim dağlarına sığınıyor.

Bilindiği gibi Seyit Rıza’nın kendisine sığınan Ermenileri geri vermesini isteyen Osmanlıya söylediği şu söz hala dillerdedir ”Bizde yaralı Ceylan Kurda teslim edilmez”.

Dersim’in Teştek (Atadoğdu) Köyünde yaşayan dört Ermeni 1915 katliamından kurtulmuş Ermeni halkının evlatlarında dı. 1937’de başlayan Dersim katliamına kadar hayatlarını normal sürdüren bu insanlar için, hayat yeniden katliama dönüşür. Teştek Köyüne gelen Türk askerleri tarafından üçü kardeş olmak üzere dört Ermeni köyden alınarak götürürler ve bir daha kendilerinden haber alınmaz.

testek köyu

Bu konuda kendisiyle Dersim katliamına ilişkin görüştüğümüz ve Dersim katliamı yaşandığında dokuz yaşında olan sayın T. Kılıç kısada olsa ilginç bilgiler vermekte.

İsimlerini hatırladığı bu dört Ermeni’ye ilişkin bilgiyi,
-sizin köye askerler geldi mi girdiğinde ne yaptılar sorusuyla cevaplamaya başlar.
T. Kılıç: … ama bizim köye bir sefer asker girdi sadece, oda üç tane Ermeni kardeşi, dört tane vardı onları topladılar aldılar gittiler.
– O 38 öncesi mi oldu?
Kılıç: Yok 38 de
– 38 döneminde oldu?
Kılıç: Evet
– Peki bu götürdükleri Ermenilerin isimlerini hatırlıyor dun galiba?
Kılıç: Hee
– İsimleri nelerdi bu Ermenilerin?
Kılıç: Arut vardı, Ağacan, Dikran birde Gulor vardı
– Bunlar alıp götürüldü?
Kılıç: Hee
– Peki ne yapıldı alıp götürüldü?
-Kılıç: Götürdüler kırdılar ne ettilerse bilmiyorum, kırdılar.
-Peki ondan sonra hiç rastlamadınız cenazeleri görmediniz değil mi
Kılıç: yok yok
-söylediler mi, Duymadınız mı peki nerede öldürdüklerini?
Kılıç. Valla ne bilem duyduğumuza göre Kızıl Mezranın altında vurmuşlar. Orayı duyduk.
sayın T. Kılıç’ın Röportajı Dersim katliamına ilişkin anlatımlarla devam ediyor devamını başka bir yazıya bırakalım.

Osmanlı döneminde katliamdan kurtulan bu insanlar ne yazı ki 1937 de Atatürk’ün emriyle başlayan Dersim katliamında Kürtlerle birlikte katledilir. şimdi tekrar soralım Dersim Teştek Köyünden alıp götürülen Arut, Ağacan, Dikran ve Gulor ismindeki bu insanlar ve onlarla aynı kaderi paylaşan binlerce Kürt, Süryani, Asuri, Rum ve diğer katliam kurbanları hakkında belgeler ne zaman açıklanacak ve özür dilenecek?

Düzgün VEROZ

Related Articles