TC, DAİŞ’le çatışmasında bindiği dalı kesti. Stratejisi Çöktü

Türk devleti Daiş ile ilişkili olduğu süreçte etkiliydi. Avrupa’ya karşı Daiş kartını kullanabiliyordu. Bazen bizzat örgütleyerek Avrupa’ya gönderip eylem yapmalarını sağlamakta ve alttan alta Avrupa’yı tehdit etmekteydi. Bazen ABD’nin Rojava’ya yaklaşımını sınırlandırmak için Daiş’i bir koz olarak ileri sürüyor, daha iyi partner olacağını belirtiyordu. Ya da ABD, YPG ile ilişkileri geliştirdikçe o  da Daiş’e gizli veya açık destek vererek denge unsuru oluşturuyordu. Hakeza başı sıkıştığında, İsrailli, Alman turistlerin öldürülmesi için, iç muhalefeti bastırmak için Suruç, Ankara, Adana, Diyarbakır saldırılarında olduğu gibi Daişi ya kullanmakta ya da  komplolarına, entriklarına perde yapmaktaydı.

Son olarak Suriye topraklarına girmek için Kilisi bombalatmış, Antep’te Kürt düğününde bomba patlatmış ve bunları da Daiş’e yıkarak kendisine saldırı bahanesi yapmıştı.

Suriye’de ilerleyebilmek için Daiş’le danışıklı çatışmalar yapmış, daha ziyade silah vermiş ve rahatlıkla ilerlemişti. Taa ki Bab’a kadar. Burası artık Daiş’in dur dediği nokta idi. Muhtemelen Bab’ı almak yerine TC ve Daiş birlikte başta menbiç olmak üzere YPG bölgelerine saldıracaklardı. Ama ne olduysa artık Türkiye Bab’ı da almak istedi. Yine Rakka’dan bahsetti ve bunu pazarlık masasına oturttu. Muhtemelen Rusya’dan cesaret aldı ve bunu ihanet olarak gören Daiş, Bab’da TC’ye sınır koydu. Çatışmalar başladı ve uzun süre TC takanıp kaldı. Zaten anlaşıldı ki askeri yollarla burayı alması mümkün değil. Aksine aldığı darbelerler büyük kayıplar vermekte ve bu TC’de askeri ve siyasi krize yol açıyordu.

Tam da böylesi bir dönemde YPG’nin Rakka’yı çevrelemesi ve hızla ilerlemesi, bir nevi TC’nin imdadına yetişti. Çünkü Daiş’in buraya artık güç kaydırması, birçok cepheye dağılması askeri açıdan anlamlı görülmüyordu. Yine Suriye’nin Kuzeye doğru ilerlemesi de Daiş’i öyle veya böyle zora sokacaktı. Bundan dolayı TC ile anlaşmalı olarak bölgeden çekilde ve bir gecede Bab, Kabaşin, Bzaa el değiştirdi. Elbet TC bunun karşılığında muhtemelen silah ve lojistik verdi. yine Kürtleri motivasyonunu dağıtmak, siyasi ve diplomatik alanda sıkıştırmak, silahlı güçlerini farklı cephelerde dağılmasına yol açmak ve Rakka ilerleyişini engelleme sözünü verdi. Nihayetinde de öyle yapıyor.

Ama nafile. Şu an Suriye ve Rojava yönetimi Türkiye’yi güneyden çevreledi. Bir nevi Türkiye’nin Daiş ile siyasi, askeri, lojistik bütün bağlarını kopardılar. Daha da ötesi Türkiye’nin elinden Daiş kartını aldılar.

Artık Türkiye ulusararası siyasette Daiş kozunu kullanamayacak. Daiş’e dayalı herhangi bir ülkeyi tehdit edemeyecek. Daiş’i bahane ederek iç muhalefeti bastırmaya kalkışamayacak. Hele hele Rakka’ya gitmeyi, bundan dolayı ABD’yi sıkıştırmayı, İncirliki kullandırmamayı vb hiç ileri süremez.

Sonuç itibariyle Daiş Türkiye için kullanışlı bir koz idi. Ve koz artık yok. Türkiye’nin Ortadoğu’da rolü ve etkisi de sınırlanacaktır. Tek söylemi aşağı PKK/PYD yukarı PKK/PYD olacaktır. Ama kimse bunu artık ne duyar ne dikkate alır.

Dikkat edin Suriye’nin TC’nin önünü kesmesi paralelinde Rusya Kürtlerin Cenevre’de yer alması gerektiği konusunda daha israrcı.

Ha bu arada TC’nin tüm çabası Afrin Menbiç bağlantısını kesip Kantonlar arası bağlantıyı kesmek değil miydi? Artık o yol açık. Suriye’nin geçiş bölgesinde Afrin ve Menbiç bağlantısı kuruldu.

Suriye rejimi de bunu kabul etmek zorunda. Hem Türkiye’yi sınırlandırmak. Hem Daişi sınırlandırmak, doğu bölgelerini güvenceye almak, hem Kürtlerle uzlaşmak için bunu yapmak zorunda.

Daha da önemlisi Artık Tankerlerle Kürd bölgelerinden Suriye’nin Halep ve diğer bölgelerine petrol akacak, yiyecek temini kosununda karşılıklı yollar açıldı. Afrin’den Ciziri’ye sebze meyve akacak. aynı şekilde Rojava’dan tüm Suriye’ye buğday akışı olacak.

Tabii ku buna askeri ve silah akışı da dahil.

TC, yeni bir kozu Barzani’nin roj peşmergeleri adını verdiği güçleri oraya taşıyarak etkili olmak istiyor. Bu başka bir yazının konusu olmakla birlikte ABD, Rusya, Suriye, Kürtler bazında kabul görmez. Çünkü bunun doğuracağı Kürtler arası krizi kimse şu an kaldıramaz ve uğraşmaz. Barzani’nin kendisi de buna çok yanaşmaz.

Türkiye, Erdogan, bindiğin dalı kestin. Şimdi Şehba’da da tutunamayacaksın. uluslararası hukuk açısından orda işgalcisin ve çıkmak zorundasın. Menbic’te Afrin’de kriz yapmak, Kürt güçlerini proveke etmek, ABD’yi ve Rusya’yı birşeylere zorlamak isteyeceksin. Ama hiçbir haklı gerekçen yok. aksine kaos ve kriz sebebe olacağın için. Bir an önce oradan çıkman için baskılarla karşılaşacaksın. Suriye rejimi, ABD, Rusya’nın orada sana bir ihtiyacı yok. Daiş gerekçesiyle ileri sürdüğün argümanların da artık kalktı. Öso unsurları da artık Cenevre de olsun. Rejim ve Kürtlerle ilişkiler bağlamında olsun, birbirleriyle çatışmalar ekseninde şekillensin artık inisiyatifinde olamaycak.

TC, Akdeniz’den Kandil’e Zagroslara Kadar Kürtlerle sarılmışsın. Umarım aklı selim hakim olur. uzlaşırsın. yoksa kaos artık senin içinde.

 

Related Articles