Home / KONUK YAZARLAR / Tahtta oturan aklın sürçmeleri-Aykan Sever

Tahtta oturan aklın sürçmeleri-Aykan Sever

ABD Devlet Başkanı Trump’ın züccaciye dükkanındaki kırıp dökmesinin bir türlü sonu gelmiyor. Beyaz fil bu kez kendinden öncekilerin eliyle yaptığını, diliyle icra ederek Haitilileri, El Salvadorluları ve Afrikalıları aşağıladı. Daha önce sergilediği “deha”sını katlayarak, bu kez “Ben ırkçı değilim” Tweetine sığındı. Bir an “bilimin gelişmesiyle en yakından ilgilenen ben…” diye sayıklayan bir başka rezillik abidesi aklıma geldi nedense.

Mesele Trump’ın sözlerinden ibaret olsa diyemiyoruz bu babda, çünkü ırkçılık yapan ve bunu inkar eden kişi ABD Devlet Başkanı koltuğunda oturuyor. Ve iş sözden de ibaret değil! Nitekim geçen hafta yaklaşık 800 bin göçmenin sınır dışı edilmesini engelleyen ve Obama tarafından yürürlüğe konulan DACA olarak bilinen programın muhtemelen öldüğünü ilan etti. Çocukken anne babaları tarafından Amerika’ya getirilen yaklaşık 800 bin göçmeni koruyan bu programın (şimdilik durdurulmasa da) geleceği Beyaz Saray ve Kongre arasında müzakere ediliyor. Ama “Önce Amerika” sayıklamalarıyla ülkesini ve dünyayı felakete sürüklemekte kararlı görünen aklın, yasal engellemeleri delmenin bir yolunu bulması, ülkesinde göçmenleri düşmanlaştırarak yaşayamaz hale getirmesi de pekala mümkün. Anayasasında “Bireylerin silah bulundurma ve taşıma hakkı ihlal edilemez.” gibi bir madde bulunan bir ülkede böyle durumlar yaratmak için bazen Trump gibi bir “deha” olmak bile yeterli olabilir.

Trump bir süre öncesine kadar nükleer denemelere son vermediği gerekçesiyle yeryüzünden silmekle tehdit ettiği K. Kore lideriyle “iyi ilişkim var” diyerek yeni bir tutarsızlık daha sergiledi. Başkan yaptığı yanlışı kendisi de fark edince “yine beni çarpıttılar, ben aslında iyi ilişkim olurdu” dedim diye suçu gazetecilere yıkmaya çalıştı. Peki Trump’ın K. Kore meselesinde niye dili bir anda sakarlaştı, çünkü komşu Koreler barışı konuşmaya başladılar. Trump’ın “dahi” aklı elbette o kadar uzağa gidemiyor. Ama savaşa çalıştığı kesin. Nitekim uluslararası basın geçen hafta, ABD yönetiminin “kullanılabilir nükleer silah” yapımı üzerine bir askeri programı açıklama hazırlığını duyurdu. İran’la yapılan nükleer sınırlandırma anlaşmasını tanımama yolunda olan ve K. Kore’yi malum nedenle tehdit eden ABD yönetimi, şimdi ise Rusya ve Çin’i “caydırma” amaçlı “kullanılabilir nükleer silahları” gündeme almış. Soğuk Savaş’ın Büyük Birader aklı “barış için savaş” maalesef burada da devrede.

Erdoğan rejimi-ABD ilişkileri

Her iki tarafında bir birine dönük beklentileri bitmiş değil. Karşılıklı salvo ve yoklamaların yakın dönemde de süreceği şimdiden ön görülebilir. Merkezi ABD’de bulunan Özgürlük Evi’nin (Freedom House), 2018 Dünyada Özgürlükler Raporu’nda Türkiye’nin ilk kez “özgür olmayan” ülkeler kategorisine düşürülmesi gibi örnekler muhtemelen daha da artacak. Ayrıca Zarrab davasının seyri, Ortadoğu’daki gelişmeler, Rusya ile rejimin yakınlaşması (S-400 meselesini kapsayacak tarzda) bu sürecin geleceğini tayin edici öğeleri arasında sayılabilir.

ABD basınına yansıyan bazı değerlendirmelere bakacak olursak, ABD’nin Erdoğan rejimine, özellikle Rusya ve İran’a karşı politikalarda ihtiyacı var. Ne kadar Erdoğan’dan hoşnutsuz olsalar da başka bir alternatif (A. Gül ile ilgili beklenti zayıf.) olmadığı ve Türkiye’nin gösterdiği yüksek ekonomik büyüme (yüzde 7) (neoliberalizme entegrasyon diye de okunabilir) ve silah satış beklentileri de olduğu için Erdoğan’la ABD’nin uzlaşma arayışı sürecek.

Özetle egemenlerin aklı elbette çoğu zaman olduğu gibi “jeostratejik gereksinimler” üzerinden çalışıyor. Halklarınki ise yeni bir dünya yaratma mücadelesi, özgürlük arayışı üzerinden şekilleniyor ve bunu neoliberal tiranlar engelleyemeyecek.

147
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

About Editor Editor

Check Also

Bizim Marx – Antonio Gramsci

Marx, bize kategorik buyruklar, mutlaklar ve karşı gelinemez normlarla yüklü, zaman ve uzam kategorilerinin dışında …

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *