“Sosyalist Türkiye, Sosyalist Kürdistan” dan düzenin kanatları altına sığınanlar…

Efrin’e dönük TSK ve beraberindeki çetelerin işgal harekatı kimin ne halt olduğunu bir kez daha görme fırsatı verdi. Kendine “sol” adı veren bir çok kesimin rejimin terörüne boyun eğdiği ve onun kanatları altına sığınmaya çalışmasından bugün açıkça söz etmek mümkün.

Diktatörlüğün insafına kendini terk etme işi elbette yeni değil ve çeşit çeşit. Bunlardan biri örneğin adı Sol-TKP olan bir camia. Başlıktaki slogan da onların SİP dönemine ait. Ama tabii böyle şeyler, iddialar unutulalı çok olmuş olsa gerek ki (daha öncesi de böyle şeyler yaptılar elbette) rejim ve çetelerin Kürt halkına karşı saldırısına sessiz kaldıkları gibi, yayınlarında rejimin ve çetelerin saldırılarını “tarafsız” bir biçimde yansıtmayı seçerken, örneğin Efrin Kantonu Demokratik Özerk Yönetimi’nin açıklamasına yer vermediler. O ara çok “isabetli” bir kampanya( NATO’dan çıkalım) uğraşıyor olup Perinçek’le kardeşleşmenin yolunu aramaktaydılar. Elbette insan hali, rejimin teröründen korkuyor olabilirsiniz, hatta zımni bir anlaşmanız olabilir, ama yazıktır günahtır, bu iş komünizm bayrağı altında yapılmaz, Erdoğan’ın paçavralarına sarınırsanız sizin için daha iyi olur.

Tabii “gelenek”le yatıp kalkan bu muhteremlere, faydasız olduğunu bilsem de, eski bir abilerinin son dönemde yayımladığı bir kitapta dile getirdiği öz eleştiriyi de hatırlatayım:

“Tarihin gerçek dilini çözdüğümde görüyorum ki, biz dün farkına varmadan “Türkiye Komünist Partisi” değil, “Türk Komünist Partisi” olmuşuz. Oysa komünist olmanın ayrıksı yanı en başta enternasyonalist olmasıdır. Hem enternasyonalist, hem ulusalcı olunamaz, olunursa da komünist olunamaz…

Bu nedenle dünün TKP genel sekreteri ve aynı zamanda bir Türk olarak geriye dönüp Kürt halkından, Ermeni halkından, bu topraklarda soykırıma, tehcire, asimilasyona, baskıya ve tenkile (yok etmeye) uğramış bütün halklardan özür diliyorum. Türk halkından da özür diliyorum, zira diğer halklar özgür olmadan halkım da özgür olamazdı.”(Elele Özgürlüğe -Nabi Yağcı-Belge yayınları)

Kendi kendini tekzip edenler

Son süreçte Birgün, Artı Gerçek, BBC Türkçe gibi yayınlarsa sık sık, düşünmeden taşınmadan yayımladıkları haberleri silmek zorunda kaldılar. Çünkü bu haberler ya Erdoğan’ın ağzından atılmış Yeni Şafak vari manşetlerdi ya da rejimin yalanlarıydı. Burada yeterince tecrübeli  olduğunu düşündüğüm gazetecilere ders verecek değilim. Yine de iyi bir okuyucu olma çabasında biri olarak hatırlatayım, bu yayın organlarının editörlerinin Erdoğan’la değilde kamu ile bir hukukları varsa eğer, haberlerini yayımlamadan önce biraz akıl süzgecinden geçirmeleridir. Sonra en azından yüzleri kızarmaz.

Komployla aklını bozanlar

Bunlar da çeşit çeşit. Bir kısmı geçmiş anılarına boğulmuş, uzun zamandır mücadelenin dışında, üstüne üstlük ülkede yaşamayan ve bu akılla kendi haricinde cereyan eden her şeyi bir komploya bağlama eğiliminde. Neymiş efendim “PYD Efrin’i ABD’nin direktifiyle satmış” . Bunlardan biri aynı zamanda lütfedip “Tabii sahada mücadele verenler ne olacağına karar vermeli” de demiş. Bıngıldağı oynamış bu muhteremlerden elbette sağlıklı bir değerlendirme beklemek zor.

Yine “PYD Efrin’in sattı” diyen komplocu akıllardan bir kısmı ise Esad sever. Rusya’nın kuklasına dönüşmüş Esad’a ve Rusya’ya işgaldeki paylarından dolayı soru sormak yerine Kürtleri suçlamak tabii ki en kolayı. Suriye’nin hava sahasını açan kim? Efrin’e saldıran DAİŞ dahil çetelerin sırtını sıvazlayan kim? Rusya-Esad ikilisi mi PYD mi?

Teröre maruz kalan insanlar elbette yozlaşabilir, çürüyebilir ama ama insanlık adına direnerek yücelebilir de. Siz onurunu ayakta tutanlardan olun.

Not: Bu kez bizimkilerden Dubai’nin zırvalıklarını anlatmaya sıra gelmedi artık bir dahaki sefere…

Medya Dedektifi

Dubai-18.Mart.2018

Related Articles