Sincar’daki Ezidiler olası Türk harekâtına hazırlanıyor – Fazel Hawramy

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 25 Mart’ta kuzey Irak’ın Sincar bölgesinde PKK’ya yönelik operasyon başlatıldığını söyledi. Trabzon ilinde kalabalık bir kitleye hitap eden Erdoğan “Sincar’a da gireceğiz dedik. Şimdi orada da operasyonlar başladı. İçeride dışarıda teröristlerle mücadele…” dedi.

Erdoğan’ın bu açıklamasından iki gün önce PKK militanları Sincar’daki siviller hedef olmasın diye bölgeden çekilmeye başlamıştı.

İslam Devleti (İD) karşıtı uluslararası koalisyonun önemli bir Ezidi nüfusa sahip Afrin’de Türkiye’nin topyekûn taarruzuna sessiz kalması, Sincar bölgesinde genç bir Ezidi savaşçı olan Dejvar’a devletlerarası realpolitik oyunda Ezidiler gibi azınlıkların yalnız olduğunu acı bir şekilde hatırlatmış.

Erdoğan’ın tehditlerine rağmen 25 Mart’ın ilerleyen saatlerinde Irak Ortak Harekât Komutanlığı yabancı hiçbir gücün Irak’a girmediğini, olağan dışı bir askeri hareketlilik bilgisi bulunmadığını açıkladı.

Afrin’den gelen haberler, 2014 yazında İD’in saldırılarından kurtulan pek çok Ezidi’yi karamsarlığa sevk ediyor. Afrin’de Ezidi tapınaklarının ateşe verildiği, Türk hükümetinden silah ve destek alan Özgür Suriye Ordusu’nun aşırıcı bazı unsurlarının bölgede kalan Ezidi sivillere zorla İslamiyet’i kabul ettirdiği iddia ediliyor.

Erdoğan Sincar’ı da “teröristlerden temizlemek” için “yeni bir Zeytin Dalı Harekâtı” tehdidinde bulunurken bölgedeki Ezidi siviller Türk F-16’larının sıradaki hedefi olmaktan korkuyor.

Irak ordusunun İkinci Tümeni’nde sekiz yıl görev yapan Dejvar, ağustos 2014’te İD’in Sincar’ı tarumar ettiği, binlerce Ezidi’yi öldürdüğü, esir aldığı, Ezidi tapınaklarını havaya uçurduğu günleri bizzat yaşamış. Irak ve Kürt güçleri Ezidileri kaderine terk ederken, Türkiye’nin ise İD’e katılmak için dünyanın dört bir yanından Rakka ve Musul’a giden yabancı savaşçılara geçiş yolu sağladığı iddia edilirken Dejvar, Ezidi sivilleri kurtarmaya Suriye’den Halk Savunma Birlikleri’ne (YPG) mensup Kürt savaşçıların geldiğine tanıklık etmiş. Dejvar, YPG savaşçılarının cesaret ve disiplininden o kadar etkilenmiş ki bölgede kalmaya karar vermiş ve daha sonra Sincar Direniş Birlikleri (YBS) diye anılacak yerel milis örgütünün nüvesini YPG desteğiyle kuran 30-35 kişilik Ezidi grubunda yer almış.

Dört yılın ardından YBS bugün 3 bin kişilik, son derece disiplinli bir güç konumunda. Ağırlıkla Ezidilerden oluşan YBS’de maaşlarını merkezi Bağdat hükümetinden alan Şii ve Arap savaşçılar da var. YBS üç yıl boyunca İD karşıtı uluslararası koalisyonun Sincar’daki kilit ortağı oldu. 350’den fazla YBS mensubu hayatını kaybetti, 1000’e yakını da yaralandı. 18 yaşına gelmemiş çocukları saflarına kattığı gerekçesiyle YBS uluslararası insan hakları örgütlerinden eleştiri de aldı.

YBS, PKK’yla ideolojik bağı olduğunu, savaşın ilk evrelerinde PKK’lı ve YPG’li “askeri danışmanlar” tarafından eğitilip desteklendiğini saklamıyor. YBS’nin kalesi sayılan Hanasur kasabasındaki elektrik direklerinde İD’le mücadelede ölen YPG, PKK ve YBS savaşçılarının posterleri asılı. Halen hapiste olan PKK kurucusu Abdullah Öcalan’ın posterleri ise dağlık Sincar bölgesinin her tarafında. Trafik polisinin araçlarında bile Öcalan’ın resmini görmek mümkün.

Şu an YBS’nin sözcülüğünü yapan Dejvar, Al-Monitor’la Hanasur’da yaptığı görüşmede şöyle dedi: “PKK’lı olsaydık gider Türkiye’de savaşırdık. Biz kendi toprağımızda, Irak sınırları içinde Ezidi yaşam biçimini, tarihimizi koruyoruz.”

Çeşitli milislerin sokakları arşınladığı Sincar kasabasının merkezinde ise Hamid İdo Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Benim için Türk ordusu ile İD arasında fark yok. Türk ordusuyla var gücümle savaşırım.”

Hâlâ savaşın izlerini taşıyan, elektrik, su ve iş sıkıntısının yaşandığı Sincar’ın güneyindeki ovalara 4 bin civarında aile dönüş yapmış durumda. Cihatçılarla üç buçuk yıllık savaşta yıkıma uğrayan bölgelerin yeniden imarı için Irak’ın yaklaşık 100 milyar dolara ihtiyacı var.

Kürdistan Bölgesi’nde yerinden edilmiş insanların barındığı bir kamptan Sincar’a dönen Yaser Hacı “Türkiye’yi burada istemiyoruz. Yeni bir savaş değil, hastanelerimizin, okullarımızın onarılmasını istiyoruz.” diyor.

Başbakan Haydar El Ebadi’nin ihtilaflı bölgelerde kontrolü geri alıp gücünü pekiştirdiği ve Kürt Peşmerge birliklerinin çekildiği ekim ayının ortalarından bu yana Sincar’da kontrol Irak ordusu ile Haşdi Şabi olarak da bilinen Halk Seferberlik Birlikleri’nde. Yıkıma uğrayan kentte eski İD sloganlarının yerini Şii milislerin sloganları alıyor. Örneğin bir duvar yazısında en çok bilinen İD sloganlardan biri olan “İslam Devleti baki kalacak.” sloganı Şiilerin büyük sevgi duyduğu Hz. Ali’ye atfen değiştirilmiş ve “Ali’nin devleti baki kalacak.” haline gelmiş. Ancak İD’in izleri tam olarak silinmiş değil. Duvarlarda üstüne çarpı atılmış Kürt bayrakları ve İD’in Arapça kısaltması olan “Daeş” yazıları görülüyor.

Bölgede farklı milisler kontrol mücadelesi verirken olası bir Türk harekâtının hedefi olması beklenen YBS savaşa hazırlanıyormuş gibi görünüyor. Dağlarda taze kazılmış topraklar YBS’nin derin ve uzun tünellerle sığınaklarını tahkim ettiği izlenimi veriyor. Tünel yapımının Türkiye’nin geçen sene Sincar’ı bombalaması üzerine başladığı anlaşılıyor. Bombardımanda yanlışlıkla vurulduğu söylenen beş Peşmerge mensubu ile bir genç hayatını kaybetmiş, hava harekâtını önceden haber alan YBS ise dağlarda saklanarak kendini korumuştu.

PKK militanlarının peşinden giden Türkiye son yıllarda Irak’ın kuzeyindeki dağlık bölgeyi defalarca bombaladı ve iki düzineden fazla sivilin ölümüne neden oldu.

Türkiye Sincar’a operasyon düzenlerse bu muhtemelen bölgedeki Ezidilerin sonu olur. 2014’ten sonra binlerce Ezidi zaten Avrupa ve ABD’ye göç etmiş durumda. Daha önce 33 binden fazla Ezidi ile dört Hristiyan ailenin yaşadığı Hanasur’da şu an sadece 2 bin kişi yaşıyor. Kasabada bir kafe işleten Dilşad şöyle diyor: “Erkek kardeşlerimden üçü şu an Nebraska’da yaşıyor, üçü de Almanya’da. YBS’de birkaç ay görev aldım ama onların yaşam biçimi çok zordu, bana göre değil.”

Bağdat’ın Türk ordusunun bölgeye girmesine izin vermeyeceğine inanan Dejvar ise şöyle diyor: “Biz tünelleri Türkiye yüzünden kazmıyoruz. Bize göre Ezidiler hâlâ tehdit altında ve bu insanları korumak bizim görevimiz. Türkiye için tehdit oluşturuyorsak bunun delillerini ortaya koysunlar. Ancak şunu bilsinler ki bizim görevimiz kendimizi ve halkımızı korumaktır. ‘Teslimiyet’ kavramı bizim lügatimizde yok.”

Al monitor

Related Articles