Silvan Barajı’yla bölgenin tarihi de yok olacak

Diyarbakır’da yapımına devam edilen Silvan Barajı’nın su tutmaya başlaması ile birlikte sular altında kalacak 150 köyün yanı sıra, bölgenin tarihi mekanları ve endemik bitki türleri de yok olacak. Barajın bölgeyi insansızlaştırmak amacıyla yapıldığını belirten yurttaşlar, topraklarını bırakmayacağını söyledi.

Bölge kentlerindeki “sokağa çıkma yasakları” bahane edilerek yürürlüğe konulan politikalar ile birlikte kent merkezlerinde gerçekleştirilen yıkımlarla bölge kentleri insansızlaştırılmaya çalışılırken, kırsal kesimde ise yapılan barajlar ile yurttaşlar yerinden edilmek isteniyor. Kırsal kesimlerde GAP kapsamında sulama için yapıldığı belirtilen barajlar “Güvenlik barajları” olarak değerlendirilirken, bu barajların sonuncusu ise adeta bölgeyi insansızlaştıracak olan Silvan Barajı.

CANLI KIYIMI YAŞANACAK

Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında Sarum Çayı üzerinde 2009 yılında planlanan ve yapımına 2012 yılında başlanan Silvan Barajı’nın yüzde 70’i tamamlanırken, 8 hidroelektrik santrali ile 23 sulama tesisinden oluşan baraj, 2 yıl sonra su tutmaya başlayacak. Silvan’ın Bayrambaşı (Sêdeqnê) beldesine bağlı Goma mezrası sınırları içerisinden başlayarak, Silvan, Kulp, Lice ve Hazro ilçeleri sınırlarını kapsayacak olan barajın 175,5 metreyi bulan yüksekliği ile bölgede Atatürk Barajı’ndan sonraki en büyük baraj olacak. Söz konusu barajın su tutmasıyla bölgede adeta canlı kıyımı yaşanacak.

TARİH SU ALTINDA KALACAK

Barajın tamamlanarak su tutmaya başlamasıyla birlikte Silvan, Kulp ve Lice ilçelerine bağlı 150 köyün su altında kalacağı belirtilirken, baraj ile birlikte birbirinden farklı endemik bitki örtüsü ve binlerce küçük canlı ile yabani hayvanın yaşadığı neolitik dönemden kalma Geliyê Godernê’nin yanı sıra tarihi mağaraların bulunduğu onlarca köy haritadan silinecek. Söz konusu barajın tamamlanması ile birlikte en büyük zararı Lice ilçesi yaşayacak. Sık sık askeri operasyonların ve sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı ve toplam 15 köyün baraj suyu altında kalacağı Lice’de, ilçenin ilk yerleşim yerleri olan Entak köyü, Geliyê Godernê, Geliyê Zareye, Matmur, Dehla Zirê gibi tarihi yerler de sular altında kalacak. Cofitnê, Herbeknê, Gir, Reşanê, Bana Dêran, Hezmaze gibi çok sayıda köy de haritadan silinecek. Lice’de baraj suları altında kalacak bölgede, insanlığın ilk yerleşim alanlarının izlerini taşıyan mağaralar, kaya mezarlar, su yolları, su depoları, kaya kiliseler, kaleler, su değirmenleri, değişik zamanlarda hüküm sürmüş uygarlıklara ait yönetim merkezi saray kalıntıları da sular altında kalacak.

‘SULAMA BARAJI’ İLE BİRLİKTE VERİMLİ ARAZİLER YOK EDİLECEK

Yapımına yetkililerin “Bölgenin sulama barajı olacak” açıklamaları ile başlanan baraj ile birlikte bölgenin önemli verimli alanları arasında bulunan Lice, Kulp, Hazro ve Silvan arasındaki çok geniş arazi yok edilecek. Söz konusu baraj ile birlikte bölgedeki verimli arazilerin neredeyse tamamı yok edilecekken, baraj ile birlikte nerelerin sulanacağı ise düşündürüyor.

GÜVENLİK BARAJI

Barajın yapıldığı yerin etrafında çok sayıda korucu ile birlikte özel güvenlikçiler de nöbet tutarken, barajın yapıldığı alandaki hakim tepelerde de karakol ve kalekollar inşa edilmiş durumda. Barajın belirtildiği gibi “sulama” amacıyla değil de HPG’lilerin Lice-Kulp-Hazro üçgenindeki geçişlerini engellemek amacıyla yapıldığı değerlendiriliyor. Baraj ile birlikte yerlerinden edilmek istendiklerini belirten bölgedeki köylerde yaşayan yurttaşlar ise bölgeyi kesinlikle terk etmeyeceklerini belirtiyor.

Lice ilçesine bağlı Türeli (Beşişte) köyü Muhtarı Muhammed Keskinkılıç, hiçbir köylünün barajı istemediğini vurguladı. Köylerinin 1994 yılında yakıldığını ve köylülerin bir daha göç etmeyi istemediğini belirten Keskinkılıç, “Burada dedelerimiz babalarımız yaşadı. Biz de burada yaşamak istiyoruz. Geçimimizi buradan sağlıyoruz. Şehirlere gidince nasıl yapacağız? Burada yaşayanlar kimsesiz, fakir insanlar” dedi. Baraj ile birlikte insanların tekrardan göç etmek zorunda kalacağını vurgulayan Keskinkılıç, “Biz tekrardan sokaklarda kalmak istemiyoruz. Bu bahçelere dağlara bakın, bu güzellikleri kim bırakıp gitmek ister? Biz ancak burada nefes alabiliyoruz” dedi.

‘BİR DAHA GÖÇ ETMEK İSTEMİYORUM’

Lice ilçesine bağlı Matmur köyünde yaşayan 75 yaşındaki Zübeyir Akar da, baraj istemediklerini belirtti. 90’lı yıllarda köylerinin yakılması nedeniyle zorunlu şekilde göç ettiklerini anlatan Akar, “Göç etmenin ne kadar kötü bir şey olduğunu yaşadık ve biliyoruz. Bir daha da yaşamak istemiyoruz. Burası bizim memleketimiz. Burada yaşamak istiyoruz. Topraklarımızı terk etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

‘ŞEHİRE GÖÇ ETSEM ÖLÜRÜM’

Doğduğu günden bu yana tutuldukları zorunlu göç dışında hep köyünde yaşadığını belirten 60 yaşındaki Rindê Yakar ise, “Köylerimiz yakıldığı zaman Maden’e gittik ama biz orada yapamıyorduk. Sonra geri döndük. Biz şehirlerde yaşayamayız çünkü buraya alıştım. Bu yaştan ve alışkanlıklardan sonra nasıl başka yerde yaşayayım. Şehirde yaşasaydım, çoktan ölmüştüm. Kendi topraklarımızda ölmek istiyoruz. Başkalarının şehirlerine gidip, başkalarının hamallığını yapamayız. Baraj istemiyoruz” diye konuştu. ANF

Related Articles