Seyit Rıza’ya Kurulan Tuzak ve Seyh Hasan’ın Yakalanması

Osmanlı imparatorluğu ve sonrasında Kurulan Türkiye Cumhuriyeti devleti Kürt coğrafyasında yaşayan Kürtlere ve diğer halklara karşı hep bir katliam politikası ile yaklaşmıştır. Dönem dönem bazı aşiret ve ailelerle iyi ilişkiler geliştirse de sonrasında o aşiret ve aileleri de hedef almıştır. Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti devletiyle bazı aşiret ve aileler kendi halkına ihanet ederek işbirliği yapsa da sonrasında Türklerin katliamından kurtulamamışlardır.
Özelikle Dersim Muhalif olarak görülen bölgelerin başında geliyordu. Osmanlı ve sonrasında Türkler Desimdeki aşiret Ocak ve ailelerede ayın politikayla yaklaşmıştır. kendisine sürekli muhalif gördüğü ve hedef aldığı ocak, aşiretler ve ailelerin başında seyh Hasanan Ocağı ve onun Abbasan kolu gelmektedir. Devlet Seyh Hasanan ocağıyla hiç bir zaman barışmamıştır bazı Dönemler Dış saldırlara karşı Bu ocaktan yardım istese de, örnek; Osamanlı Rus savaşında Osmanlı imparatorluğu Seyh Hasanan ocağından yardım istemiştir, ve bu ocaktan oluşan iki alay oluşturulmuştur birinin başında da Alay komutanı olarak Seyit Rıza vardır. ”Seyh Hasanan aşireti alay komutanın Seyit rıza” diye tarihi belgelere geçmiştir. Bu yardım ve işbirliğine rağmen Türkler bu ocak-aşirete karşı Düşmanlığını hiç bir zaman kesmemiştir. Seyh Hasanan ocağı Seyit Rızanın ocağıdır ocak Seyh Hasanan aşireti adıyla da anılmaktadır. Seyh Hasanan ocağı-aşireti Rus kaynaklarında Kürtlerin en büyük ve en eski aşireti olarak aktarılır. Seyit Rıza seyh Hasanan ocağının Abbasan Kolundandır.
Osmanlı İmparatorluğunun yıkıntısı üstünde kurulan Türk devleti bu ocağa ve aileye karşı düşmanlığını hiç bir zaman kesmemiştir Seyh Hasanan ocağını sahibi olan Seyit Rıza ailesi defalarca saldırı komplo ve katliamlara uğramıştır. Sürgünler yaşamıştır. Dersim bölgesinde devlet adına görev yapmış en küçük memuru bile Devleti nezdinde itibar yetki kazanmak için Seyit Rıza’nın kendisine ve ailesine karşı sürekli komplolar tezgâhlamışlardır.
İşte bunlardan bir tanesi de Dersim Pulur (Ovacık) kaymakamlığı ve karakolu eliyle 1933 de tezgahlanır. Nasıl ki Seyit Rıza görüşmek amaçlı Erzincan’a bir komplo ile çağrılarak yakalanıp idama giden süreç başlıyorsa bu olayın bir benzeri de 1933’de ovacık’ta yaşanıyor.
Dersim 1937-38 katliam tanığı ve mağdurlarından olan dayım Bıra Çorak bu olayı kendisiyle yapılan röportajda bütün ayrıntılarıyla anlatıyor. Seyit Rıza Ovacık’a devlet yetkilileriyle görüşme olacak bahanesiyle çağrılıyor. aslında çağrılma bir tuzaktır. Kurulan bu tuzak sonucu Seyh Hasan yakalanır. Olayın bundan sonraki ayrıntılarını Dayım Bıra Çorak’tan Dinleyelim.
-Ovacıkta Karakol vardı. Hükümet, Ağaları görüşmek amacıyla çağırıyor. Seyit Rıza Seyh Hasan’ı yanına alıyor, oda gidiyor. Kedek Köyü var, Kedek’e gidiyorlar. Tabi orada Bava’nın (Seyit Rıza’nın oğlu Bava İbrahim) Müsahibi var. oraya gidiyorlar oturuyorlar. Ziyaretin oradan bir adam geliyor. Seyit Rızay’a diyor ki sen burada otur. önce Seyh Hasan karakola kadar gitsin bir duruma baksın sonra sen gidersin diyor. ve Seyh Hasan karakola gidiyor Karakola Ferhatan aşiretinden biri daha geliyor. karakolda oturuyorlar. artık nasıl ne şekilde oluyor bilmiyor mu, Seyit Rıza kalkıyor ki karakola gitsin oradan bir tanesi geliyor. (Bu kişi Kasımoğlu Munzur’dur) gitme diyor. Bütün hepsini toplaplayıp öldürecekler diyor hemen orada atını çıkartıyor bin kaç diyor tabi Seyit Rıza binip kaçıyor. askerler Seyit Rızanın ardından ateş ediyorlar. sonra Seyh Hasan’ı yakalıyorlar. karakolda zaten, karakolda yakalanıyor. orada onunla beraber Ferhatanlardan bir ağa var ikisini yakalıyorlar.


Sonra olay Duyulunca Bütün ağalar geliyor Kedek’te Toplanıyorlar. Toplantı yapıyorlar. ne yapalım ne edelim derken; ”Seyh Hasan’ı götürüyorlar gidip önlerini keselim askerleri öldürelim Seyh Hasanı alalım diyorlar”. Seyit Rıza bu fikre karşı çıkıyor, yok diyor ”siz gider onların önüne girerseniz onlar benim oğlumu öldürürler” diyerek izin vermiyor. ve Seyh Hasan’ı cezaevine götürüyorlar.
Dayım Anlatığı bu olay Devletin 30 / 5 / 1933 tarihli resim raporunda Ovacık kaymakamlığı diye geçiyor ve Seyit Rıza’nın kaymakamlıktan tek başına kaçmayı başardığı rapor ediliyor.
Seyit Rıza’ya Kurulan bu tuzakta yakalanan Seyh Hasan bir dönem Elazığ’da cezaevinde kaldıktan sonra, çıktığında ilk geldiği köy Ortinik köyüdür. Seyh Hasanın cezaevinden çıktığı haberi Dersime ulaştığında Tüm aşiret ağaları Seyh Hasan’ı karşılamak için Ortinik köyünde toplanır. O günü çok iyi hatırladığını söyleyen dayım yaşananları şöyle aktarıyor.
– Seyh Hasan burada Elazığ’da cezaevindeydi bıraktıklarında doğru Ortiniğe geldi. Aklıma geliyor. Aşiretlerin ağaları hep orada. Rızaye Pirin evindeler. gelirken kendisiyle beraberde bir Pikap getirmiş onu orada çaldı biz duyduk. Bizim köy dolu böyle, bütün aşiret ağaları gelmiş. 8,9 tane hayvan kesmişler. hiç aklımdan gitmez bir tanesi elinde silah böyle kapının önünde oturmuş, diğerleri içeride. Tabi soruyorlar: Ne yaptın, ne gördün, nasıl oldu, nasıl geçti? Diye.
Seyh Hasan; Nasıl geçsin. Gitim hapse girdim geldim. nasıl olsun işte dedi.
Sonra Seyit Rıza söze girdi dedi; Loyem Hükümetin durumu nasıl?
Seyh Hasan: Ben içerideydim Hükümetin durumunu ne şekildir, nasıldır bir şey görmedim ki bir şey anlatayım sana Baba. yanlız tek bir kelimem var. Benimse Hükümete karşı gelme. Haşaa sana akıl vermiyor mu ama benimse Hükümete karşı gelme.
Sonra Seyit Rıza Sakalını avuçlarıyla topladı düşündü düşündü ve ”zouf tersa loyeme” (Çok mu korktun oğlum) dedi. Herkes susmuş ses yok birden orada kapının önünde oturan o adam fırladı. Tilekli, kimdir bilmiyorum, Seyh Hasan dönerek; ”Rayberim Rayberim çay henti tersa çikeka asker esto ez girkon” (Pirim Pirim neden o kadar korktun ne kadar asker varsa ben öldürürüm). dedi Millet Güldü sonra yemek filan geldi yemeklerini yediler ve ondan sonra Seyir Rıza oğlunu aldı gitti Axdat’a

Related Articles