Sayın Barzani’nin dünyadaki yeri ne?

Şimdi bu soruya yanıt vermeden önce en iyisi “sır” olan bir hadiseyi sizinle paylaşayım. Çünkü halihazırda bu konuda bir “kehanet” var.

Bir zamanların sömürgecilik-karşıtı, ulusal kurtuluş mücadelelerinin önemli isimlerinden olan Frantz Fanon’un vazgeçemediği bir huyu vardı: acelecilik.

Üstat yine öyle yapmış ve Sayın Mesud Barzani henüz çelik çomak oynarken onun geleceğini kitaplarından birine not etmiş:

… Sömürgecilik, sömürge halklarının özlem duyduğu gerçek bağımsızlıktan kaçınmak için feodal nitelikli ulusal burjuvaziye güvenerek ‘bağımsızlık’ bağışlamıştı… Kendisini ‘ulusun babası’ ilan eden feodal lider toplumsal sınıfların varlığını reddetmeye, otantiklik ve kaynaklara geri dönmeye dayanan ideolojik bir söylev geliştirmişti…

Önder az gelişmiş ülkelerde ahlaki gücü temsil eder; genç ulusun yoksun ve güçsüz burjuvazisi de bu güce sığınarak zenginleşmeye karar verir. Yıllarca karşısında onu gören ya da onun konuşmalarını dinleyen halk bu yurtsevere güven duyar. Önder bağımsızlıktan önce halkın özlemlerini dile getirmektedir: bağımsızlık , politik özgürlükler, ulusal saygınlık. Ama bağımsızlığın ertesi günü, halkın gereksinimlerini cisimleştirmek, halkın gerçek saygınlığına, yani ekmeğe, toprağa ve ülkenin halkın ellerine bırakılmasına sahip çıkma yerine gerçek işlevine dönecektir: ulusal burjuvazinin oluşturduğu sabırsız vurguncular toplumunun genel başkanı olmak.”(Aktaran S. Boumama-Afrika Devriminin Figürleri-Notabene)

Şimdi bazı okuyucularımız bu “kehanet”in Sayın Barzani’ye tam da oturmadığını düşünebilir, elbette haklılar. Çünkü Fanon’un tahminlerinin ötesinde Sayın Barzani daha “yetenekli” çıktı.

Bir kere Sayın Barzani, Fanon’un iddia ettiği gibi “ulusun babası” pozları yerine kak yani “abi” olmaktan bir hayli memnundur, ayrıca ideoloji mideolojiyle falan pek uğraşmaz. İkincisi Sayın Barzani’nin ulusal burjuvazisi kendi ailesinden ibarettir, başkalarına zırnık koklatmaz. Üstat Fanon bile durumun elbette bu kadar vahim olacağını öngöremezdi. Üçüncüsü yani son kehanet “vurguncuların genel başkanı olmak” bunu da Sayın Barzani “bağımsızlık” ertesinde değil öncesinde becermiştir. Buradan anlıyoruz ki Sayın Barzani epey yeteneklidir, Fanon’un tahminlerinin çok ötesinde bir “başarı” elde etmiştir.

Ama “Sayın becerikli”nin hükmü bir yere kadar. İşin o kısmını başka bir yazıya bırakalım.

Şimdi buradan Üstat Fanon’a bir çağrım olacak: lütfen biz “yaşayan ölüleri” rahat bırakın! Eminim ki koku oraya da geliyordur ama biz başkalarının kanına canına tutkunuz, derilerimiz pul pul dökülse de başka türlü yaşayamayız!

Yineliyorum Üstat Fanon bizi rahat bırakın!!!

Çünkü biz yeni derebeyliklerin “tek millet, tek bayrak, tek devlet, tek…tek…. tek!!! ”, İslam Devleti, “make America great again!” “büyük Türkiye, büyük Macaristan, büyük Yunanistan, büyük Ermenistan, büyük Azerbaycan…büyük….büyük!!!…diye sürekli bağıran milliyetçi, ırkçı histerinin örttüğü kan deryasına hiç bilemeyeceğiniz kadar meftunuz.

Related Articles