Rusya ve ABD’nin Efrîn’deki sandviç harekatı – Ferda Çetin

Suriye’de savaşın son aşamasına girildi.

Rusya ve ABD’nin zımnen destekledikleri Efrîn işgali de bu finalin son hazırlıklarıdır.

2014 yılından itibaren ABD ve Rusya, Rojava ve Kuzey Suriye yönetimine sandviç taktiği uygulamaktadır. Buna egemenlik savaşı verenlerin, çıkar birliği temelindeki ortaklığı da denilebilir.

ABD, Kürtlerle askeri sahada işbirliği ve ortaklık ilişkisi geliştirirken, siyasal alanda tanımama politikası güdüyor. Savaş sahasında YPG/YPJ, SDG ile işbirliği içinde, bu güçlere silah yardımı yapmakta, bundan sonra da ilişkileri sürdüreceğini dile getirmektedir. Ama aynı ABD, PYD’nin ismini ağzına almadığı gibi, siyasi görüşmelere çağrı ve katılım noktasında, yok sayan bir tutum izlemektedir.

ABD, başından beri Rojava’nın meşru siyasal temsilcileri ile görüşmeme politikası izledi. Düzenlenen uluslararası konferanslara PYD temsilcileri ve kanton yönetimlerinin yerine, sahada hiçbir etkisi ve halk desteği olmayan, Avrupa’da “PYD terör listesine alınsın” mitingleri yapan ENKS’yi çağırdı.

Bu basit ve sıradan bir tercih değil, ABD’nin “iyi Kürtler” arayışının parçasıdır.

Rusya ise Kürtlerle ABD’nin tam tersi bir ilişki içindedir. Kürtlerle ve onun meşru temsilcileriyle siyasal ilişkilere önem veriyor, görüşmeler yapıyor, ancak bu ilişkiyi askeri sahada en alt düzeyde tutuyor.

Moskova’da PYD temsilciliği açan, Dışişleri Bakanı düzeyinde PYD yöneticileri ile görüşmeler yapan, Cenevre ve Soçi toplantılarına ısrarla “Kürtlerin temsilcileri ve PYD katılmalı” diyen Rusya, askeri sahada YPG/YPJ ve SDG ile sınırlı bir ortaklık ilişkisi içinde olmuştur.

Türkiye’nin Cerablus, El Bab ve Efrîn’i işgali ile birlikte Rusya, Kürtlerle sınırlı bir düzeyde seyreden askeri işbirliğini de bitirmiştir.

Türk devletinin Suriye topraklarını işgali karşısında Rusya, Kürtlere karşı, daha önce terörist ilan ettiği El Nusra, DAİŞ, Ahrar’uş Şam çetelerini ve Türk ordusunu desteklemektedir.

ABD ve Rusya, neden şimdiye kadar ortalık ettiği Kürtleri değil de, terör listesine alarak düşman ilan ettiği El Nusra/Ahrar’uş Şam örgütleri ile işgalci Türkiye’yi destekleme kararı aldı?

Çünkü savaşın sonlarına geliniyor.

ABD ve Rusya’ya rağmen, Irak ve Suriye’nin düzenli ordularına rağmen, bir ay içinde her iki ülkeyi boydan boya ele geçiren DAİŞ yenildi artık. ABD ve Rusya bakımından siyasal çözüm aşamasına girilmiştir. Askeri sahadaki savaş, yerini “masa savaşları”na bırakacaktır.

Siyasal görüşme aşamasında Türkiye, Suudi Arabistan, Qatar ve destekledikleri güçler, savaşta yenilmiş güçlerdir.

Bu güçlerin en büyük zaafı arkalarında bir halk desteğinin bulunmayışıdır. Savaş tümüyle sona erdiğinde, ellerinde tuttukları topraklar da olmayacağı için pazarlık güçleri, ileri sürebilecekleri çözüm önerileri de yoktur.

Esad rejimi ve İran, sahadaki savaşta El Kaide, El Nusra ve DAİŞ karşısında yenilgiye uğrayan taraf konumundadır. ABD’ye karşı, Rusya’nın görüşlerini desteklemek dışında bir etkileri olmayacaktır.

Suriye’nin geleceğine ilişkin çözüm tartışmalarında, askeri üstünlüğü elinde bulunduran ABD ve Rusya’nın da, Ortadoğu gerçekliğine uygun bir sistem önerisi yoktur. Onlar daha çok din, mezhep, milliyet, toprak ve iktidar çelişkilerini dengeleyecek bir sistem arayışı içinde olacaklardır.

ABD ve Rusya ile “masa”da, savaşın galibi, Kuzey Suriye halklarının meşru, haklı ve başı dik temsilcisi oturacaktır.

ABD ve Rusya’nın karşısında, Suriye topraklarının çok büyük bir bölümünü büyük bedeller ödeyerek El Kaide, El Nusra, Ahar’uş Şam, DAİŞ ve türevlerinin işgalinden kurtarmış ve hala bu toprakları elinde tutan bir güç oturacaktır.

Görüşme masasında, kendi egemenlik alanlarında demokratik, çoğulcu ve eşitlikçi bir sistem kuran, kendi savunma gücünü oluşturmuş bir yönetim, Suriye’nin geleceğini tartışacaktır.

ABD ve Rusya başından beri, “eli güçlü” bu muhatabın farkında ve bilincindedir.

Yüz yıllardır Ortadoğu halklarını kendilerine bağlı aile hanedanlıkları ile yöneten ABD ve Rusya, toplumsal uyanışın ve katılımcı demokrasinin ifadesi olan özgür halk yönetimlerini asla kabul etmezler.

Şahıs, aile ve aşiret hanedanlıklarına değil de, toplumsal dinamiklere ve çoğulculuğa dayalı bir yönetim ve yaşam modeli, Rusya ve ABD için kontrolü ve denetimi zor bir yönetim olacaktır.

ABD ve Rusya’nın, Türk ordusunu El Kaide ve DAİŞ türevleri ile birlikte önce Cerablus’a, ardından El Bab’a, sonunda Efrîn’e saldırtmalarının yegane amacı, siyasal görüşmeler öncesinde, Kürtlerin ve Kuzey Suriye yönetiminin elini zayıflatmak ve kendine mecbur etmek içindir.

Siyasal görüşmeler öncesinde, askeri alanda Kürtlerin elini zayıflatmak ve kendine mecbur etmek için Rusya ve ABD, terörist ilan ettikleri grupları ve Türkiye’yi desteklemektedir.

Ancak film sahnelerinde tanıklık edebileceğimiz, alabildiğine adi ve ahlaksız bu tutum değişikliği, ABD ve Rusya’nın, Suriye’nin geleceğine ilişkin tartışma ve pazarlıklara, hazırlık çalışmasıdır.

675
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Related Articles