Rusya Afrin’de Kaybedecek !

Rusya Suriye’ye büyük bir çalımla girdi, fakat Afrin konusunda acemi bir emperyalist olduğunu gösterdi. Bir taşla iki kuş vuracağı hasebiyle Erdoğan’ı Afrin’e saldırtıp, hem Afrin’i hizaya getirterek Suriye yönetimini katacak hem de Erdoğan Türkiye’sini ABD, AB ve NATO’dan kopartıp, yanına çekerek ABD, AB ve NATO’ya darbe vurmuş olacaktı. Erdoğan’ın birkaç gün içerisinde Afrin’in işini bitireceğine güvenerek, bu acemice planını hayata geçirmek için Erdoğan’ı Afrin’e saldırttı.

Erdoğan Afrin’den girip, Mimbiç’e geçip, oradan da Irak sınırına kadar Kürtleri temizleyecekti. Erdoğan’ın atmış olduğu bu palavraya Putin de epeyce inanmış ki; memnuiyetle Erdoğan’ın Afrin’e saldırmasına “yeşil ışık” yaktı. Hesaba göre, Erdoğan Afrin’in işini birkaç günde bitirir, Mimbiç’e yönelir, oradan da ABD askerini ya çeker, Erdoğan Irak sınırına kadar Kürtleri temizler ya da ABD ile de çatışırdı. Böylece Erdoğan Türkiye’si ABD’den koparak Rusya’ya yanaşırdı…

Bu gece Hakan Aksay kendi programında Artı TV izleyicilerine Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın uzman ve “otoriteleri” olarak tanıttığı iki Türkolog, Türkiye uzmanı çıkarttı. Söz konusu uzmanlar: Kürtleri kendilerine biat etmedikleri nedeniyle cezalandırdıklarını çok net olarak söylediler. Bu uzman otoriteleri dinleyen, biraz da politika bilen herkes: Eğer Putin’in dış politikasını bu “uzman otoriteler” yönlendiriyorsa Putin çoktan hapı yuttu diye düşünmüşlerdir. Çok acemice ve çaylakça, bir de övünerek: Kürtleri kendilerini dinlemedikleri için cezalandırdıklarını gerinerek söylediler. Hakan Aksay Rusya’nın bu dış politika uzmanı, otorite Türkologlardan birisine: Kürtler sizi dinlemediği için cezalandırdık mı demek istiyorsunuz diye sorunca: Kürtlerin ve insanlığın gözünün içine baka baka Erdoğan’ın “Kuvayi Milliyeci, yerli ve milli“ ordusu ÖSO’nun Afrin’de yapmış olduğu sivil katliamlarının ortağı da olurcasına “evet öyle” diye cevapladı.

Çok dış politika uzmanı, otoritesi gördüm, bir çoğunun konuşmasını dinledim. Özellikle Henry Kissinger gibilerin kitaplarını, diğer yazdıklarını okudum, bu iki Rus dış politika uzmanı, otoritesi ve Türkolog gibisini hiç görmedim. Sözüm ona Türkolog, fakat doğru dürüst Türkçe bilmiyorlar. Hiçbir tarih, bölge ve dünyaya yönelik derinlikleri yoktur. Buna rağmen Televizyonlara çıkıp, dünyanın iki süper gücünden birisi olan Rusya’nın; Suriye, Türkiye ve Kürtlere yönelik Ortadoğu dış politikasını anlatıyorlar. Herhangi bir diplomasi dili kullanmadan zorbaca, kırıcı bir dil kullanarak: Bizim değil ABD’nin yanında yer aldılar diye kaba bir üslupla Kürtlere saldırıyorlar. Rusya’nın Erdoğan Türkiye’sine yönelik politikasını anlatırken hem Türkiye’nin iç işlerine, hem de gerektiğinde Suriye’ye madik atacaklarını ima ediyorlar. “Erdoğan iktidarda kalmak istiyor, biz de O’na yardım ederek iktidarda kalmasını sağlıyoruz” diyorlar. Ayrıca: Suriye orada duruyor, Türkiye’yi de NATO’dan kopartırsak çok iyi olur gibisinden cümleler kuruyorlar. Rusya’nın ne kadar kahpe, ahlaksız, acımasız, bir emperyalist devlet olduğunu herkese açık ediyorlar. Ama yakında ne kadar yanlış bir ata oynadıklarını görerek yanıldıklarını anlayacaklardır.

Bazıları “henüz erken” diyecek ama ben halklara çok güvendiğim, özellikle de Kürt Halkına öz bir güven duyduğum için mevcut tezlere ve anti-tezlere bakarak geleceğe yönelik bir sentez yaparak Rusya’nın bu planı ile nasıl bir sonuç elde edebileceği konusunda bir öngörüde bulunmaya çalışacağım. Yanılsam da gam yemeyeceğim.

Evet, Rusya dış politika uzmanı ve otoritelerinin Ortadoğu’ya yönelik politik perspektifleri yukarıda özetlediğim gibi. Rusya’nın Ortadoğu’ya özellikle de Kürtlere yönelik bu politikası yakın bir zamanda çökecektir ve Rusya’nın Kürtlere yönelik bu politikası kaybedecektir. Rusya, ekonomik gücüne bakmaksızın gözü kapalı bir şekilde Erdoğan’ı NATO’dan kopartmak, Erdoğan’la partner olmaya gözü kara bir şekilde dalış yapıyor. Bu gözü kapalı siyasetle Kürtlere vahşi, katliamcı, etnik temizlikçi, kirli Afrin oyununu oynadı. Her şeyden önce dünyamız global kapitalizmin egemen olduğu bir dünya. Putin Rusya’sı mali gücü ve global sermayesi ile bu global dünyanın neresinde duruyor? Hali hazırda sadece Rusya’da… Rusya’da bile egemen sermaye devlet sermayesi. Yani sınır ötesine taşan, uluslararası pazarlarda etkinlik kuran, rekabet yapan değil, Erdoğan’ın deyimi ile “yerli ve milli” sermaye. Bu nitelikte bir sermaye ile ancak askeri alanda süper güç olunur ve ancak bu alanda şimdi olduğu gibi emperyalist bir yer işgal edilebilir. Halbuki Türkiye milli sermaye ve milli ağır sanayiye sahip bir ülke değil. Emperyalizme hem askeri hem de ekonomik olarak bağımlı bir ülke.

Diyelim askeri alanda destek oldun, NATO’dan koparttın, peki ekonomik alanı ne olacak? Türkiye’de onlarca marka otomobil sanayii var, hiçbir markası Türkiye’nin milli sanayisinin değil, hepsi yabancı. Merkez Bankası’ndan başka bağımsız bir tek bankası bile yok. Tümü AB ve ABD hisseli. Sadece NATO askeri paktından koparak Türkiye bağımsız bir ülke olamaz ki..! Söz konusu uzman zatlar bu gerçeklerden bihaber şekilde Türkiye’yi NATO’dan kopartabileceklerini söylüyorlar. Ve NATO’dan kopartmak aşkına da Erdoğan’ı Afrin’e saldırttıklarını keyifle söylüyorlar. Ama Erdoğan ne Afrin’e girebilecek, ne Afrin’den sonra Membiç’e dönecek, oradan da Irak sınırına dayanarak Kürtleri temizleyebilecektir. İşin daha da kötüsü: Putin ne yaparsa yapsın Erdoğan’ı iktidarda tutamayacaktır.

Erdoğan şu 12. günde de görüldüğü gibi Afrin ve İdlib bataklığından kolay çıkamayacaktır. Putin Erdoğan’ı ABD ile savaştırayım derken İdlib’de kendisi Erdoğan’la savaşın eşiğine geldi. Ayrıca sadece Erdoğan değil, bu akılla Putin de kolay girmiş olduğu Suriye’den, girdiği kadar kolay çıkamayacaktır. Afrin konusunda güvendiği Erdoğan dağlarına şimdiden kar yağdı. IŞİD’in Kobane’de karşılaştığının aynısı ile Erdoğan da Afrin’de karşılaşmış durumda. Erdoğan, ya Erdoğan’ın Afrin’i ya da Afrin’in Erdoğan’ı yiyeceği bir hava yarattı.

Kendisi gibi hırsız, katil, soyguncu, ırz düşmanı ÖSO’yu “Kuvayi Milliyeci” ilan etti. Afrin’in işgali için Türk Ordusuna güvenmedi, çünkü onu haddinden fazla hırpalamış, yıpratmış, çaptan düşürmüştü. Türk Ordusunda savaşacak güç bırakmadığı için, havadan uçaklarla vurup, karadan da öncü kuvvet olarak ÖSO’yu kullanarak Afrin’i işgal etmeyi planlamıştı. Uçaklar 12 gündür köy, kasaba, şehir ne buldularsa bombaladılar. ÖSO hiçbir ilerleme sağlayamadı. O nedenle artık uçaklar bomba yerine Afrin halkına bildiri atıyor, “dostluk” öneriyorlar. Büyük bir iştahla işe başlamış olan Erdoğan medyası artık Afrin’e yönelik yazacak haber uyduramıyor. İştahtan düştüler, yeniden magazin haberlerine dönüp, Adnan Oktar’ın kediciklerini haberleştirmeye başladılar. Erdoğan’ın Afrin’i işgaline “tam destek” vermiş olan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu bile mırın kırın etmeye başladı. Önceden de ÖSO’yu biliyor, fazla ses etmiyordu. Erdoğan’ın Afrin’den bir kahraman olarak çıkamayacağını görmeye başladıkça: ”Mehmetçik değil ÖSO kahramanlaştırılıyor” diyerek itirazlarda bulunmaya başladı. Artık aynı telaşa Putin de düşmeli diye düşünüyorum.

Evet, ABD de emperyalist, o da fırsatını bulunca Kürtlere kahpelik etmekten asla imtina etmez. Ama Afrin konusunda, Rusya’ya fark attı. Afrin olayına kadar Suriye’de Rusya belirleyici, ABD takipçi konumundaydı. Afrin bu rolleri değiştirecek gibi. Rusya açık açık Erdoğan’ın suçuna ortak olurken, ABD ilk başlarda: Afrin bizim operasyon sahamızın dışında diyerek Erdoğan’ı teşvik ederken, sonra “Afrin’den çık” diyerek farklı bir manevra sergiledi. Ama Rusya Erdoğan’la suç ortaklığını üstlenerek konum kaybına uğradı. Uğradı çünkü, birincisi: Türkiye’nin ısrarına rağmen Rusya’nın Afrin’den askerini çektiği gibi ABD Membiç’ten askerini çekmedi. İkincisi: ABD askerini çekmediği için Erdoğan Membiç’e saldıramayacak ve Irak sınırına kadar olan Kürtleri temizleyemeyecektir. Üçüncüsü: ABD Suriye’de kalışının “muhatabı” olarak QSD, PYD, YPG’nin değil, Membiç Yerel Askeri Konseyi’nin olduğunu söyleyerek, Esad’ın “ABD’nin işbirlikçisi hain Kürtler” diyerek göstermiş olduğu Kürt hedefini boşa çıkartmış olması… Dördüncüsü: Membiç Askeri Konseyi’nin % 60’ının Arap, kalan % 40’ının ise Kürt, Türkmen ve Hristiyanlardan oluşmakta olduğunu belirterek ABD ile “işbirliği yapan hainlerin” sadece Kürt değil, çoğunluğunun Arap olduğunu yüzdeli rakamlarla belirterek Kuzey Suriye’deki yerini sağlamlaştırmış olmasıdır.

Böylece ABD’nin Suriye’deki rolü Rusya’yı geride bırakmasa bile seviyesine gelmiş durumda. Afrin’in de zafer ilan etmesiylse ABD’nin Suriye ve Suriye’nin geleceğinin belirlenmesindeki aktörlük rolü çok artmış olacaktır. Dolayısı ile Rusya, bir halk deyiminde olduğu gibi: Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmuş olacaktır.

Ben kendi payıma Kürt ve diğer Suriye halklarından yana, bütün emperyalistlere karşıyım. Her zaman halkların kazanmasından, bütün emperyalistlerin kaybetmesinden yanayım. Rusya kaybetsin, ABD kazansın veya tersi olsun diye hiçbir gailem yoktur. Birisi “yaş”, diğeri “kuru” bile değil, ikisi aynı marka ve madendendir. Ama ne yazık ki günümüzün gerçekliği bu.

Teslim TÖRE

Related Articles