Home / Uncategorized / Ruhsal bölünme deneyimi-Abdurrahman Aydın

Ruhsal bölünme deneyimi-Abdurrahman Aydın

Fanon’un ünlü kitabı “Siyah Deri, Beyaz Maskeler” ilk yayınlandığında, metinsel düzeyde ilk çağrıştırdığı ve dolayısıyla da ilk çağırdığı öğe, W.E.B. du Bois’nın Siyahların Ruhları’nda ortaya koymuş olduğu ‘çift-bilinçlilik’ öğesiydi. 1903’te yayınlanan bu metin Birleşik Devletlerde siyah olmanın iç deneyimine odaklanıyor ve dışarıdaki tek dünyanın zenci’nin psişik dünyası içerisinde nasıl da ikiye bölünmüş olduğunu ortaya koyuyordu. Ve elbette, du Bois buna ister niyetlenmiş olsun, isterse de olmasın, aydınlanmanın fenomenolojik mirasının da köklü bir eleştirisini açan gediklerden bir tanesi durumundaydı bu metin. İnsanın kendi dünyasını fenomenolojik olarak kurduğu savının ontolojik sahnenin merkezine yerleştirmiş olduğu öznenin dünyayı eklemleme biçimi de tartışmaların içerisine dahil oluyor; bu da özne ile nesnenin kendiliğinden verili öğeler olmadıklarını, aksine sürekli bir etkileşim içerisinde her ikisinin de sürekli yeniden inşa edildiğini görünür kılan bir düşünce biçiminin ortaya çıkması anlamına geliyordu. Kant’ta bütün ampirik öğelerinden soyutlanarak saf deney haline getirilmiş deneyimin geride bırakmış olduğu ampirik öğeler yeniden önem kazanıyor; insanın dünyayı anlamlandırma tarzına, bu dünyada içindeki kendi yerini deneyimleme durumunun damgasını vurmuş olduğu düşüncesi, dikkatleri bilinçli ya da bilinçdışı bu deneyimlere yöneltiyordu. Öyle ki çok uzak bir bağlamda ve bambaşka bir yerde Saussure en net ifadesine kavuşturacaktır bunu: “Nesnenin bakış açısını öncelemesi bir kenara, öyle görünüyor ki nesneyi yaratan bakış açısının kendisidir.” İşte madunların deneyiminin yol açtığı çift-bilinçlilik, bölünmüşlük kavramsallaştırması ile dil çalışmalarının ve psikanalitik teorinin buluşmasının adına post-kolonyal teori diyecektik, uzun zaman sonra. ‘Siyah deri, beyaz maske’ metaforu da elbette bu bölünmüşlük durumuna, öznenin ikili deneyimine gönderme yapıyor. Fakat bu nasıl bir deneyimdir?

Du Bois, bunu ikili bir bilinç durumu olarak tarif ediyordu. Çünkü siyah insanın deneyimi çifte bir deneyimdi ve bu çifte deneyim, onun bilincinde bir yarılma meydana getiriyordu: “Bu ikili-bilinç, bir kimsenin kendisine sürekli başkalarının gözüyle bakması biçimindeki bu duygu, zevk dolu bir aşağılama ve acımayla kendisini izleyen bir dünyanın ölçü aygıtlarıyla kendi ruhunu ölçmeye dönük bu duygu, hususi bir algılama biçimidir. Kişi her zaman bu ikiliği hisseder — Bir Amerikalı, bir Zenci; iki ruh, iki düşünce, bir uzlaşmanın sağlanamamış olduğu ikili bir mücadele, tek bir Siyah bedende çatışan iki ideal; onu parçalara ayrılıp dağılmaktan yalnızca bu bedenin direngen gücü korur. … O, basitçe, hemcinsleri tarafından lanetlenmeksizin, hemcinslerinin hakaretine uğramaksızın, Talih’in kapıları yüzüne çarpılmaksızın bir insanın hem Zenci, hem de bir Amerikalı olabilmesini mümkün kılmak arzusundadır”.

Du Bois bu kitabında bir ara-zeminden söz ediyor ve siyahların tek kamusal görünümlerinin bu ara-zeminde söz konusu olduğunu belirtiyordu. Ara-zemin Amerikalı Zencinin hizmet etmek üzere içine girdiği, başka her durumda kendisinden uzak durması gerektiğinin bilincinde olduğu bir zemindi. Çünkü Du Bois’nın bahsettiği Amerikalı Zenci, sinsi bir saldırganlıkla güdülenen çok daha büyük sayıdaki beyazla gündelik hayatta sürekli temas içindeydi ve yaşadığı muhit dâhilinde, sözü edilen ara-zemin içerisinde ve bizzat bu ara-zemin için uygulanan bir şiddete ve dışlamaya maruz kalıyordu. Elbette bu karşılaşmayı mümkün kılan ve bu karşılaşma içerisinde tesis olan uzama kamusal alan demenin imkânı yoktur: Eşitsiz karşılaşmaların alanı olarak bir ara-zeminde Zencinin yapması gerekenler de bellidir: “Hastayız ve ölüyoruz; yazmayı bilmiyoruz; oy kullanmamız nafile; sürekli bir şeyler pişirmek ve hizmet etmek zorunda olduğumuz için eğitime zaten ne gerek var. Ve Ulus bu öz-eleştiriye bir yanıt geliştirip, eleştirinin ortaya koyduğu durumu şunu söyleyerek tahkim ediyordu: Hizmetçi olmaktan memnun olmalısınız; yarım-insanlar için daha yüksek bir kültüre ne gerek var ki?”

Du Bois’da bu türlü bir deneyim envanterinin oluşturduğu bir ikili bilinç durumu söz konusudur: Tek bir bedende hem Afrikalıyı hem de Amerikalıyı var kılmaya çalışan bir öznenin çift bilinçliliği. Oysa Fanon’un Siyah Deri, Beyaz Maskeler’deki siyahı, beyaz maskesi düşürülmek üzere beyaz maskeyle büründürülmüş bir siyahtır. Sömürge sisteminde, beyaz tavırları takınmasına izin verilmiş siyahın siyahlığını açığa çıkaran ve açığa çıkardığı imgeyi de tahrif edilmişliği, çarpıtılmışlığı içinde gerisin geri siyaha tekrar fırlatan bir kültürel gösterenler sistemi iş başındadır. Bu mekanizmayı Kürtlerin Kürtlüklerini deneyimleme tarzı oldukça açık kılmaktadır. Kürt’ün Kürtlüğünün açığa çıktığı deneyim anları… Bir polis kontrol noktasında, bir çevirmede, bir sokağa çıkma yasağında deneyimler bunu Kürt. Bir endişe durumu içinde, kendi varoluşunun tehlike altında olduğunu hissettiği anlarda deneyimler Kürtlüğünü ya da Fanon’un ifadesiyle ‘siyahlığını’.

Du Bois ile Fanon arasındaki temel siyasal fark, ilkinin bireysel haklar ve özgürlüklerden mahrum bırakılmış, kamusal alandan itilmiş, bir ara-zemine sıkıştırılmış olanların düşünürü olmasına karşılık ikincisinin egemenlik haklarından yoksun bırakılmışların düşünürü olmasıdır. Fanon bu nedenle daha çekici geliyor bizlere. Çünkü Fanon’daki anlamıyla, Zencilik, modern dünyanın temelini oluşturan sessizliklerin sıfır-göstereni olmuştur. Dışlamalar, modern dünyanın varlığının özüyle o kadar iç içe geçmiştir ki modern kültür onun (sıfır-gösterenin) hakkında konuşamaz duruma gelmiştir. O halde Fanoncu bir direniş modern kültürün kendisini de alt etmeye dönük bir motivasyon içerir. Fanoncu anlamıyla siyahı yapıştırılmış olduğu yerden sökmek, topyekûn bir modern kültürü ve onun gösterenler sistemini de sökmek anlamına geliyor.

72
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

About Editor Editor

Check Also

Yeni oyuncumuz Fransa…

Bir kaç gündür Fransa’nın ‘destek’ vaadiyle yatıp kalkar olduk onun da NATO, AB ve BM …

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *