Home / TARİH TOPLUM FELSEFE / KADIN / Rojava’da ‘Kadından Kentler’ kuruluyor

Rojava’da ‘Kadından Kentler’ kuruluyor

“Rojava devrimi kadın devrimidir” gerçekliğinden yola çıkarak yaşamı yeniden kentlerle kurmaya hazırlanan Rojavalı kadınlar, Jinwar köyü ile “Kadından Kentler” kurmaya hazırlanıyor.

Yazar Murathan Mungan’ın “Kadından Kentler” adlı kitabı, Rojava’da önümüzdeki Şubat ayında hayata geçirilecek olan Jinwar Özgür Kadın Köyü’nü aklıma getirdi. Her biri farklı kentlerde geçen hikayelerin yaşanmışlığı naif bir dille anlatılan kitabın ortak noktası, o kentlere kendi duygularıyla bir şeyler katan kadınlar… Umutsuzluktan kendini “ipe çamaşır asar gibi asan” kadın, kim bilir hangi gerçekliğiyle yüzleşti? Ve okudukça onun gibi Diyarbakır, İstanbul, Ankara, Mersin, Samsun, Trabzon ve daha birçok kentte yaşamı ören kadınların Esenler Otogarı’nda kesişen hikayelerine tanıklık etme imkanı veriyor kitap.
Sayfalar derin düşünceler eşliğinde çevrildikçe çoğu zaman kendi gerçekliğimizden ve coğrafyamızdan bir şeyler bulma imkanı da veriyor. Kitapta 16 büyük kentte kadın hikayelerini işleyen Mungan’a nispetle, yaşamı yeniden kentlerle kurmaya hazırlanan Rojavalı kadınlar gibi…
KADININ YAZILMAYAN TARİHİ ÖZETLENİYOR
Rojava’nın Cizire kantonundaki Dirbesiye yakınlarında Jineoloji ve Özgür Kadın Vakfı tarafından inşasına başlanan ekolojik temelli Jinwar Özgür Kadın Köyü de Rojava topraklarında yeniden hayat bulmaya hazırlanıyor. Bundandır ki köyün adı da “Jinwar”. Yani Kürtçe’de “yaşam” ve “kadın” anlamına gelen “Jin”  ile “yerleşim yeri, kamp” anlamına gelen “War” ın birleşimi… Bu isim bile kadının yazılmayan ve tarihin karanlık sayfalarına terk edilen geçmişini özetler nitelikte. Ondandır ki savaşın devam ettiği bu coğrafyada yaşayan kadınlar, bir yandan hayatta kalma mücadelesi verirken bir yandan da “toplumun bilgeleri” analarına da sahip çıkıyor. Ana soylu yaşamın mimarlarından olan kadınlar, yüzyıllar önceki tarihlerinden yola çıkarak yeni bir yaşamı örmeye hazırlanıyor. Gücünü de bu topraklardan beslenmiş Arin Mirkan gibi sayısız kadından alıyor.
YAŞAMIN CEVHERİ ROLÜNE SOYUNDULAR
Tarihte birçok örneği olan kadın yerleşim yerlerinden esinlenerek hayata geçirilmek istenen Jinwar köyü işte tam da bu referansla kadına dayalı yaşam biçiminin temellerini attı. Kadın devriminin hayat bulduğu Rojava’da açılan Jineoloji Fakültesi de bu adımlardan bir tanesiydi. 2014 yılında yaptığım bir yolculukta tanıma fırsatı bulduğum bu kadınların attığı adımı şimdi daha iyi anlıyorum. Ta o günlerden sürecin kadın eksenli gelişeceğinin ve her sabah yas tutmayı bırakıp hayata sıkı sıkı sarılmalarının ipuçlarını veriyordu kadınlar. Böylesi köklü bir çalışmaya imza atacaklarının sinyallerini veren kadınlar, yaşamın cevheri rolüne soyunmuşlardı. Kimi, çocuklarıyla birlikte cephede savaşan, kimi devrimin kendileri olmadan eksik kalacağına inanan bu kadınların eksilmeyen gülüşleri bir kez daha güç veriyordu. Ve şimdi daha iyi anlıyorum uğradığım her evde asılı olan fotoğraflara bakıp gülümsemelerinin nedenini. Sabahın ilk ışıklarıyla ellerinde kitap ve defterleriyle yola çıkan kadınları… O zamandan belliydi kadınların inşa sürecinde olacakları, savaşa inat barışı özgürlükle karmaya başladıkları… Kuracakları kentin -kadın köyünün- toprağına inatlarını, kadın yoldaşlarından aldıkları gücü ve özlemini duydukları özgürlük ve barışı katmaya hazırlandıkları.
KADINLAR KÖKLERİ ÜZERİNDE CANLANACAK
Köy, kimilerine romantik kimilerine de ütopik gelebilir; fakat temelleri atıldı bile imece usulüyle. Doğal ve ekolojik malzemeler kullanılarak yapımına başlanan köyde yaşam ise kadınlar için bir “sığınma”, “korunma alanı” değil. Aksine,  tamamen kadınların üretim alanı olarak uzun vadeli ve yerleşik yaşam biçimini esas alıyor. Peki “Kadından Kentler”e duyulan ihtiyacın kaynağı ne? Gelin biraz da bu soruya yanıt arayalım.
ROJAVALI KADINLARA SELAM OLSUN
Beş bin yıllık erkek egemen zihniyetin tüm topraklarda mevcut toplumsal sorunların başat rolü  oynadığına tanığız. Bundandır ki tarihsel süreç içerisinde çeşitli isimlerle anılmış ve kimi zaman da “lanetlenmiş” kadının ne güvencesi ne de yaşama garantisi kalmıştır bu sistemde.  Kadına yönelik şiddet, saldırı ve istismarın sayısız örnekleri mevcutken, öz savunma ve alternatiflerini yaratmanın derdine düşen kadınlar, tıpkı kurnaz tanrı Enki tarafından tanrıça İnanna’dan çalınan 104 ME (Sümer Mitoloji’ne ait hikaye) gibi bilgi ağaçlarına sahip çıkıyor. Tarihte en çok da Ortadoğu ve Mezopotamya topraklarının ev sahipliği yaptığı kadın gerçekliğinden gücünü alıyor Rojavalı kadınlar. Jinwar köyü de çalınan güç, emek, bilgi ve yaratımlarının farkına varmaları sonucu onu tekrar “Enki-kurnaz erkek”ten almak için ortaya konulan projelerden yalnızca bir tanesi.
Bundandır ki kentler ve yeni yaşamlar inşa etmek istiyorsak toprağına en çok da gücünü topraktan alan kadını katmalıyız. Kadın aklı ve bilgeliğiyle yükselen her kent ya da köyün temelleri de işte bu yüzden sağlam olacaktır. Tıpkı Sümer dilinde “toprağa, toprak anaya dönüş” ve “özgürlük” anlamına gelen “Amargi” kelimesi gibi tarihin ilk çağlarından itibaren var olan köklerimizi yeşertmenin zamanı şimdi.
MA / Necla Demir

About Editor Editor

Check Also

Nevin Yıldırım ve Çilem Doğan Davalarında Suç ve Ceza

Kadın ve şiddet kelimeleri yan yana geldiğinde, çoğunlukla kadını kurban // mağdur rolünde, yani şiddetten …

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *