Rojava deneyimi anlatıldı: Büyük bir devrim oldu

Kuzey Suriye Federasyonu Eşbaşkanı Foza Yûsif, Kuzey Suriye’de büyük bir devrimin olduğunu ve bunun da Öcalan’ın emeği sonucu yaşandığını söyledi. MSD Eşbaşkanı İlham Ehmed ise, “Rojava devrimi şekilsel değil, özsel bir devrimdir” dedi.
Halkların Demokratik Kongresi’nin (HDK) düzenlediği “Kapital’den Ekim Devrimi’ne, Ekim Devrimi’nden Devrimlere” sempozyumu son gününde Elite World Otel’de devam ediyor. Sempozyumun son oturumu “Yeni Devrimler-2” başlığı oldu. Kürt siyasetçi Hilmi Aydoğdu’nun moderatörlüğünü yaptığı oturumda Rojava deneyimi tartışıldı. Kuzey Suriye Federasyonu Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Foza Yûsif “Kuzey Suriye’de Halkların ve Kadınların Zamanı”, Demokratik Suriye Meclisi (MSD) Eşbaşkanı İlham Ehmed “Rojava’da Halk Devrimi” ve HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Besime Konca ise “Kadın Devrimi ve Rojava Deneyimi” başlıkları altında düşüncelerini paylaştı.

‘TOPLUMUN YENİ BİR SİSTEME İHTİYACI VAR’

Sykpe ile sempozyuma katılan Foza Yûsif, “Kuzey Suriye’de Halkların ve Kadınların Zamanı” başlığını değerlendirdi. Yusif, “Devrimcilik ölmez” anlayışının Kürdistan’da devam ettiğini dile getirerek, “Devrimciler gerisinde çok büyük bir miras bıraktı. Rojava’da kadınlar tarafından devrimcilik bayrağı dalgalanıyor. Eşitlik, özgürlük ve demokrasi asla vazgeçilmezdir. Çok çetin bir cephe olsa da demokrasi ve özgürlükten vazgeçilmez. Rojava’da da Suriye krizine bağlı olarak kaç yıl önce bir süreç başladı. Bu süreç yeni oluşumun gelişmesine neden oldu. Ulus devlet, cinsiyetçi paradigma ve milliyetçilik paradigması aşıldı ve yeni bir paradigma oluştu. Bugün Kuzey Suriye’de yeni bir sistemin temeli atılmaktadır. Önder Apo paradigması temelinde bu devrim gerçekleşti. Tek dil, tek devlet, tek ırk paradigmasına karşı yeni sistem toplumda karşılığını buldu. Halk yerel yönetimlerini inşa etmektedir. Buna büyük bir devrim denilebilir” dedi.

Rakka’daki duruma değinen Foza Yûsif, “Demokrasi ve özgürlük isteyen savaşçılar Rakka’da savaştı. Bu tablo büyük bir noktaya işaret etmektedir. Toplumun yeni bir sisteme ihtiyacı var. Bu sistem bu topraklarda geliştiği için toplumu kendisine çekti. Dünyanın dört bir noktasından insanlar burada savaştı ve yaşamını yitirdi. Bu yeni sistemin gerekliliğini gösterdi” dedi.

‘DEVRİM VE KADIN MÜCADELESİ BERABER İLERLEDİ’

Kadınların birçok dünya devriminde öncü rol oynadığını dile getiren Yûsif, şunları söyledi: “Ancak her seferinde kadın özgürlük meselesini devrim sonrasına bıraktılar. Rojava’da gelişen devrim ise kadın meselesini aynı zamanda çözmeye çalıştı. Devrim ve kadın mücadelesi aynı zamanda ilerledi. Kadınlar çok aktif bir şekilde hem savunma sürecine hem de inşa sürecine katıldılar. Temel bir rol aldılar. Devrimin öncülüğünü de aynı zamanda yaptılar. Kadın devrimini daha da geliştirmek istiyoruz. Bunun ruhunu geliştiriyoruz. Özgürlük sadece kanunlarla inşa edilemez. Kadın özgürlük fikri ne kadar topluma yerleştirilirse özgürlük o kadar sağlanabilir. Kadın özgürlük konusunda olduğu gibi erkeklerin değişimi konusunda da değişimi hedefliyoruz. Erkek zihniyetinde son yıllarda büyük bir değişiklik meydana geldi. Cinsiyetçi zihniyeti aşma ve özgür bir erkek oluşturma konusunda önemli gelişme sağlandı. Bu durumu abartmıyoruz. Bazı adımlar atıldı ve bu adımlar üzerinden daha çok şey yapılacak.”

‘ÖNÜMÜZDE SEÇİMLER VAR’

Son 5 yılda halkın kendi kendini nasıl yöneteceğini deneyimlediklerini dile getiren Yûsif, “Komünler ve meclisler sürecinde çok önemli gelişmeler yaşandı. Akademiler oluşturuldu. Bu dönemde seçimler üzerinde durmaktayız. Komün seçimlerini yaptık ve şimdi ikinci aşamadayız. Belde, ilçe ve kanton seçimleri sürecindeyiz. Artık halkın kendi temsilcilerini seçmesi kanaatindeyiz. Komün seçimlerine büyük bir katılım sağlandı. Komün seçimlerine karşı olan güçler vardı Türkiye gibi. Tüm bu sıkıntılara rağmen büyük bir katılım sağlandı. Kadınlarda ciddi bir katılım vardı. Bu sistem eşbankanlık noktasında kendisini geliştirmektedir. Toplumsal irade için önemli bir sistemdir” ifadesinde bulundu.

‘KAPİTALİZME KARŞI MÜCADELE VERİYORUZ’

Foza Yûsif, “Önümüzde ne tür engeller var, ne tür eksiklikler oldu?” diye sordu ve ekledi: “Hepimiz ulus devlet, kapitalist devlet şerbetinden içmişiz. Ondan kaynaklı bu zihniyetin bir şekilde etkisinde kaldık ve bu zihniyeti aşmaya çalışıyoruz. Bu zihniyet her defasında yeni bir görünüm altında kendini geliştirmek istiyor. Buna karşı akademiler geliştirdik. Bu konuda büyük bir mücadele veriyoruz. Uzun süreli bir mücadeledir bu. Bu zihniyete karşı sürekli bir mücadele içerisinde olacağız.”

‘ULUS DEVLETE KARŞI DEMOKRATİK ULUS’

Geçen yüzyıllarda halkların kendine güveninin olmadığını vurgulayan Yûsif, “İktidarlar kendi hegemonyasını sağlamak için halkların bir biri ile nasıl çatışma içerisinde olacağı politikası yürüttü. Ulus devlete karşı demokratik ulus kavramı önemli bir rol oynadı. Birçok çelişki meydana geldi ama şu anda iyi bir aşamaya gelmiş bulunuyoruz. Bu noktada önemli bir mesafe kat edildi. Buna karşı halklar arasında çatışma çıkarmak istiyorlar” dedi.

‘SAVUNMASIZ ÖZGÜRLÜK GERÇEKLEŞEMEZ’

“Savunmasız özgürlük gerçekleşemez” diyen Yûsif, şöyle devam etti: “Tüm bileşenler toplumun bir savunma sistemine ihtiyaç duyulduğunu anladı. Kendi öz gücümüz üzerinde hayatımızı devam ettiririz anlayışı gelişti. Tüm toplum bileşenleri savunma araçlarına, savunma zihniyetine sahip olmalı. Savunma sadece silah kullanmak değildir, kültür savunması, özgürlüğünü savunması da savunma içerisindedir. Savunma zihniyetini sadece askeri alanda değil diğer alanlarda da nasıl geliştiririz anlayışındayız. Kendini savunan toplum geleceğini savunmuş olur.”

‘DÜNYA DENEYİMLERİNDEN YARARLANIYORUZ’

Yeni bir sistem inşa ettiklerini vurgulayan Foza Yûsif, “Toplumsal sözleşme üzerinden bu sistem inşa ediliyor. Ekolojik, toplumsal, kadın özgürlükçü bir sistemin inşası yapılıyor. Eşbaşkanlık sistemi var. Kimlikler, inançların hepsi bu yeni sistemin içerisinde yer alıyor. En küçük parti bile bu sistemin içerisinde yer alabiliyor. Bu sistem dışında kalınmaması için kota uygulaması var. Dünyadaki sistemleri taklit etmiyoruz ama onların tecrübelerinden de yararlanmıyor değiliz. Gençler de esas bir role sahip. 18 yaşında gençler aday olabiliyor” dedi.

‘ÖCALAN’IN EMEĞİ BU NOKTAYA GETİRDİ’

Yûsif, “Önder Öcalan’ın emeği, verilen 40 yıllık mücadele, devrimi bu noktaya getirdi. Kobanê’de tüm dünya devrimcileri bir oldu. Kuzey Kürdistan ve demokrasi güçlerinin büyük bir katkısı oldu. Tüm insanlığın bu devrimde emeği var. Biz nasıl Kobanê’nin düşmesini engelledik ise bundan sonra da mücadelemizi devam ettireceğiz” şeklinde konuştu.

İLHAM EHMED: ŞEKİLSEL DEĞİL İÇSEL BİR DEVRİM

Demokratik Suriye Meclisi (MSD) Eşbaşkanı İlham Ehmed ise “Rojava’da Halk Devrimi”ni anlattı. Ehmed, Suriye’de yeni bir sürecin yaşandığını dile getirerek, 7 yıldır Rojava’da büyük bir emek verilerek devrim gerçekleştiğini söyledi. Ehmed, Rojava devrimine karşı büyük engel girişimlerinin olduğunu söyledi. Ehmed, bölge halklarının kendi iradesiyle devrimi gerçekleştirdiğini söyledi. Ehmed, Rojava’da geliştirilen sistemin komünal bir sistem olduğunu dile getirdi. İnşa edilen sistemde Kürt, Arap ve diğer halkların içerisinde yer aldığını kaydeden Ehmed, halkın kendi başına kararlar almasının bile büyük bir devrim olduğunu vurguladı.

Ehmed, toplumda büyük bir irade ve kültürel devrimin meydana geldiğini ifade ederek, Rojava’da inşa edilen sistemin kararının halkların günlerce yürüttüğü tartışmalar sonucunda alındığını söyledi. Ehmed, Rojava devrimini, “Sosyalist bir devrim, özsel bir devrimdir, şekilsel bir devrim değildir” şeklinde tanımladı.

Ehmed, Rojava’daki savunma sistemine de vurgu yaparak, “Binlerce kilometre bugün kurtulmuş durumda. DAİŞ’in başkenti Rakka’nın kurtuluşu yeni bir yaşamın inşasıdır” dedi. Toplumda sosyalist bir kültürün yerleşmeye başladığını ifade eden Ehmed, “Rojava Kürdistan’ında medyana gelen devrim hakiki bir devrimdir. Bu sistemin oluşturduğu etki kolay kolay aşılmaz. Rojava’daki sistem ulus devlet sistemine karşı bir sistemdir” diye konuştu.

‘EFRİN’İ KOBANÊ’YE DÖNÜŞTÜRMEK İSTİYORLAR’

Kapitalist sistemin dünya genelin halklar arasında var olan çelişkileri kullanarak, çelişkileri derinleştirmeye çalıştığını dile getiren Ehmed, Rojava’da bunun önünü aldıklarını ve halkların bir arada yaşamasını sağladıklarını söyledi.

Ehmed, Suriye rejiminin tutumuna dair ise “‘DAİŞ bitti artık sıra sizde’ şeklinde yaklaşılıyor. Ancak rejimin gücü zayıf olduğu için buna yeltenemiyor” dedi. Ehmed, Üçüncü Dünya Savaşı’nın ekonomi üzerinden de devam ettiğini dile getirdi. Ehmed, Efrin’e yönelik tehditlerin ciddi boyuta geldiğini vurgulayarak, “Efrin’i Kobanê’ye dönüştürmek istiyorlar. Efrin’de Türkiye güçleri büyük bir darbe yedi. Bir saldırı olursa ABD ve Rusya’yı da bunun ortağı olarak görürüz” dedi.

HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Besime Konca da “Kadın Devrimi ve Rojava Deneyimi”ni anlattı.

İktisatçı Boratav: Kapitalizmin vadesi dolmuştur

 “Kapital’den Ekim Devrimi’ne, Ekim Devrimi’nden Devrimlere” sempozyumunun kapanış konuşmasını yapan iktisatçı Korkut Boratav, kapitalizmin vadesinin dolduğunu belirterek, “Ekim Devrimi vadesi dolan bir kapitalizmin kendiliğinden yok olup gitmeyeceğini de göstermiştir. Kapitalizmin vadesi dolmuş ama öldüğünü bilmiyoruz” dedi.
Halkların Demokratik Kongresi’nin (HDK) 3’üncü gününde devam eden “Kapital’den Ekim Devrimi’ne, Ekim Devrimi’nden Devrimlere” sempozyumunun kapanış konuşmasını iktisatçı Korkut Boratav yaptı. Ekim Devrimi’ni armağanı olan toplumların anıları ile yaşadığını, tarihe karışmasını da büyük bir hüzün ile izlediklerini Boratav, Kızıl Ordu’nun ilk yenilgisini ilkokulda duyduğunu ve Moskova’nın düşüşüne radyolardan tanıklık ettiklerini aktardı.
Ekim Devrimi’nin kazanımlarının toplumlar için büyük bir armağan olduğunu ifade eden Boratav, “Gelirler emeğin nitelik ve niceliğine göre dağıtılır. Emek meta değildir. Emeğin meta olmadığı bir toplum kapitalizm değildi. Para da bir meta değildir. Para bir ödeme biçimidir. Bundan kaynaklı hep emperyalizmin ağır baskısı altında yaşadılar” dedi.
‘REEL SOSYALİZMDE İŞÇİ SINIFININ DEMOKRASİSİ ETKİLİ OLMUŞTUR’
Sovyet Rusya’da 1934 yılına kadar parti içlerinde çok seslilik olduğunu ve farklı fraksiyonların yer aldığını kaydeden Boratav, çok sesliliğin işçilerden kaynaklandığı iddiasının hakim görüş olduğunu dile getirdi. Öz yönetimin Yugoslavya’da çokça tartışıldığını ifade eden Boratav, “Reel sosyalizmlerde işçi sınıfının demokrasisi doğrudan var olmuştur. Her aşamada önem taşımıştır. Temsili burjuva demokrasilerinden daha fazla demokrasi tanımıştır emekçilere” diye konuştu.
Sovyetlerin neden yıkıldığını soran Boratav, şöyle devam etti: “Ekonomik sorunlar vardır. Piyasaya açılmanın yaratacağı sonuçlar iki doğrultuda olabilir. Reel sosyalizm piyasaya açılma ile beraber üretime kar motivasyonu taşıdı. Artı değerin filizlenmesine yol açtı. Emek ile yöneticiler arasında çıkar karşıtlığı oluşmaya başladı. Bu dönüşüm işçi sınıfının demokrasi ilkelerini aşındırdığından kaynaklı olmuştur.”
‘KAPİTALİMZİN VADESİ DOLMUŞTUR’
Kapitalizmin vadesinin dolduğunu dile getiren Boratav, “Ekim Devrimi vadesi dolan bir kapitalizmin kendiliğinden yok olup gitmeyeceğini de göstermiştir. Kapitalizmin vadesi dolmuş ama öldüğünü bilmiyoruz. Onun için Ekim Devrimi bir armağandır hem de bir ders niteliğindedir” diyerek konuşmasını sonlandırdı.
Boratav’ın konuşması ile birlikte 3 gündür süren sempozyumun oturumları da sona erdi. MA

Related Articles