Postmodern yeniden paylaşım savaşı ve yalanlar

İçinde yaşadığımız zaman dilimi yalana da yeni bir ad buldu: “alternatif gerçek”. Günümüzün politikacıları yaygın olarak bu dili tercih ediyor. Onların tüketicisi, inananı çok. Artık yalanla gerçeğin içe içe geçtiği bir dünyada yaşıyoruz. Yalanın suyu çıktı, bini bi para. Bu yüzden “yalan!!!” diye bağırmak yasak!

Geçtiğimiz hafta Almanya’nın Münih kentinde toplu bir yalan ayini düzenlendi. Alternatif gerçeğin kafasıyla coşanlara göre bu kendinden geçme organizasyonun adı 53. Münih Güvenlik Konferansı’ydı. Dünyanın geleceğini tehdit eden devletler “güvenlik” konuşacaklardı.

Öteki muhteremleri bir yana bırakıp yakındakilere bir bakalım. “Zikir” sırasında kendinden ilk geçen İsrail Savunma Bakanı Liberman oldu. Konuşmasına “Bölgenin üç büyük sorunu var; İran, İran, İran” diyerek başladı… “Bence İran’ın nihai hedefi, Suudi Arabistan’ın istikrarını ortadan kaldırmak” diyerek de kendim için bir şey istiyorsan namerdim, burada mümin kardeşlerim dururken yüce gönüllüğünü sergilemiş oldu. Tiradının devamında “dünyanın en büyük ve en vahşi terör örgütü, İran Devrim Muhafızları, bu radikallere karşı biz ılımlılar bir araya gelmeliyiz” diye Suudilere gollük bir orta yaptı.

Ortamın verdiği coşku sayesinde Suudi Dışişleri Bakanı Cubeyr giydiği kanduranın ayağına dolaşacağını hesaplamadan topa rövaşatayla daldı “İsrail-Arap barışını sağlamalıyız” diye buyurdu. Efendim iyi bir işadamı olan Trump zaten her bir derde merhem olacakmış derken, Cubeyr’in içinden bir lahza, büyükçe bir hapishanede her gün anası ağlatılan Filistinliler geçti ama umursamadı. Kafasından geçirdiklerine DAİŞmiş, El Nusraymış, onlar da kapımızın iti görmesek de oluru da ekleyip, daha da bir coştu. “İran bugüne kadar DAİŞ’in de El Kaide’nin de saldırmadığı tek ülke. Acaba bir anlaşmaları mı var?” diye sordu. O ara Liberman’ın suratı biraz asılır gibi oldu, çünkü bu çeteler İsrail’le de hiç saldırmamışlar, hatta İsrail sık sık El Kaide’nin Suriye uzantısı El Nusra’nın sırtını sıvazlamıştı. Neyse ki Liberman istifini bozmadı, bu dil sürçmesini Cubeyr’in toyluğuna verdi. Bir türlü gol atamayan Cubeyr yılmadı, ben atamasam da biz atabiliriz deyip yolu tarif etti. “İran, dünyadaki en büyük ve tek terör destekçisi ülke, hep birlikte baskı yaparsak geri adım atar” dedi. Sahneden inen, onca koşturma sonrası gol atamayan Cubeyr hoşafı çıkmış bir biçimde koltuğa yığıldı, kaldı.

Kendini sahanın ağır topu sanan malum şahsın hariciye işlerine bakan Çavuşoğlu, sahaya çıkıp sizden aşağımı kalacağım havasında yalana adeta parendeler attırdı: “Türkiye her türlü ayrışmaya karşı, dini ya da mezhepçi ayrışmalara karşıyız. Cumhurbaşkanım Erdoğan da bunu Nisan ayında İslam İşbirliği Teşkilatı zirvesinde söylemişti. Ben Sünni ya da Şii değil, Müslümanım”.

Yukarıdaki yalan yumağının tek tek çözecek değilim. Buna ne sizin ne de benim sabrım yeter. İran’ın avukatlığına da soyunmadım. Ama elimizde bu ülkelerin kim daha sıkı terörist yarışını sonuçlandırabilecek, çoğu zaman yalan söylemeyen matematik diye bir ölçü aracı var. Yukarıda adı geçen ülkeler son yıllarda kendileri ve destekledikleri çeteler aracılığıyla kaç insanı öldürmüşlerse, pekala kemiklerini üst üste yığıp, boylarını bununla ölçebilirler. Biz de kimin şampiyon olduğunu anlarız.

Münih’te zikir zirve yapa dursun, o esnada alternatif gerçeğin asıl ustası, kendi yarattığı gerçekte yaşama becerisi gösteren Trump “İsveç’te dün akşam ne olduğuna bir bakın. İsveç, kim inanabilir? İsveç. Çok sayıda (mülteci) kabul ettiler. Hiç hayal etmedikleri kadar sorunla karşı karşıyalar” buyurdu. Sonra neyi, neden dediğini bir türlü açıklayamadı. Belki de sadece İsveç’e dair bir arzusunu açığa vurmuştu.(1)

Gerçeğin inatçı olduğu, bir gün galip çıkacağı, modern döneme ait bir batıl itikat. Bugün gerçeğin mücadelesi, zafer için, her zamankinden daha fazla örgütlülük ve süreklilik içermek zorunda.

(1) İşin bu yanı tam açıklığa kavuşmasa da Trump’ın Pakistan’ın Sehwan kasabasında DAİŞ tarafından yapılan kanlı saldırının yeri ile Sweden’ı (İsveç) karıştırdığı varsayılıyor.

22 Şubat 2017 Çarşamba

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Related Articles