PİRUS ZAFERİ

MÖ 280 ve MÖ 279 yıllarında Grek kolonisi Tarentum Kralı Pirus Roma’ya, ne pahasına olursa olsun kazanmak maksadıyla bir savaş başlatır. Sonunda Pirus savaşı kazanır;  ancak 50 filin desteklediği ordusunun tamamını kaybeder.

Savaştan sonra yanında koskoca ordudan arta kalan üç-beş yaralı ve beceriksiz insandan fazlası bir şey kalmamıştır.

Pirus’un bu zaferin ardından “Tanrım, bir daha böyle bir zafer nasip etme” dediği söylenir. Pirus Zaferi aslında yenilmeye mahkûm galibiyetleri anlatmak için kullanılır.

16 Nisan da Türkiye’de yapılan Referandumun sonucunda Erdoğan bir Pirus zaferine imza attı. Fakat Erdoğan Pirus’un asaletinden çok uzak.

16 Nisan da AKP’nin Türk devleti de bir Pirus zaferine imza attı. Peki bu ‘Zafer’ kazanılmasaydı, yani hayır çıksaydı ne olurdu?

Hayır çıksaydı Erdoğan’ın sivil ve resmi katliam çeteleri Türkiye’yi kana bulayacaktı. Zira

Erdoğan’ın bütün hilelere rağmen, ya hayır çıkarsaya karşı da önlemleri vardı.

Böyle bir durum için son 14 yıllık iktidarı boyunca hem sivil katliam çetelerini (IŞİD) örgütleyerek kendi özel koruma muhafızlarını oluşturdu, hem de Devletin 40 yıl Kürtlere karşı kullandığı JİTEM, özel TİM gibi katliam çetelerini himayesinde topladı.

Eğer 16 Nisanda ha kazara Hayır çıksaydı muhalif Türkler bir felaketle karşı karşıya kalacaktı (Kürtler kırk yıldır bu felaketi her gün yaşıyor).

 

Yüzde altmış, altmış beş seyirlerinde olan Hayır, sadece Erdoğan ve maniple kurumu YSK tarafından mı yüzde 49’ların altına çekildi? Bilmiyorum ama bana  inandırıcı gelmiyor. Maniple ve oyunların oynandığı doğru ama buna rağmen bu kadar düşüsün başka nedenleri de olsa gerek.

Mesela Türkler arasında saflığından yararlanarak tongaya düşürülen birinin halini anlatmak için, ‘’Alavere, dalavere Kürt Mehmet nöbete’’ tarzı bir deyim var.  Acaba Türk kardeşlerimiz bu seferki alavere dalavereden Kürdü kurban etmenin mümkün olmadığını sezdiği için mi, yüzde altmışlık hayır oyları yüzde 49’un altına düştü? Zaten sayımdan hemen sonra Kürt oylarının ‘’Erdoğan’ı kurtardığı’’ yönlü saçmalıklar basına  yansıdı.

Fakat bu sefer ‘’alavere dalavere’’ tutmadı. Çünkü  Kürdistan Erdoğan ve savaş örgütü AKP’ye hayır dedi. Evetler Türk kardeşlerimizin oyları. Bunun biraz sorgulanması gerekmiyor mu?

Neyse biz Evet sonunda kazananların kazanç ve kayıp hanelerine bakalım.

 

Evet kime ne kazandırdı?

İçerde:

 

-Türkiye cumhuriyet tarihinin en büyük vurgun, soygun  ve hırsızlık çetesine dokunulmazlık zırhı oldu!

 

-Bu soygun çetesinin başı dönemin Başbakanı (şimdi Cumhurbaşkanı) ve bu çete içinde yer alan Bakan ve Bürokratları Adalete hesap vermekten kurtardı!

 

-IŞİD’ın hamiliğini yaparak Türkiye’nin her köşesini IŞİD yuvası haline getiren AKP teşkilatının bu terörist yapılanmada oynadığı rolün ortaya çıkarılmasını engelledi!

 

-AKP iktidarının Kürdistan’da iktidarı boyunca işlediği, katliam ve soykırıma varan insanlık suçlarının (Roboski, Cizre, Nusaybin, Sur, Şırnak), belge ve bilgilerinin Türkiye  ve Dünya kamuoyuna sunulmasını engelledi!

Amed, Mersin, Suruç, Ankara katliamları ve Ceylanpınar da  evinde infaz edilen iki polisin katledilme emrini veren güç ve tetiği çeken katillerin ortaya çıkarılmasını engelledi!

-Düzenlettiği çakma darbe ile Türkiye’yi bir Cadı avı ülkesine dönüştüren Erdoğan ve partisi AKP’nin bu çakma darbedeki rol ve planlarının ortaya çıkmasını engelledi!

 

 

Evet Türkiye ne kayıp ettirdi?

İçeride:

 

-Yasama, yürütme ve yargı sistemi ortadan kaldırıldı!

 

-Güçler dengesi yok edilerek, bütün güç bir kişinin eline verildi!

 

-Yargı kurumları artık Erdoğan’ın direktiflerine göre hareket eden memurlar yönetecek

 

-Kadın, Çocuk, İşçi, köylü,  öğrenci, İş insanı, Akademisyen, Sanatkar, Bilim İnsanı en temel haklarında mahrum edildiler!

 

-Zaten arızalı olan parlamenter sistem ortadan kaldırılarak koyu faşist bir diktatörlüğün tesisi kolaylaştırıldı!

 

-Türkiye’de bir arada yaşama, çoğulculuk, farklılıkların zenginlik, ötekinin hakkına saygı kültürünün gelişmesinin önü kesildi!

 

Dışarda:

 

-Türkiye’yi yüz yıllık partnerleriyle sorunlu hale getirdi!

 

-Diplomasi ve siyasette Türkiye dibe vurdu!

 

-Türkiye’nin zenginlik kaynaklarını pazarlamak dahi değersiz hale geldi!

 

-Türkiye için bütün komşularıyla savaş hali  ortamını yarattı!

 

-Komşu ülkelerin (Suriye, Irak) iç işlerine karışarak, o ülkelerde terörist faaliyet yürüten terörist gurupları fiilen destekledi!

 

-Uluslararası suç şebekelerinin (Saraf, IŞİD’ın finansman kaynakları) organizasyon ve hareket sahaları yaratmada ev sahipliği yaparak, geri dünya ile sorunlu hale geldi!

 

-Bütün dünyayı terörle tehdit ederek, IŞİD terörü ile aynı hatta oturdu!

 

Bin bir türlü oyunla topluma kabul ettirilen evetin  an itibarıyla Türkiye kazandırdıkları ile kaybettiklerinin kısa listesi.

Bu listenin Türkiye’nin bütününe kayıp ettirme kefesi hep dolu, kazandırma kefesi ise  boş, ama Erdoğan ve AKP için, kazanma kefesi hep dolu olacaktır.

 

Bugünkü gazete başlıklarına yansıyan bir iç, diğeri dış dünya ile alakalı gelişme, Erdoğan ve ekipinin Türkiye’yi önümüzdeki süreçte nereye sürükleyeceği durumu izah etmeye yetiyor.

İki Gelişme şöyle:

 

CHP’nin YSK kararları ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’ne gideceğini duyurmasının ardından Adalet Bakanı Bekir Bozdağ “YSK karaları kesindir ve bu kararlara karşı hiçbir merciye başvurulamaz. Anayasa ve yasalarımıza göre Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’ın ‘ret’ kararı dışında karar verme seçeneği yoktur.’’

‘’ABD’de tutuklu yargılanan Rıza Sarraf ve Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın davasında önemli bir gelişme ortaya çıktı. Sarraf’ın avukatı, ABD Başkanı Donald Trump’ın danışmanı ve eski New York Belediye Başkanı Rudolph Giuliani’nin açıklanan yeminli ifadesi, geçen aylarda Giuliani’nin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la yaptığı gizli görüşmenin içeriğini ortaya koydu. Giuliani mahkemeye verdiği yeminli ifadede, Türkiye’ye giderek Cumhurbaşkanı Erdoğan’la Sarraf’ın yararına olabilecek bir çözüm bulmak amacıyla “ABD ve Türkiye arasında, ABD’nin ulusal güvenlik çıkarlarını ilgilendiren bir anlaşmanın parçası olarak görüştüğünü” kabül etti.

Erdoğan’ın önümüzdeki dönem politikası, IŞİD’ın suni İslam zihniyetinde olamayan İslam’a,  İslam olmayan farklı (başta aleviler) inanç guruplarına, düşünce düzeyinde Erdoğan ve AKP gibi düşünmeyen her kese, ‘Türk’ olmayan farklı kimliklere karşı  bastırma, sindirme ve katliamlara varacak uygulamalar olacaktır.

Bu politikanın uygulanıp uygulanmaması, tamamen toplumun ‘itaatkarlığı, yada ‘isyankarlığıyla alakalı.

 

Kürtlere gelince, esasında Kürtler açısında değişen önemli bir şey yok! Evetten öncede Kürdistan da katliam ve soykırım sürüyordu, evetten sonrada bu devam edecektir.

Fakat bu lanetlik sürecin sonunda, Kürtlerin top yekin direnişi sonucu,  sömürgeciliği yenilgiye uğratıp, Kürtlerin ebedi rüyası olan bağımsız birleşik bir Kürdistan’ın doğması, bütün ağır kayıplarına rağmen, Kürtlerin  kazanımı olacaktır!

 

24.04.17

Related Articles