ÖLÜM VE HAYSİYET – A. Halûk Ünal

Akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça OHAL koşullarının ürünü kanun hükmünde kararname ile işsiz bırakıldıktan bir süre sonra “açlık grevi”ne başlamışlardı.

Bu gün 63. gün.

Artık eylemlerinin adı “ölüm orucu”. Fiilen böyle. (İsteyen “açlık grevi” de diyebilir.)

Çünkü bütün tehlikeli sınırları aştılar.

Artık ölümle yüzleşiyorlar.

Tam bu sırada, son derece yersiz, giderek densiz bir tartışma uç verdi.

Tartışmanın ana fikri, “ölüm orucu/açlık grevi” doğru eylem mi yanlış eylem mi?

Tartışmaya katılanların bir kısmı edebden olduğu gibi, saygıdan da yoksunlar.

Bedenlerimiz bize aittir, onun üzerindeki her türlü tasarruf hakkı da…

İster her santimini dövmeyle kaplar, ister bütün hayatiyetine son veriririz.

Bu konuda bedenin sahibinden daha yüksek hiç bir merci yoktur ve olamaz.

Üstelik, hangi eylemin, hangi ortamda, ne türden sonuçlar vereceğine dair bir ölçüm aleti de icat edilmedi.

Asıl burada sormak lazım, “adanmışlık” diye bir terimi hatırlıyor musunuz?

Ya da haysiyet için ölümle yüzleşmek, size ne ifade ediyor?

Bu değerli iki arkadaşımızın eylemini tartışmak bir yana, asıl fiilen temsil ettikleri yüzbini aşkın insana bazı sorular sormak gerekmez mi?

Muktedirlerce açlıkla, itibarsızlıkla cezalandırıldınız.

Gülmen ve Özakça öncelikle buna isyan ettiler.

Bununla da yetinmeyip, “bizi aç bırakarak kavgaya mı davet ediyorsunuz, davetiniz kabulümüzdür” dediler.

Siz ne diyorsunuz? Ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Yüksel caddesinden bir kez geçmeyi de düşünmediniz mi?

Yaptıkları seçim son derece haysiyetli, radikal üstelik çok da insani, neden mi?

Onlar, salt ölümle yüzleşmeyi göze almakla kalmadılar; asıl önemli olan; muktedirlere, “bize yönelttiğiniz tehditin, yapmak istediğiniz şantajın vücut bulmuş, çıplak halini gösterelim size” demiş oldular.

Ölümü göze almadan böyle sözler kurulamıyor ne yazık ki…

Geçmişi bırakın, yalnızca son 35 yıldır onbinlerce Kürt gencinin zindanlarda, sokaklarda, dağlarda kurduğu söz gibi.

Haysiyetle ölüm bu yüzden yan yana yaşar.

Hakikat, bir bakıma haysiyetle, ölümün dengesidir.

Bu yüzden çoğu Kürt gencinin bir omzunda umut bir omzunda ölüm durur.

Belki bu vesileyle anlayabiliriz ki, adanmışlığın, haysiyetin kimliği yok.

Bütün kimlikleri dikine keser haysiyet.

Yaşamı gerçekten sevmeyen, haysiyetli olabilir mi?

Yaşamla kurdukları ilişki, haysiyetli bir aşk olmasa, hiç böyle bir söz kurabilirler miydi?

Çok yaşayın siz, ömrünüze bereket.

Related Articles