Öcalan öngörmüştü: İran’da modernite savaşına tanık olabiliriz

Ortadoğu’ya dair tespitleri bir bir çıkan PKK Lideri Abdullah Öcalan, İran için de 2012 yılında yayınlanan “Kürdistan Devrim Manifestosu” kitabında, “İran’ın yakın geleceğinde gerçek anlamda bir modernite savaşına tanık olabiliriz” tespitinde bulunuyor.

İran’da rejimin baskıcı politikaları, yoksulluk ve yolsuzluğa karşı başlatılan eylemler, bir haftada ülke geneline yayıldı. 2017 yılının son günlerinde başlayan protestolarda halk, “Diktatörlük yıkılsın, özgürlük istiyoruz” gibi net sloganlarla taleplerini sokaklarda yükseltmeye devam ediyor. Devam eden protestolarda şu ana kadar yaşamını yitirenlerin sayısı 20’yi aştı.
İran’da bunlar yaşanırken, genel olarak Ortadoğu coğrafyasında ve Rojava, Şengal, Kerkük gibi bölgelerde yaşanabilecekler konusunda bulunduğu öngörüler zaman içerisinde bir bir yaşanan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın, İran’a ilişkin yaptığı tespitler de bugün yaşananlara ışık tutuyor.
2012 yılının Ağustos ayında basılan “Kürdistan Devrim Manifestosu” kitabında Öcalan, İran’da yaşanabileceklere dikkat çekiyor ve uyarıda bulunuyor.
‘İRAN KÜLTÜRÜNDE HAKİKAT ARAYIŞI GÜÇLÜDÜR’
Öcalan savunmasında İran’a ilişkin şu tespitlerde bulunuyor: “Özellikle İran çok eski olan devlet geleneğini kullanarak sözüm ona kapitalist modernite ile baş edeceğini, daha doğrusu böylesi bir imaj yaratarak sistem tarafından kabul göreceğini sanmaktadır. Tarihi bu temelde kullanmak herhalde tükenmişliğin en gözü kara biçimi olsa gerek. Moderniteyi bu kadar tarihsel gelenekle, geleneği bu kadar moderniteyle karıştırıp ulus-devletçiliğini kurtaracağını sanmak, ancak ‘Acem kurnazlıkları’ ile izah edilebilir. Bu nedenlerle yakın geleceğin Ortadoğu’su belki de İran üzerinden şekillenecektir.”
Öcalan, yine İran’ın modernite tartışmalarının ana merkezi konumunda olduğuna işaret ediyor ve ekliyor: “Şia milliyetçiliği ne kadar saptırsa da, modernite üzerindeki ideolojik ve politik tartışma büyüyerek devam edecektir. İran halkları kapitalist moderniteyi diğer halklardan daha fazla tanımaktadır ve ona boyun eğmemekte kararlı görünmektedir. Mevcut Şia milliyetçiliği ne kadar sahte anti-İsrailcilik, anti-Amerikancılık ve anti-Batıcılık yaparsa yapsın, uzun süreli olarak İran halklarının kendileri için uygun modernite arayışının önüne geçemez; hatta ABD ve İsrail’le uzlaşsa bile halkların bu arayışı karşısında maskeli duruşunu kurtaramaz. İran kültüründe hakikat arayışı güçlüdür.”
‘MODERNİTE SAVAŞINA TANIK OLABİLİRİZ’
Öcalan, bu çözümlemelerde bulunduğu İran’da tarih kadar eski bir komünal yaşam geleneğinin varlığına da işaret ediyor. Dolayısıyla İran’ın yakın geleceğinde gerçek anlamda bir modernite savaşına tanık olabileceklerinin altını çizen Öcalan, bunun önemi üzerinde ise şu sözlerle duruyor: “Aslında 1979’daki İslâmi Devrim de bir modernite savaşıydı, ama saptırıldı. İran halkları bu devrimden ve tarihlerinden çıkardıkları derslerle yakın gelecekte tüm Ortadoğu halkları için çığır açıcı olarak modernite savaşlarıyla tarihlerine, Ortadoğu tarihine layık gelişmelere yol açabilirler. Bu nedenle demokratik modernite tartışmaları ve deneyimleri büyük önem arz etmekte ve yol gösterici olmaktadır.”
‘IRAN ŞİA OLİGARŞİSİNİN BAŞARI ŞANSI ÇOK ZAYIFTIR’
Sorunun tespiti konusunda bu belirlemelerde bulunan Öcalan, sorunun çözümü noktasında da güçlü tespitler yapıyor. Öcalan, ağırlıklı olarak söylem düzeyinde sürdürülse de, İran oligarşisinin İsrail’le Ortadoğu üzerinde hegemonik bir çatışmaya girişmiş bulunduğunu belirtiyor ve şunları kaydediyor: “Özellikle nükleer çalışmalarını bu amaçla ikinci bir koz olarak kullanmaya çalışmaktadır. Şia geleneği tarihte de hegemonya peşinde koşmuştur. Arkasında binlerce yıllık hegemonik bir İran’ı silah olarak tutmakta, fakat kapitalist modernite koşullarında kendi gücünü abartmaktadır. Sistemin azami küreselleştiği bir çağda, eğer köklü modernite tercihine yönelmezse, İran Şia oligarşisinin başarı şansı çok zayıftır.”
‘RADİKAL KOPUŞ OLACAK’
Yine İran Şia oligarşisinin kendisini BRIC (Breziya, Rusya Federasyonu, Hindistan-India, Çin) ülkelerine benzeterek blok oluşturma hesapları yaptığını da kaydeden Öcalan, şunları vurguluyor: “AKP’nin İkinci Cumhuriyeti ile de anti-PKK temelinde kurmaya çalıştığı ittifakı Suriye ile birlikte genişlemek istemektedir. Tüm bu hesapların hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Diğer bölge ulus-devletleri gibi İran ulus-devletinin önünde de sorunlarını iki eksenli çözme yolu vardır. Birinci eksenin çözüm vaadi, tıpkı şahlık rejimi gibi sistemle uzlaşmaktır. Aslında Şia oligarşisi buna hazırdır. Ama sistem kendisini olduğu gibi kabul etmemektedir. Fakat yürütülen uzlaşma görüşmeleri ya barışçı yolla ya da savaş yoluyla kapitalist hegemonik güçler lehine sonuçlanmak durumundadır. İkinci olarak sorunların çözümü gündeme girdiğinde, sistemden radikal bir kopuş söz konusu olacaktır. Bu da Şia oligarşisi hem de Batılı hegomonik güçler (başta İsrail) çözümsüz ve güçsüz kaldıklarında devreye girmesi kaçınılmaz olan demokratik modernite çözümü olacaktır.”
MA / Sadiye Eser

Related Articles