Öcalan için 39 gündür ölüm orucunda

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecridin sonlandırılması talebiyle Kandıra 2 No’lu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde 15 Şubat’ta ölüm orucuna başlayan Turan Günana’nın eylemi 39’uncu gününde devam ediyor. Sağlık durumu her geçen gün kötüye giden Günana, bulunduğu cezaevinden girdiği ölüm orucunun amacına ilişkin mektup yolladı.

Ölüm orucunun temel amacının İmralı’daki tecride ve yürütülen politikaya karşı bir kıvılcım olmak istediğini belirten Günana, “Hepimiz biliyoruz ki Önder Apo yaklaşık 50 yıldır bir irade ve kararlılıkla, güçlü ve yüksek bir tempoyla bizlere Önderlik yapıyor. 20 yıldır tanımlanamayacak bir esaret altında direniyor ve yolumuzu aydınlatıyor. Önder Apo yılların komplosunu ortaya çıkardı, hareketi yeniden ve güçlü bir şekilde ayağa kaldırdı. Demokratik Modernite paradigmasıyla düşmana güçlü bir cevap oldu ve ezilen halka yeni bir umut yarattı. Bizi yeniden yarattığı söylemi yerinde bir söylemdir. Ne yazık ki bizler Önder Apo’nun istek ve beklentilerine cevap olamadık. Bugün düşman ne kadar da psikolojik savaş ile siyasi, askeri, ekonomik, diplomatik kayıplarını bir başarı olarak gösterse de, bizler biliyoruz ki AKP-MHP faşizmi artık zayıflamaya ve dağılmaya doğru gidiyor. Baskı, zulüm, zor ve ölümler üzerine kendini ayakta tutuyor” diye belirtti.

‘AVUKAT VE AİLE GÖRÜŞÜNE DAHİ İZİN VERİLMİYOR’

Son yıllarda saldırıların zirveye çıkarıldığını belirten Günana, “Önder Apo’ya, halk, kurum ve örgütlüğümüze karşı yaşamın her alanında yaptığı saldırılar gücümüzün büyüklüğünü gösteriyor. Ne yazık ki buna karşı Önder Apo’nun esareti sert bir gerçek gibi her gün yüzümüze çarpıyor ve bu gerçek yüreğimizi acıtıyor” dedi. Günana, Öcalan’ın 20 yıldır İmralı’da tutulduğunu ve zehirlenmeden tutalım birçok politikanın uygulandığını hatırlatarak, Öcalan’ın aile ve avukat haklarını ise hiçbir şekilde kullanamadığını ifade etti.

‘TÜM SALDIRILAR ÖCALAN’IN ESARETİYLE BAĞLANTILIDIR’

Yapılan baskıların, bölgedeki mezarlıklara saldırıların ve cezaevlerindeki baskıların temel nedeninin Öcalan esaretiyle bağlantılı olduğunu kaydeden Günana, “İmralı’daki saldırı, tecrit ve işkence sistemiyle başladı ve dalga dalga yaşamın bütün alanlarına dağıldı. Bunun için İmralı’daki tecrit ve işkence sisteminin dağılması ve kırılması, aynı şekilde faşist T.C ve Erdoğan’ın saldırılarının dalga dalga parçalanması olacaktır” dedi. Öcalan’ın sağlık, güvenlik ve özgürlüğünün temel gündem olması gerektiğine dikkat çeken Günana, şöyle devam etti: “Bütün çalışmalarımız, eylemlerimiz ve çabalarımız bu çerçevede gelişmelidir. Hiçbir siyasi ve politik denge Önder Apo’nun durumuna karşı radikal eylemler yapmamamıza gerekçe olmamalıdır. Eğer biz bu 20 yılda Önderliği esaretten kurtarmadıysak bu bizim zayıflığımız ve eksikliğimizdir. Önder Apo’nun özgürlüğü Kürdistan’ın özgürlüğüdür, Kürt halkı ve ezilen halkların özgürlüğüdür. Bunun tersi de doğrudur. Ancak, Önderlik 50 yaşında düşmanın eline düştü ve şimdi yaşı 70’e varmış. Her insan biyolojik bir ömre sahiptir ve Önderliğin serbest bırakılması için artık siyasi kazançları bekleyemeyiz.”

‘ÖNDERLİK ÜZERİNE DÜŞENİ YAPTI, SIRA BİZDE’

“Bizler Önder Apo’ya borçluyuz ve ona karşı günahkarız” diyen Günana, şu ifadeleri kullandı: “Önderlik kendi üzerine düşüne yaptı. Artık gün ve sıra bizdedir. An ve dönem sorumluluğu hepimizin omuzlarına bırakmıştır. Önder Apo onurumuzdur, kimliğimizdir, irade ve özgürlüğümüzün temsilidir. Düşman, 20 yıldır Önderlikten vazgeçmemiz için çabalıyor. Biz hiçbir zaman bunu kabul etmedik ve bir onursuzluk olarak ele aldık. Ancak yüreğin ve dilin kabul etmemesi yeterli olmadı ve olmayacak! Düşman, bu esaret durumuyla yavaş yavaş kazanma umudumuzu kırmak istiyor. Buna karşı bizler de halk ve hareket olarak Önder Apo’ya bağlılığımızı daha da güçlendirmeliyiz, onun ve düşüncelerinin etrafında toplanmalıyız. Bu tecrit ve işkenceyi normalleştirmelerine ve bize kabul ettirmelerine izin vermemeliyiz. Doğrudur, şimdiye kadar kabul etmedik, ancak işkence ve tecridi de boşa çıkaramadık. Bugün Önderliğin içinde olduğu durum olağanüstü bir durum olarak ele alınmalıdır ve her onur, özgürlük sahibi olan Kürt, bu durum karşısında bir çaba içine girmelidir. 20 yıldır var olan tempoyla, yapılan açıklamalar, imza kampanyaları, çağrılardan güçlü bir sonuç alamadık. Önder Apo’nun durumu olağan ve acil bir durumdur. Bizler de büyük bir duruş ve tempo, daha radikal ve sürekli olan eylemler istiyoruz.” Günana, bütün renklerle mücadele edilmesi ve Öcalan’ın esaretten kurtarılması gerektiğini vurguladı.

‘ESARETİ İZLEYEMEYECEĞİME KARAR VERDİM’

Kendi inisiyatifiyle ölüm orucuna girdiğini belirten Günana, Öcalan’ın bu tür eylemleri onaylamadığını bildiğini söyleyerek, “Ben Önder Apo ve şehitler sayesinde kendi toplumsal hakikatime ve kişiliğime ulaştım. Yine Önder Apo sayesinde düşman gerçeğinin farkına vardım. Bazı eksiklikler, sorunlarıma rağmen her zaman Önderliğin bizden istediği özgür kişiliğe varma çabalarım oldu. Koşul ve şartlar var olan mücadeleye eylemci olarak katılmama izin vermiyordu. Bugüne kadar korkusuzca nefis savaşı ve manevi yoğunlaşmalarla sınırlı kaldım. Eylemime başlamadan önce uzun bir süre yoğunlaştım ve arkadaşlarla paylaşımlarım oldu. En sonunda bu sert gerçek olan Önder Apo’nun esaretini izleyemeyeceğime karar verdim” diye kaydetti.

‘SÜREKLİ RÜYALARIMA GİRİYORDU’

Günana, şunları anlattı: “Önderlik son yıllarda sürekli rüyalarıma giriyordu. Yaşam, çalışma, okumalarımın içinde sürekli Önderlik aklıma geliyordu. Hala da öyledir. Üveyş ananın Önderlik için söylediği ‘Sen tek başına kalacaksın’ sözleri her zaman yüreğimi acıttı. Biliyorum ki her zaman ruhsal ve düşünsel olarak halkın ve arkadaşlarımın aklındadır. Ancak şuan tek başına karanlık hücrededir. Yaşayıp yaşamadığını bilmiyoruz. Bu ne zamana kadar böyle devam edecektir. Düşman bizimle oyun oynamak istiyor. Bizler ne zamana kadar bu durumu izleyeceğiz.”

‘YAŞARSAM ONUNLA, ÖLÜRSEM ONUN İÇİN ÖLÜRÜM’

Eyleminin son dönemdeki gelişmelerle bağlantısının bulunmadığını sözlerine ekleyen Günana, “Bir değil yüz Efrin de direnişle kaybedilse, Kürt halkı teslim olmaz. Bu Apocu ruh kesinlikle kalıcı başarılar elde edecektir. Bunun için 21’inci yüzyıl özgür Kürdün, özgür kadının ve ezilen halkların yüzyılı olacaktır. Önderlik paradigması Kürdistan ve Ortadoğu’da yaşam bulacaktır” dedi. “Yaşamım Önder Apo’dur. Onunla dünyaya geldim ve kendimi tanıdım. Eğer yaşarsam onunla yaşarım, eğer ki ölürsem de onun için ölürüm” diyen Günana, “Her zaman Önderliğin özgür olduğunu ve Amed’in bir alanında halka başarıyı müjdelediğini hayal ediyorum. Eğer Önderlik için olan eylemlerimizin düzeyini arttırırsak bu hayal gerçek olur. İçinde bulunduğum eylem ölüm değildir. Umudun diri kalması için, özgür yaşam denizinde manevi bir damlanın dirilişidir. Umut ediyorum ki halkımız ve arkadaşlarım bu eyleme anlam verecektir” diye kaydetti. MA

Related Articles