Nesrin Nas: Artık Başkan’dan başka hiçbirimizin yaşam güvencesi yok

Yeni yıla yepyeni bir rejimle adım atıyoruz. Artık Başkan’dan başka hiçbirimizin yaşam güvencesi yok. Kurucusundan taraftarına, azgın yandaşından utangaç yandaşına kadar tüm AK Partililer de dahil buna…

Weber, modern devleti meşru şiddet kullanma tekelini elinde bulunduran güç olarak tanımlar.

696 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname, bir devleti devlet yapan bu temel ilkeyi, yani devletin meşru gücünü kullanan resmi görevliler dışında hiç kimsenin bir başkasına karşı fiziki şiddet kullanamayacağı ve yaşam hakkını tehdit edemeyeceği ilkesini yerle yeksan etti…

Bu düzenlemenin yan yana güven içinde yaşama iradesini yok edeceğini, Türkiye’nin bütünlüğü ve geleceğini tehlikeye atacağını söylemek kötü kehanet olmaz.

Nitekim son KHK henüz yayınlanmadan kısa bir süre önce dernekleşen HÖH’ün başkanı, “zamanı geldiğinde, bize ihtiyaç duyulduğunda her zaman hazırız.” diyor.

Bir kamu görevlisi olan ama çalıştığı kurumun izniyle Suriye’ye savaşmaya giden HÖH Başkanı’nın Cumhurbaşkanı’nı faaliyetleriyle ilgili bilgilendirdiğini söylemesi de bu KHK düzenlemesinin niyeti konusunda soru işaretlerini artırıyor.

Modern devletin bu yetkisini cezasızlık garantisiyle sivillere devrettiği ve “ bunların devamı niteliğindeki eylemler” gibi her yana çekilebilecek muğlak bir ifadeyle eli silahlı çeteleri özendirdiği bir ülkede kimse yarınından emin olamaz.

Kimsenin yarınından emin olmadığı, baştan sona akla ve hukuk mantığına aykırı KHK’larla yönetilen bir ülkenin riskini ise hiçbir yerli-yabancı doğrudan yatırımcı taşımaz.

Dolayısıyla bu KHK’nın yatırımcının da tüketicinin de önceliğinin köklü bir biçimde değiştireceğini söylemek yanlış olmaz.

Bu KHK, öncelikle bir ekonominin öngörülebilirliği için olmazsa olmaz olan “güven” ve “sosyal sermaye”yi yerle bir edecektir. Güvenin olmadığı ekonomilerde ne yatırımcı yatırım ne de tüketici zorunlu ihtiyacı dışında harcama yapar…

Üstelik birlikte iş yapma kültürü de dibe vurur… Üretici-dağıtımcı-tedarikçi; hizmet alan-hizmet satan; kiracı-kiralayan vb. ilişkileri bozulur.

Dünya Değerler Araştırması’na göre Türkiye, vatandaşları arasında karşılıklı güvenin en zayıf olduğu ülkelerden biridir. Yani sosyal sermayesi çok zayıftır.

Birçok ülkede yüzde 60’ın üzerinde olan vatandaşların birbirine güven oranı, ülkemizde sadece yüzde 12’dir. Son KHK ile toplumdaki bölünme ve güvensizlik ortamının daha da derinleşeceğini öngörmek için de kahin olmaya gerek yok.

Öte yandan yapısal  sorunlarını çözememiş, büyümesi üretkenlik artışına değil dış kaynak ve talep artışına bağlı olan ekonomide hukuk devletinin tabutuna çakılan bu son çivinin bedeli tahminlerin ötesinde ağır olur.
Çünkü  bir numaralı kırılganlık göstergesi olan cari açık ve dış finansman sorunumuz tehlikeli sularda  yol alıyor:

Doğrudan yatırımların payı 2016 ilk çeyreğinde yüzde 33 iken, 2017 ilk çeyreğinde  yüzde 21’e, dış kredilerin payı da  yüzde 41’den yüzde 15’e düşmüş. 2016 yılında toplam 15 milyar dolar bir dış kredi sağlayan bankacılık ve reel kesimin bu yıl sağladığı dış krediler sadece  1.1 milyar dolarda kalmış.

Buna karşılık portföy yatırımları 6.9 milyar dolardan 20.6 milyar dolara, dış finansmandaki payı da  yüzde 22’den yüzde 68’e çıkmış. Yani sıcak para el yakacak kadar çok sıcak hale gelmiş.

Hele bir de önümüzdeki yıl boyunca 210 milyar dolardan fazla bir dış finansman bulma zorunluluğu olduğu düşünülürse durumun vahameti daha iyi anlaşılır.

Aklı selimin hakim olduğu ülkeler böyle bir ekonomik tablo karşısında risk algısını büyütecek değil, aksine hukuki güvenliği güçlendirerek öngörülebilirliği artıracak adımlar atarlar. Kaldı ki, bugüne kadar tutunduğumuz son dal olan mali disiplin de büyük ölçüde bozuldu.
Üstelik ekonomiye ilişkin düzenlemeler KHK’lar ile artık yasama ve yargı denetiminin dışına çıkarılıyor. İlk bakışta KHK rejimi, karar alma ve uygulamada hız ve esneklik sunma avantajı sağlıyor gibi görünse de, KHK’lar ile elde edilen hak ve avantajların ne sürekliliği ne de güvencesi vardır.

Bir KHK ile verilen haklar bir başka KHK ile geri alınabilir. Dahası KHK’ların kamu yararını mı güç ilişkilerini mi gözeteceği sorusu cevapsızdır.

Mevcut uygulamaya ve yayınlanan 30 KHK’ya bakıldığında bugüne kadar KHK’ların, gücü Saray’da tahkim etme önceliği ile kaleme alındığı; ekonominin ve beşeri kaynağın yaratıcı, rekabetçi ve üretken yapısını bozduğu çok açıktır.
Artık önemli önemsiz her şey Saray’a bağlandığı ve Saray’ın her istediği de KHK olarak hayatımıza girdiği için 2018 bütçesine bir de bu açıdan bakmak lazım.

Çünkü 696 Sayılı KHK ile TBMM fiilen yeni rejimin dışına çıkarılmış, siyasi, idari, mali düzenin karar alıcı ve uygulayıcısı Saray olmuştur.

Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nın doğrudan Saray’a bağlanmasından Milli Savunma Üniversitesi’ni merkezi yönetim bütçe sınırlandırmalarından muaf tutmaya, İHA’larla ilgili düzenlemeye kadar her şey son KHK ile Saray’ın uhdesine bırakılmıştır.

Yine son KHK’da mali disiplini bozacak bir çok düzenleme bulunmaktadır. Mesela Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün Vakıfbank’ta bulunan hisseleri Hazineye devredilirken borç sayılmayan bir borçlanma yöntemi uydurulmuş, sermayesinin tamamının Hazine tarafından ödeneceği ama Hazine’nin pay sahipliği yetkilerine sahip olmayacağı bir ASFAT AŞ kurulmuştur.

ABD’deki davada Halk Bankası’na altından kalkamayacağı miktarda para cezası çıkması durumunda, bu yükün Varlık Fonu üzerinden Hazine’ye devredilmesinin yolu açılmıştır.
Saray’ın inşasından başkanlık rejimine kadar, her ne kadar uzaktan yakından ilgisi olmasa da, ABD örneğinden hareket ettiğimiz sır değil. Mesela son KHK ile getirilen hapishanelerde siyasi tutuklu ve hükümlülere tek tip kıyafet uygulamasını savunurken dahi ABD, hatta Guantanamo örneğine başvurduk.

Ama iş Saray harcamaları ve bu harcamalarla ilgili kamuoyunu aydınlatmaya gelince ABD örneği aklımıza dahi gelmez.

Rejimin merkezi Saray’a kaydıkça bununla paralel olarak örtülü ödenek harcamaları da çığ gibi büyümüş, 2017 Ekim ayı sonuna kadar 10 ayda 2.6 milyar liraya ulaşmıştır. 2018’de örtülü ödenek için ayrılan tutarın tümünün harcanması durumunda ise bu kalemden yapılan harcama 15 yılda 36 kat artmış olacaktır.

Cumhurbaşkanı’nın, örtülü ödeneği nasıl harcandığına ilişkin Cumhurbaşkanlığı web sitesinden şöyle bir açıklama yapılmıştı:

“…Türkiye Cumhuriyeti devletinin en yüksek temsil makamı, dolayısıyla ülkemizin vitrini olan Cumhurbaşkanlığı nezdindeki faaliyetlerin ‘itibarda tasarruf olmaz’ anlayışıyla, ülkemizin vakarına yaraşır şekilde yürütülme mecburiyeti vardır. Bununla birlikte tüm bu hizmetler, hem Türkiye’nin büyüklüğüne ve itibarına yakışır kalitede hem de en uygun maliyetlerle gerçekleştirilmiştir.”

Oysa ABD’de durum hiç de böyle değildir. ABD için en büyük utanç kaynağı olan Guantanamo’yu örnek göstermek yerine, mesela başkanların Beyaz Ev’deki yaşamları örnek alınabilirdi.

Beyaz Ev, hala büyük devletler içinde en küçük konuttur. Tanıtım broşüründe başkandan “mevcut kiracı” diye bahsedilen Beyaz Ev’de yaşamak başkanlar için çok maliyetlidir.

Çünkü ABD Başkanları ve ailelerinin yemekler dahil şahsi tüm masrafları, ailenin yaşadığı bölümde çalışan temizlikçi ve garsonların maaşları, konut için alınan temizlik malzemelerinin parası, hatta Beyaz Ev’de ağırladıkları resmi sıfatı olmayan her misafirin yemek, içmek gibi bütün harcamaları başkanın maaşından kesilir. Başkan sadece kira, elektrik, su ve gaz parası ödemez.

Sonuç olarak, yıllık ortalama 500 bin dolar maaş alan başkanlar, maaşlarının tamamını Beyaz Saray’da yaşayabilmek için harcarlar.

En önemlisi de halka hesap vermek için iğneden ipliğe satın alınan her malzemenin tüm ayrıntılarıyla kaydedilmesi ve bu kayıtların halkın denetimine açık olmasıdır.

Nixon’ı dahi aratacak kadar kötü bir başkan olacağı kesinleşen Trump dahi kendini Anayasa’nın üzerinde görmez, göremez ve halkın denetiminden muaf tutulmaz.
Sonuç olarak, içine rejimin niteliğini belirleyecek maddelerden ekonomik düzenlemelere kadar her şeyin tıkıştırıldığı iki yeni KHK’nın karanlığı altında 2018 yılına adım attık. Zor bir yıl bekliyor bizi. Bu karanlığı ancak tüm farklılıklarımızı bir kenara koyarak birbirimize daha sıkı sarılarak aşarız.

ahvalnews.com

Related Articles