Meena Keshwar: Sesim uyanan kadınlarla birleşti

Afganistan Devrimci Kadın Birliği Kurucusu Meena Keshwar Kamal, köktendinciliğe ve faşizme karşı adadığı yaşamıyla özgür kadın mücadelesi külliyatında yer edindi. Devrimci yaşam tarzından asla ödün vermeyen Meena, “Direniş ve cesaret destanları arasında yeniden doğdum, ben uyanmış bir kadınım” sözleriyle kadınlara yol göstermeye devam ediyor.

Sosyalist, devrimci, şair Meena Keshwar Kamal, özelde kadın hakları genelde insan hakları üzerine olan pratiğini yaşamın her alanına yansıtan direngenliğin temsilcisiydi. Meena, doğanın ve direnişin bütünselliğini mücadelesine taşıyan bir devrimciydi. Afganistan’ın başkenti Kabil’de 27 Şubat 1956 yılında dünyaya gelen Meena, 19. yüzyılda Afgan bir direnişçinin adını taşıyan Kabil kız okulu olan Lycee Malalai’de öğrenime başladı. Orta öğrenimini bitirdikten sonra Kabil Üniversitesi’ne kabul edilen Meena, bu yıllarında Kabil’deki ve diğer Afgan şehirlerindeki öğrenciler gibi toplumsal aktivizm ve giderek artan kitlesel hareketlerle derinlemesine ilgileniyordu. Üniversite eğitimini yarıda bırakan Meena, hakikatin yolunun buradan geçtiğine inanarak, yaşamını ve kadınları örgütlemeye adadı. Aynı zamanda bu adanmışlığın getirdiği en büyük örgütlülüklerden biri olan Afganistan Devrimci Kadınlar Derneği RAWA’yı kurdu.

Afgan kadınlarının gücü: RAWA

Afganistan’daki sosyal haklardan yoksun ve baskı altına alınmış kadınlara ses olmak için 1977 yılında kurulan RAWA günümüze dek verdiği mücadelede pek çok sosyal hareketi etkiledi. Özellikle Afgan kadınlarının yıllardır Taliban, ABD ve irili ufaklı birçok şiddet grubunun kıskacında verdiği özgürlük mücadelesinde çok önemli bir rol üstlendi. Afgan kadınlar için sabahın ilk ışıklarıyla yollara düşerek onlara iş arayan, yetim çocuklar için ilaç toplayan Meena tarafından kurulan RAWA, Afgan topraklarının kadın özgürlük gücü olarak açığa çıktı.

Kadın mücadelesi ve ulusal bağımsızlık ilişkisi

Önceleri küçük gruplar şeklinde bir araya gelen örgüt üyeleri hem aile baskısı hem de sosyal baskıdan kurtulmak için gizlenerek ve burkalar (çarşaf) giyerek toplantılara katılma yöntemini oluşturdular. RAWA, mülteci Afgan kadınlara Sovyet işgali sırasında destek ve barınak sağladı. Meena ve yoldaşları Afgan kadınları arasında güveni arttırdı; onların erkeklere olan bağımlılıklarını azalttı ve ataerkil normlara meydan okumaya teşvik etme becerilerini bilince çıkardı. Toplumsal hiçbir sorunun kadın özgürlük mücadelesinden bağımsız olmadığı savunan RAWA, Afganistan’ın karşı karşıya olduğu yoksulluk probleminin ABD emperyalizminden kaynaklandığını düşünüyor ve kadın özgürlük mücadelesinin ulusal bağımsızlık meselesinden ayrı düşünülemeyeceğini savunuyordu.

Toplu mezarları sopalarla kazan kadınlar

1979’da Rus kuvvetlerine karşı bir kampanya başlatan örgüt, kamuoyunu harekete geçirmek için okullarda, kolejlerde ve Kabil Üniversitesi’nde birçok yürüyüş ve toplantı düzenledi. Ardından kadınlar, Saur Devrimi’nden 3 ay sonra 4 Haziran 1979’da siyasi tutsakların tutulduğu Pul-ı Charkhi Hapishanesi’nin kapılarında toplandı. Fakat kadınlar hapishaneye kabul edildiklerinde, hücrelerin birçoğunu boş buldular. Tutukluların nerede olduğunu sorduklarında askerler 2 binden fazla tutuklunun ve askerin gömülü olduğu toplu mezarı gösterdiler. Kadınlar çocuklarıyla birlikte askerler tarafından kurşuna dizilen insanların cenazelerini alma umuduyla toprağı sopalarla kazdı.

‘Payam-e-Zan (Kadınların Mesajı)’

Dalga dalga yayılan cesaret RAWA çatısında buluşan pek çok Afganlı kadının esaret zincirlerinden kurtulmasında etkili oluyordu. Özgür insan yolundaki kadın mücadelesine gözünü açan Meena, aynı zamanda bir anneydi. Yedi aylık hamileyken eşi tutuklanan Meena, yeni doğan kızlarının güvenliğinden endişe ettiği için doğum sonrası onları yerel bir aileye bıraktı. Daha sonra Pakistan’a giden Meena için bu bir sürgün anlamı taşıyordu. Ertesi yıl ülkesine geri dönen Meena, iki dilde yayınlanan Payam-e-Zan (Kadınların Mesajı) adında bir derginin çalışmalarını yürüttü. RAWA bu dergide, Afgan kadınlarının davasını cesaretle ve etkili bir şekilde koruyordu. Kadın mücadelesinin karşısında coğrafya fark etmeksizin konumlanan eril yargı burada da Meena’nın karşısına çıktı. Ülkesine döndüğünde rejime hedef olan Meena’nın fotoğrafları ülke genelinde dağıtıldı ve kendisine yurtdışı yasağı getirildi.

Afgan direniş hareketi Fransa’da

Meena ayrıca mülteci çocuklar için Pakistan’daki mülteci kadınlar için bir hastane ve el sanatları merkezleri kurarak, Afgan kadınlarını maddi olarak destekleyen okullar kurdu. 1981 yılının sonunda, Fransız hükümetinin daveti üzerine Fransız Sosyalist Partisi Kongresi’ne katılan Meena, burada Afgan direniş hareketini temsil etti. Boris Ponamaryev başkanlığındaki kongredeki Sovyet delegasyonu, katılımcıların Meena’nın zafer işareti yaptığında onu desteklemesi üzerine kongre salonunu terk etti. Meena, Fransa’nın yanı sıra birkaç diğer Avrupa ülkesine daha davet edildi.

‘Direniş ve cesaret destanları arasında yeniden doğdum’

Yaşamını baştan sona Afgan kadınlarının insanlık mücadelesine adayan Meena’nın 1981 yılında “Payam-e-Zan”da yayımlanan bir şiiri coğrafyasının kadınlarına manifesto mahiyetinde bir miras olarak kaldı. Özellikle “Direniş ve cesaret destanları arasında yeniden doğdum, ben uyanmış bir kadınım” sözleri zamanın ruhunu aşarak bugüne dek ulaştı. Meena, yılgınlığa ve umutsuzluğa yer vermeden kendisinin hedef alındığını bildiği halde Şubat 1987 yılına kadar siyasi faaliyetlerine devam etti. Üstelik bir sene önce eşinin rejim güçleri tarafından kaçırılıp öldürülmesi dahi onu durdurmamış aksine daha fazla yoğunlaşmasına neden olmuştu.

Zamanının ötesinde bir yaşam

Antidemokratik rejiminin görüşlerine karşı etkili savunuculuğu ile Rusların ve köktendinci güçlerin saldırısına maruz kaldı. Bu saldırılar sıklaştıktan sonra Meena, KHAD (KGB’nin Afganistan Şubesi) ajanları ve Pakistan Quetta’daki suç ortakları tarafından 4 Şubat 1987 yılında katledildi. 12 yıllık mücadele hayatında halkı için çözüm gücü olmaya çalışan Meena, özgürlük ve eşitlik adı altında kadınlara empoze edilenin yolsuzluk ve çöküş olduğunu savunuyordu. Buna rağmen demokrasi ve kadın hakları yolunda nüfusun yarısının uyanacağına dair güçlü bir inancı vardı.

Meena’nın “Payam-e-Zan” da 1981’de yayınlanan şiiri;

Asla geri dönmeyeceğim

Ben uyanmış bir kadınım

Yanmış çocuklarımın sayesinde ortaya çıktım ve bir fırtınaya dönüştüm

Kardeşimin kan gölünden ortaya çıktım

Ulusumun gazabı bana güç verdi

Harap ve yanmış köylerim, düşmana karşı beni kin ve öfkeyle doldurdu

Ben uyanmış bir kadınım

Ben yolumu buldum ve asla dönmeyeceğim

Cehaletin kapalı kapılarını açtım

Bütün altın bileziklere veda ettim

Ah vatandaşım, ben artık aynı ben değilim

Ben uyanmış bir kadınım

Ben yolumu buldum ve asla dönmeyeceğim

Göçebe ve yalınayak evsiz çocukları gördüm

Yas giysileri içinde elleri kınalı gelinleri gördüm

Hapishanelerin dev duvarlarının aç kurtlar gibi özgürlüğü yuttuğunu gördüm

Direniş ve cesaret destanları arasında yeniden doğdum

Son nefeslerde kan ve zafer dalgalarında özgürlük şarkısını öğrendim

Ah vatandaşım, Ah kardeşim, artık beni zayıf ve aciz görme

Tüm gücümle toprağımın özgürlüğü yolunda sizinleyim

Bütün bu acılarım kölelik zincirini kırmak için

Sesim binlerce uyanan kadınla birleşti

Yumruklarım binlerce vatandaşın yumruklarıyla kenetlendi

Sizinle birlikte ulusumun yoluna adım attım

Ah vatandaşım, Ah kardeşim, ben artık aynı ben değilim

Ben uyanmış bir kadınım

Yolumu buldum ve asla geri dönmeyeceğim.

Kaynak:gazetesujin

Related Articles