Medya Dedektifi ringde

Memleket medyasında onca şarlatanlık alenen sergilenirken özel bir göze mi ihtiyaç var, şimdi bu medya dedektifliği de nereden çıktı diyebilirsiniz. Siz de haklısınız ama gelin görün ki yandaşların cascavlak hali başkalarının kendini daha kolay gizlemesine, hele hele sol adına saçmalıklarını daha kolay faş edebilmesine yol açıyor. Fakat benim şimşek bakışlarımdan öyle kolay kolay kaçamazlar. Kendimi övmek gibi olmasın ama dedektifiniz yumruklarını seri kullanan, kelebek gibi danseden ve bir aparkatla anında nakavt yapabilecek kabiliyettedir. Şimdi buyrun ringe…

Hüseyin Çakır isimli muhteremin “Atatürkçülük ile Sistem Değişikliği Menkıbesi” başlığıyla Artı Gerçek sitesinde bir yazısı yayınlanmış. Baştan uyarayım Sayın Çakır’ın yazısı bu potansiyeli barındırmakla birlikte benim derdim bütün yazıyı parça pincik etmek değil. Böyle bir şeye zaman ayırmaya değmez.

Fakat iki mesele dikkat çekici. Yazının bir yerinde muhterem şöyle bir tespitte bulunmuş; Abdullah Gül’ün iktidara ve AKP’ye mesafeli ve kendine göre ilkeli duruşu muhalefeti cesaretlendirici motivasyon oluyor.

Sayın Çakır’ın ne demek istediğini uzun uzun değerlendirmeye gerek yok. Sanırım muhalefetten anladığı en iyi ihtimalle CHP falan olsa gerek ki Gül gibi pespaye bir kişiliğin yaptıklarından kendilerine cesaret devşirebiliyorlar. Yoksa yanılıyor muyum asıl birilerinin gölgesine sığınma ihtiyacı hisseden sayın yazarımız gibiler olmasın? Bu devirde elbette bu tür duygular içinde olmak “normal”, ama kaç kere denemiş bir salaklığı (Mansur Yavaş, Ekmeleddin İhsanoğlu gibi zavallılık abidelerini) en ufak pozitif bir motivasyonla dahi anmak baştan olan duruma bile bile lades demek değil midir?

Bile bile kanmak mı bilmiyoruz ama yazısının sonunda Sayın Çakır’ın sorduğu sorular bizi salak yerine koymak için değilse eğer kendisinin “saf”lığını ele veriyor:

“Buradan şu sonuç çıkartılabilir? Popüler deyimle 80 milyonun yararına olması gereken sistem değişikliği, iktidar olan partinin ve onun liderinin çıkarına bir değişiklik mi olacak? Bu parti ve lideri siyasal varlığını sistem değişikliğine bağlamışsa “seçimin selametle yapılması” uyarısında çok tehlikeli sonuçlar çıkartılabilir.

Düşünülmesi bile tüyleri ürpertecek şöyle bir yol seçilebilir: “Atatürk’ün yoluna dönmek” adına seçimler iptal edilerek mevcut meclis aritmetiğinde MHP ile anlaşarak (MHP içinden geçtiği süreçte bekası için her şeye razı görünüyor) yeni sisteme geçişi sürece havale ederek, kanunlarla, kararnamelerle mevcut durumu sürekli hale getirebilirler.”

Bir kaç soru da ben sorayım:

Çoğu merhalesi katedilmiş neoliberal diktatörlüğün inşa sürecini “içeri”den bir seçenekle engellemek ne kadar olasıdır? Yerel yönetim seçimlerinin iptal edilmesi ve yerine belediye başkanlarını Erdoğan’ın atamasının konuşulduğu bir süreçte(Aslında bu konuşulmaksızın başta Kürt illerin olmak üzere bir çok yerde kayyum ataması adı altında yapıldı bile.) seçme, oy hakkı denilen şeye umut bağlamayı ne kadar akıllıca buluyorsunuz?

Bu soruların tek bir yanıtı elbette yok. Bu yanıtlardan biri seçimleri tamamen bir kenara bırakmak da değil, ama gelin görün ki “at hırsızlığı”nı siyaset bellemiş bir diktanın karşısına sandığın çare olmayacağını görmeniz için daha neleri denememiz gerekiyor?

H. Çakır’ın yazısının tamamı bu bağlantıdan okunabilir:https://www.artigercek.com/ataturkculuk-ile-sistem-degisikligi-menkibesi

Related Articles