Marielle Franco’nun mirası Rio direnişinin gelecek nesillerine ilham olacak – Renata Funari

Brezilyalılar bugün parlak bir siyasi lideri kaybetmenin yasını tutuyorlar ve Franco, günümüzde Brezilyalı olmanın sembolü oldu. Ülkenin her tarafında on binlerce kişi, bu hafta,  polis vahşetini kınamak ve Franco’yu anmak için sokaklara döküldü ve #MariellePresente etiketi Brezilya’nın dört bir yanında yayıldı

Geçtiğimiz hafta [14 Mart 2018 ç.n.], Marielle Franco ve şoförü Pedro Gomes, Rio De Jenerio’da, siyah kadınların güçlendirilmesine yönelik bir etkinlikten çıkarken suikasta uğradılar. Franco, Brezilya’da yaşayan 38 yaşında bir renkli derili  queer kadın ve öne çıkan bir yurttaş hakları aktivistiydi. Yapılan soruşturmalara göre, Franco, 2006 yılında federal polisten satın alınmış olan kurşunlarla başından dört defa vurularak öldürüldü. Rio’daki güvenlik kurulu konuya yönelik hiçbir açıklama yapmadı fakat pek çok kişi yapılan eylemi demokrasiye yönelik bir saldırı olarak adlandıracaktı.

“Favelada”, Brezilya’daki düşük gelirli topluluklarda ötekileştirilerek büyümüş kişileri tanımlamak için kullanılan bir terim. Franco’nun ölümünden itibaren, birçok kişi, bu terimi, Franco’nun geçmişinin onun bir ilerici siyasetçi olarak kimliğini nasıl şekillendirdiğini tanımlamak için kullanır oldu. Franco, Rio’da 16 faveladan oluşan bir semt olan Complexo da Maré’de büyüdü. Brezilya favelalarında büyüyen pek çok kadın gibi, Franco da 18 yaşında bekar bir anne haline geldi ve eğitimini bırakmaya zorlandı. Franco, bir günlük bakım merkezinde yarı-zamanlı bir iş bularak, iki yıl sonra, tam burs kazanarak Sosyal Bilimler üzerine olan okuluna devam etti.

Franco’nun üniversite zamanında, uyuşturucu kaçakçıları ve polis arasındaki silahlı çatışmalarda, çoğunlukla genç ve siyah masumların vurulmasıyla, Rio’da güvenlik tartışmaları artmıştı. Silahlı çatışma sırasında, yakın arkadaşının kaza kurşunu vurularak ölmesiyle, Franco karşı karşıya kaldığı şiddet hakkında açıkça konuşmaya, ses çıkartmaya başladı. Bu zamanlarda, Franco ilk aşkı Monica ile evlendi. Kamu yönetimi alanında yüksek lisans diplomasını aldı ve Rio’daki İnsan Hakları Komisyonu’nda, federal polisin gerçekleştirdiği insan hakları ihlalleri üzerine çalıştı.

“Franco, Brezilya politikasında daha çok görülmesi istenileni temsil ediyordu: bir favela’da doğmuş, büyümüş bir feminist siyah kadın”

Marielle Franco, 2016’da, Sosyalizm ve Özgürlük Partisi’nden (PSOL) meclis üyesi seçildi. Franco, pek çok kişinin Brezilya politikasında daha fazla görmek istediği şeyi temsil ediyordu: renkli derili bir feminist, bir bekar anne ve favela‘da doğup büyümüş biri. Brezilya Afrika’nın dışında Afrika kökenlilerin en fazla nüfusa sahip olduğu (nüfusun yarısından fazlasına karşılık gelen biçimde yaklaşık 56 milyon kişi) olmasına karşın, Brezilya kongresinde yer alan 513 federal milletvekilinden sadece 24’ü siyahtır. Franco da böylece nihayet statükoyu kırmayı başardı ve partisi PSOL onu bir sonraki yıl yapılacak eyalet vali yardımcılığı seçimlerine aday göstermeyi planlamaya başladı.

Franco, siyasi elitin görmezden geldiği sorunlara yönelik çözümler bulmak için fazlasıyla çabalıyordu. Son zamanlarda, görevdeki ve eski polis memurlarından oluşan gayri resmi milislere ve ülkedeki şiddette giderek artan biçimde rol oynayanlara karşı açıktan karşı çıkmaya başlamıştı. Salı günü, 23 yaşında genç bir adamın öldürülmesinden sonra şu tweeti atacaktı:

Bir başka genç daha askeri polisin ölüm listesine eklenmiş olabilir. Matheus Melo kiliseden çıkıyordu. Bu savaş bitene kadar daha kaç kişi ölecek?

Uluslararası medyada polis vahşetlerine dönük tartışmalar genellikle ABD etrafında şekillenmesine rağmen, en yüksek ölüm oranı Brezilya’da görülüyor. Brezilya’da ABD’de olduğundan 120 milyon daha az vatandaş yaşamasına rağmen, bir önceki yıla göre %26’lık bir atışla, 4224 kişinin ölümünde polisin parmağı var. Cinayetlerin çoğu, Rio’daki ağırlıklı olarak siyahi nüfusu barındıran düşük gelirli topluluklarda gerçekleşiyor. Daha da kötüsü, Rio şehrinde silahlı kuvvetler “barışın sağlanması ve korunması” amacıyla devriye geziyor, Rio şu anda askeri kontrol altında. Bu durum, bir askeri diktatörlük geçmişine sahip bir ülke açısından özellikle endişe verici.

“Pek çok kişi Franco’nun katledilmesinin Brezilya’daki mücadeleyi yeniden canlandırdığını iddia etti”

Brezilyalılar bugün parlak bir siyasi lideri kaybetmenin yasını tutuyorlar ve Franco, günümüzde Brezilyalı olmanın sembolü oldu. Ülkenin her tarafında on binlerce kişi, bu hafta,  polis vahşetini kınamak ve Franco’yu anmak için sokaklara döküldü ve #MariellePresente etiketi Brezilya’nın dört bir yanında yayıldı.

Pek çok kişi Franco’nun cinayetinin Brezilya’daki mücadeleyi yeniden canlandırdığını iddia ediyor: diğer pek çok şeyle birlikte, Rio eyaletindeki askeri müdahalelere karşı verilen mücadeleyi. Bu mücadele, aynı zamanda, uyuşturucuya karşı savaşı bitirmeye, her yıl binlerce siyah genç insanın zulme uğramasına ve kurumsal ırkçılığa ve cinsiyetçiliğe karşı bir mücadele.

Geçtiğimiz yıllarda Brezilya, devlet tarafından işletilen şirketlerde rüşvetle ilgili yolsuzluk soruşturmalarıyla sarsılmıştı. Mahkumiyetler olmasına rağmen, birçok politikacının soruşturmaları devam ediyor. Önceki başkan Dilma Rousseff’in 2016 yılında görevi kötüye kullanma gerekçesiyle itham edilmesi de siyasi kutuplaşmayı daha köklü hale getirdi. Brezilyalılar sadece politikacılar tarafından hüsrana uğramakla kalmadılar, aynı zamanda son yüzyılın en kötü ekonomik durgunluğunu da adım adım toparlamaya çalışıyorlar. Şiddet, ırk ve kadın düşmanlığı konularıyla alakalı genellikle konuşmayı reddeden adaylar Brezilyalıları yeteri kadar temsil edemiyor.

Franco’nun akıl hocası ve arkadaşı Marcelo Freixo şunları söylüyordu: “Marielle’yi susturabileceğini zannedip öldüren her kimse, Marielle’yi bir simgeye dönüştürdü ve Marielle’nin ülkenin her tarafında filizlenmesine sebep oldu.

Brezilya yol aldıkça, Marielle Franco, onun adı ve davası da unutulmaz olacaktır.

[Gal-dem’deki İngilizce orijinalinden Deniz Söyler tarafından Sendika.Org için çevrilmiştir]

Sendika.org

Related Articles