Kürtlerin “Hayır” demesi “Özgür Kürdistan’ın” tescilidir

HDP

Eş genel başkanları tutuklu.

Milletvekillerinin bir bölümü tutuklu, bir bölümü sürgünde

Genel Merkez, İl ve İlçe teşkilatlarının büyük bölümü tutuklu.

Dışarıdaki milletvekilleri, parti yöneticileri hergün takip, gözaltı, soruşturma, tutuklanma tehditi altında.

 

DBP’de aynı şekilde

Eş Başkanlarından biri tutuklu, biri sürgünde.

Belediyelerinin nerdeyse tümü AKP, Erdoğan, Asker, Polis dahil devletin tüm güçleri eliyle gasp edilmiştir.

Belediye başkanlarının çoğu tutuklu.

Belediye çalışanları itaate zorlanıyor, olmazsa işten atılıyor, aileleri mağdur ediliyor.

DBP’nin yöneticilerinin çoğu da ya tutuklu ya da sürgünde

 

Halk’a da darbe vuruldu.

Süreç sadece siyasetçilerle sınırlı tutulmadı.

Nusaybin, Cizre, Sur, Silopi, Şırnak başta olmak üzere 16 yerleşim birimi adeta yerle bir edildi. Evler bombalandı. Malları yağmalandı. Ev eşyaları dahil taşınabilir varlıkları yağmalandı. İnsanlar açık alanda farklı işkence yöntemleriyle öldürüldü. Halk göçe zorlandı.

 

STK’lar kapatıldı.

DTK, Kurdider, Kürt Enstitüsü gibi tüm Kürt sivil toplum örgütleri kapatıldı. Binaları yağma edildi, yıkıldı. Bütün varlıklarına el konuldu. Yöneticileri ya tutuklandı ya da sürgüne mecbur edildi.

 

Aralıksız Operasyonlar

Gerilla bölgeleri yaz kış, gece gündüz demeden tüm teknikler kullanılırak aralıksız bombalanıyor. Gerilla bahanesiyle köylerde, ilçelerde sokağa çıkma yasağı ilan ediliyor. Köylülerin evleri yağma ediliyor. Hayvanları telef ediliyor. Erkekler, kadınlar, gençler, çocuklar açık alanda işkenceye tabii tutuluyor. Fiziki şiddet yanı sıra psikolojik şiddet, saldırı, arsızca uygulanıyor.

Sivil alanlar açık açık bombalanıyor. İnsanların günlük yaşam alanı cehenneme çeviriliyor.

Çatışmalar’da şehid edilen gerillaların cenazeleriyle oynanıyor, kamuoyuna küçük düşürücü, gurur incitici görüntüler servis ediliyor. Korku, şiddet, kaosu bilerek ve isteyerek etrafa yayıyorlar.

 

Tecrid en ağır biçimiyle uygulanıyor

Kürtlerin Önderliği hiç bu kadar tecrit altında tutulamamış, toplumdan soyutlanmamıştı. Bununla Kürtlerin artık çaresiz, fikirsiz ve umudsuz kalması hedeflendi.

Cezaevlerinde tutsakların tüm hakları gasp edildi. Okuma, yazma, konuşma, sosyal ilişkiler, beslenme hatta nefes alma biçimleri ve saatlerine dahi müdahale var. Tepkileri, tek direniş yöntemleri olan Açlık eylemleri etrafında gelişen duyarlılığı izole etme, görmezden gelme yönünde bir politika uygulanıyor. Tutsak temsilcileri, aileleri muhatap alınmıyor. Siyasi talepleri görmezden geliniyor.

 

TC Devletinin, Erdoğan’ın AKP’nin MHP’nin, CHP’nin Asker ve Polisin ortak olduğu bu uygulamada tek amaç var.

Kürtleri Fiziki ve Ruhsal olarak çökertmek.

Oluşan iradelerini yıkmak, birliklerini parçalamak, örgütlülüklerini dağıtmak, taleplerini red etmek, tarihsel varlıklarını yok etmektir.

 

Peki Başardılar mı?

Kürtler bu rejime “Evet” mi diyecek?

Kürtler vicdanlarını yitirdiler mi?

“Hayır”

Başından beri devletle iç içe olan bazı şahıslar, aileler dışında “Hayır” hiç kimseyi zerre kadar yanlarına çekemediler. İradelereni kıramadılar. Davalarından vazgeçiremediler.

“Hayır” Kürtlere geri adım attıramadıkları gibi Kürtlere karşı tutunmakta zorlanıyorlar.

Kürtlerin “Hayır” demesi sadece bir anayasa oylaması değildir. Kürt birliğinin, varlığının, ırkıçı rejime karşı direnişin haykırışıdır. Hapislerin duvarların yerle bir edilmesidir. Tecritlerin, sürgünlerin son bulmasıdır.

Kürtlerin TC rejimine “Hayır” demesi “Özgür Kürdistan”ın tescilidir.

Bu anlamda yapılacak referendum Kürtler için mevcut referandumdan çok daha derin bir anlam taşımaktadır. Bu referandum bir fırsatttır aslında. Bu referandum köleliği, sömürgeciliğe bir toktattır.

Related Articles