Home / KONUK YAZARLAR / Kürtler Yumurtalarını Tek Sepete Koymamışlar

Kürtler Yumurtalarını Tek Sepete Koymamışlar

Kürt düşmanlığı ile gözleri körelen Erdoğan gibileri Kürtlerin üzerine gözleri kapalı giderken Kürtlerin mevcut gerçekliğini göremiyorlar. O nedenle Erdoğan: “Kıçı kirliler” diyerek Kürtleri küçümsüyor, fakat kendi gözündeki merteği görmeden gözü kapalı bir kör dövüşünün içine girmek üzere. Kürtlerin “kıçında kir” olduğunu söylüyor, ama kendine kurulmuş olan tuzağı görme yeteneğinden yoksun bir şekilde nasıl bir felakete sürüklendiğini göremiyor. Katar, Çad, Sudan gibi çağ gerisi birkaç ülkeden başka bütün dünyayı kendine düşman etti. Erdoğan dış politika konusunda yapayalnız kalırken Kürtler Kobane’den sonra dünyanın büyük sempatisini kazandı. Erdoğan Türkiye’si; AB, ABD, Rusya, İran vb. gibi dostları ile bozuşurken Rojava Kürtleri son derece usta bir diplomasi ile yumurtalarını ABD ve Rusya’nın sepetlerine, hatta kısmen de Suriye yönetiminin (Halep, Şam) sepetine koyarak yumurtalarını tek sepete koyma riskine girmediler. Bu gerçek, Erdoğan’ın ciddi ciddi Afrin’e saldırı hazırlıklarına başladığı zaman ortaya çıktı.

Bir çok yazar çizer, Erdoğan ABD’den, Rusya’dan yeşil ışık aldı mı falan derken ABD’den askeri bir yetkili çıkıp: Afrin bizim koruma alanımız dışındadır deyiverdi. Evet gerçekten de öyle, Afrin ABD’nin sahası dışında fakat Rusya’nın sahası içinde. Böylece Kürtlerin yumurtalarını ustaca sepetlere dağıtıp, yumurtaları sadece ABD’nin sepetine koymadıkları ortaya çıktı. Bununla beraber düşünce sistemi 20. y. yıldan, iki kutuplu, iki sistemli dünyadan kalma bazı devrimci, sosyalist, Kürt düşmanı olmayan samimi insanlar ise: Rojava ABD’nin denetimine girdi diyerek hayıflanıyorlar. Bir de Kürtlerden yanaymış gibi gözüküp, Erdoğan’dan yana olanlar var. Onlar için denecek fazla bir şey yoktur. Sosyalist olup, düşünce sistemi 20. y. yıldan kalanlar, düşünce sistemlerini biraz zorlarlarsa gerçeği görebilirler. Hiç olmasa: ABD ne yapacak Rojava’yı diye kendilerine sorsunlar. Bu soruya yanıt ararken gerçeği göreceklerdir. Fakat beyinlerinin kıvrımlarında sosyal şovenizm gizli de onu tatmin etmek için ABD’yi gerekçe yapıp, emperyalizm falan filan diyerek Kürtleri karalamaya çalışıyorlarsa fazla zahmet etmesinler.

Rojava Kürtlerinin eskiden tek seçeneği vardı: BAAS Partisi’nin Suriye’si. Şimdi ABD de dahil birden fazla seçenekleri var. “Kırk katır mı kırk satır mı” gibisinden olsa da birden fazla seçenek içinden dilediklerini seçme özgürlükleri mevcut. Diyelim Rojava Kürtleri ABD emperyalizmini tercih ettiler, ABD de onları ABD’nin bir eyaleti yaptı, durumları BAAS Partisi’nin Suriye’sinden daha mı kötü olacak? Rojava’da oluşturulup, geliştirilmiş bir sosyalizm var da onu kapitalizm mi yapacak? Bağımlılıksa zaten bağımlı değil mi? Suriye’ye değil de ABD’ye bağımlı kalırsa ne değişir. Hatta daha özgür olur. Hiç olmazsa anadili ile konuşur. Birincisi bu. İkincisi, evet Afrin ABD’nin güvenlik alanının dışında, ama PYD-YPG ve QSD’nin de güvenlik alanı dışında mı? Değil tabi. PYD-YPG de, QSD de tereddütsüz bir şekilde Afrin’e saldıran Türk güçlerine saldıracaklardır. Hem de ABD silahları ile… ABD zaten Türkiye’ye karşı savaşmayacaktır, QSD savaşacaktır. Çok geniş bir coğrafya savaş alanına dönecektir. Bu durumda ABD’nin TSK ile karşı karşıya gelmesi gerekmiyor. Afrin’de Afrin güçlerinin, coğrafyanın diğer alanlarında QSD güçlerinin TSK’ye savaş açması Erdoğan Türkiye’sini şamar oğlanına döndürmeye yeter.

Erdoğan ordusu Afrin’e girmeye çalışırken QSD güçlerinin K. Kürdistan’a girmesi Erdoğan’a nasıl bir zafer kazandırır? Afrin’de Rusya var. Rusya Erdoğan’a: Haydi ÖSO ve diğer cihatçı, şeriatçı örgütlerinle gel şu Afrin’i işgal et, buraya yerleş der mi? Rusya’nın, Suriye’nin ve İran’ın Erdoğan Türkiye’sine böyle söyleyebileceğine inanan var mı? Eğer böyle diyeceklerine inanan varsa onun akıl sağlığından emin olunabilir mi? Rusya Afrin’de Kürtlerle, Araplarla, Türkmenlerle, Süryanilerle vb. ile barış içinde, bir arada bulunuyor. Aynı şeyi El Nusra, Ahrari Şam, ÖSO vb. gibi şeriatçı örgütlerle yapabileceğine kim inanır? Zaten Rusya, Suriye ve
İran hala İdlib’de onlara karşı savaşmıyor mu? Erdoğan ÖSO, El Nusra, Ahrari Şam gibi şeriatçı örgütleri Afrin’e, Membiç’e, İdlib’e egemen kılacak, ABD, Rusya, Suriye yönetimi, İran vb. de seyirci kalacak öyle mi? Rusya bugün içinde bulunduğu, yumurtalarını da sepetine koyduğu Afrin’den çıkacak, kendi sepetindeki yumurtalarını da Erdoğan ve El Nusra’nın sepetine aktarıp çıkacak öyle mi?

Erdoğan Türkiye’si için iş işten geçmiştir artık, geriye kendisinin deyimi ile “eşeğini Niğde’ye” sürmek kalmıştır. Üstelik sadece sürmek de değil: Sağ sâlim sürmek kalmıştır. Merhum Veysel’in: “Olan oldu Veysel boşuna yanma / sana kim dedi uyu, uykudan uyanma” dediği gibi Suriye için “boşuna yanmak” yerine en başta kendi vatandaşı olan Kürtlerle başlayıp, diğerleri ile de yeni ilişkiler geliştirip, her şeye yeniden başlaması gerekiyor. Kuşkusuz yaratılmış olan bunca düşmanlıktan sonra bunu yapmak da çok kolay olmayacak, ama bugünkü kör gidişten daha yaralı olur. Bir çok insan, bazıları iyi, bazıları kötü niyetle: Rojava’da devrim yapmış, devrimi Kuzey Suriye düzlemine çıkartmış, orada bir toplumsal sistem yaratmış Kürtleri hiç kâle almadan; ABD ile ilişki içerisine girdiler, onun egemenliğinde kaldılar diyerek Rojava Devrimi ve Kuzey Suriye yönetimini hiçe sayıyorlar. Kötü niyetli olanlara bir şey diyemiyorum, ama umarım iyi niyetli olanlar hiç olmazsa Erdoğan’ın yaratmış olduğu bu Afrin sendromundan sonra Rojava Devrimi’nin yumurtaları tek bir sepete koymayıp, birden fazla sepete koyarak nasıl bir akıllı politika izlediğini fark edeler de kendilerine gelirler. Umarım Erdoğan da Rusya’nın kendisine nasıl bir tuzak kurduğunu fark eder de Afrin’e saldırarak bölgenin de, Türkiye’nin de geleceğini ateşe atmaz.

ABD tabir uygunsa “ben karışmam” diyor. Ama “QSD’nin de karışmasına izin vermem” demiyor, diyemiyor, diyemez. Afrin’e karışmam diyor, fakat istese de karışmaz, karışamaz. Çünkü Afrin’in yumurtaları kendi sepetinde değil. Afrin’in yumurtaları Rusya’nın sepetine konmuş. Üstelik ABD ile Rusya Kürt yumurtaları üzerinde müthiş bir rekabet içerisindedirler. Süper güçler Kürtlerin yumurtalarını kendi sepetlerine koyma mücadelesi verirken; Kürtler de bu işin bilincine varıp, yumurtaları kendi çıkarlarına göre çeşitli sepetlere pay ederek, müthiş bir politika izliyor. Erdoğan Türkiye’si bunların hiçbirisinin ayırdına varmadan bodoslamadan saldırıya geçiyor. ABD, “ben Afrin’e karışmam” deyip, Rusya hiç oralı olmuyorken kendisini Afrin’de nasıl bir tuzağın, hangi boyutta bir felaketin beklediğini bilmiyor. TSK’yi cihatçı, şeriatçı güçlerle Afrin’e saldırtırken, kendisine kaç yerde cephe açılacağından habersiz olarak her gün “bir gece ansızın vurabilirim” nakaratını tekrarlıyor.

Kürtler bölgenin devletsiz, ezilmiş, fakat demokratik ulus olma niteliğini kaybetmemiş bir ulusudur. Söz konusu bu ulusal niteliğinden dolayı nasıl ki Zaza’sı, Soran’ı, Goran’ı ile bir ulussa, diplomaside, uluslararası ilişkide de çok seçenekliliği tercih ediyorlar. Kürtler: Erdoğan Türkiye’sinin yan yana getirip bir arada tutamadığı, dünya çapında birbiri ile rekabet halinde olan ABD ve Rusya ile son derece gerçekçi ilişkiler kurmuş, gayet usta yöntemlerle yumurtalarının bir kısmını ABD’nin, bir kısmını da Rusya’nın sepetine koymuşlar. Aslında Erdoğan sadece Kürt düşmanlığı ile de muzdarip değil. Kendi sorunları ile de korkunç bir çözümsüzlük yaşıyor. Başkanlık seçimi gelip yaklaştı, yaptırmış olduğu kamuoyu yoklamalarının hiçbirisi 2019 seçiminde başkanlığın Erdoğan için kafeste keklik olduğuna işaret etmiyor. 2019 seçimini kazanabilmesi için mutlak manada büyük bir zafer kazanması gerekiyor. 7 Haziran yenilgisini PKK’ye savaş açarak 1 Kasım’da tekrardan kazanıma dönüştürdü. Ama Afrin’den 2019 seçiminden önemli bir kazanımla çıkabileceği bir zaferle çıkamayacaktır. Çünkü Afrin coğrafik yapısı, eğitimli ve bilinçli toplumu, fedai savaşçıları, yurtsever insanları vb. gibi nedenlerle defalarca yazdığım gibi Erdoğan’ın girip, zaferle çıkacağı bir yer değil. Bütün bu özelliklerinin yanında ayrıca Afrin çok denklemli de bir yerdir. Ne Rusya, ne Suriye yönetimi ve ne de İran, Afrin üzerinde var olan ve bu bağlamda kurmuş oldukları denklemlerini Erdoğan’a bozdurmazlar.

Bütün bu nedenlerle Erdoğan’ın kuvvetleri Afrin’e kolay giremez, herhangi bir şekilde girerse de sağ sâlim çıkıp, Erdoğan’a seçim zaferi sunmaz. Bilvesile Afrin Erdoğan’ın kendi deyimi ile “ezerim” dediği bir saha olmayacaktır. Afrin’in savaşı El Bab ve Cerablus gibi kolay bitecek bir savaş olmayacaktır. Benzetmek gerekirse: Kobane gibi olacaktır. IŞİD, Erdoğan’ın düştü düşecek diye amigoluk yapmasına rağmen Kobane’yi nasıl alamadıysa, Erdoğan da Afrin’i alamayacaktır. Ama Erdoğan çok zorda..! Kaybetsem de değişen bir şey olmayacak, “ya kazanırsam” anlayışı ile “ya herro ya merro” diyerek Afrin’e dalmaya kalkabilir. Ama sonunun hüsran olacağına hiç kuşku yoktur.

Teslim TÖRE

About Editor Editor

Check Also

Bizim Marx – Antonio Gramsci

Marx, bize kategorik buyruklar, mutlaklar ve karşı gelinemez normlarla yüklü, zaman ve uzam kategorilerinin dışında …

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *