Kürtler 1300 yıl önce de Xorasan’daydı

Araştırmacı Media Qaderî, her ne kadar Kürtlerin 400 yıldır Xorasan bölgesinde yaşadıkları iddia edilse de belgelere göre bunun 1300 yıl öncesine kadar uzandığını söyledi.

Avukat da olan araştırmacı Media Qaderî, ANF’nin sorularını yanıtladı.

Xorasan merak ediliyor. Siz orada yaşıyorsunuz ve bu bölgeye ilişkin özel araştırmalarınız var. Okuyucularımıza biraz anlatabilir misiniz?

İran devleti, 2 ya da 2,5 milyon Kürt’ün bu bölgede yaşadığını iddia ediyor fakat 8-9 kentte 3 milyon Kürt yaşamakta. Xorasan’daki Kürtler, son 15-20 yıldır tekrardan tarihlerini merak edip bunun için de hem bölgedeki hem de diğer parçalardaki Kürtler ile ilişkiler kurarak öğrenme çabası içindeler. Şöyle bir zorluk var; Xorasan’da yeteri kadar kaynak yok. Bazı eksik ve yetersiz şeyler yazılmış. Arkadaşlarımla birlikte Xorasan tarihini yeniden ortaya çıkarmak için Arapça, İngilizce ve Farsça kitaplardan da yararlanıyoruz. ‘Kürtler ne zaman buralara gelmiş, neler yaşamışlar ve göçleri nasıl olmuş’ sorularına yanıt bulmaya çalışıyoruz. Bu konuda epeyi mesafe aldık.

Xorasan tarihi üzerine çalışan grubunuzdan bahsettiniz. Şimdiye kadar ulaşabildiğiniz bilgileri paylaşabilir misiniz?

Grubumuz bir senedir çalışıyor. Kürtlerin 400 sene evvel Xorasan’a göç ettiği biliniyor ama ulaştığımız bazı tarihi belgelere göre 1300 yılında da Kürtler Xorasan’da varmış. Şüphesiz 1300’den önce de Kürtler var ama bu hangi tarihe ulaşır, henüz netleştiremedik. O zamanlar da Xorasan büyük bir bölge; Mer, Bûhara, Berx, Nîşabûr gibi merkezler varmış. Bu dört merkez hem Xorasan’ın ve hem de İran tarihi için çokça önem arz eden merkezlerdir. İran tarihinde Mer, kültürel bir merkezmiş.

‘Acaba Kuzey Kürdistan’dan mı Xorasan’a göçler yapılmış ya da Xorasan’dan mı Kuzey Kürdistan’a göçler olmuş’ konusunda araştırmalarımız devam ediyor. Şurası net; Kürtlerin eskiden beri Xorasan’da varlar. Kuzey Kürdistan’daki Alevi arkadaşlarla da iletişimimiz var, onlar ‘Biz Xorasan’dan gelmişiz’ diyorlar. Öyle de olabilir. Belki de eskiden beri siyasi, dini ve mezhebi ilişkileri var. Kürtler önceden beri Xorasan’da varlar ama gidiş gelişler olmuş.

Xorasan’da hangi büyük aşiretler var, mesela Kuzey Kürdistan’da Alevilerin yaşadığı yerlerde de aynı aşiretlerin olduğunu söyleniyor?

Xorasan ve Kuzey Kürdistan arasında her zaman bir gidiş geliş varmış. Kuzey’deki Kürtlerin zorla Xorasan’a göç ettirildiğini savunamayız. 6 bin kişinin zorla Xorasan’a göç ettirildiği, mantıktan uzak. Mesela Xorasan’da Aşxane ilçesinde Berazî aşireti var. Fırat Nehri’nin batısında, Semsûr ve Meletî de de aynı aşiretin olduğunu görmekteyiz. Xorasan’da Reşkanlû diye bir aşiret var, bu aşiret Efrîn taraflarında da var ama Reşkanî veya Reşî adıyla. Xorasan’da Zeferanlû diye bir aşiret de var, Kuzey Kürdistan’da Mêrdîn’de de Zaxuranî diye bir aşiret var. Aşiretler konusunda bir sonuca ulaşıyoruz aslında. Mesela Kuzey Kürdistan’da Erzirom’da bazı arkadaşlarımız biz Xorasan’dan gelmişiz, diyorlar. Zaten Erzirom’da Xorasan diye bir ilçe de var. Bütün bu bilgilerde bir tarih saklı.

Kuzey Kürdistan’da birçok Kürt Alevi var ama bazıları biz Kürt değiliz demek için Xorasan’dan geldiklerini savunuyor. Sizce bu nasıl oluyor?

Xorasan’da Türk Aleviler de var. Xorasan Alevilik konusunda zengin, orada Kürt, Türk, Fars Aleviler var. Bizim bir arkadaşımız Kuzey Kürdistan’da Semsûr’da bir araştırma yapıyordu. Arkadaşımız oradakilerle Kürtçe konuşmasına rağmen, oradaki halk biz Xorasan’dan göç etmiş Türk’üz, diyormuş. Arkadaşımız da bak karşılıklı olarak Kürtçe konuşuyoruz ama sen ben Türk’üm diyorsun, böyle olur mu demiş. Ordakiler de evet ama bize öyle söylemişler demişler. Arkadaşımızın Xorasan’da bildiği atasözleri burada da aynı şekilde karşısına çıkmış. Arkadaşımız, maalesef tarihte büyük bir sansür uygulanmış ve iktidarlar tarihi çarpıtarak halka sunuyor, diyordu.

Xorasan kültürel anlamda çok mu zengin?

Kültürel anlamda Xorasan çok zengin bir yer. Şiir, makam, kültür, stran ve klam yönünden çok zengin. ‘Lo’ makamı çok ilginç. Bu makam içinde tüm Xorasan tarihi; devrim, acı, aşk bu makamın içinde bulunabilir. Bu makam UNESCO tarafından ‘insanlık mirası’ olarak tanımlanmış. Sadece Kürtlerin ya da İranlıların değildir.

Xorasan kilimleri üzerine de çalışıyorsunuz, oradan nasıl sonuçlara ulaşıyorsunuz?

Xorasan kilimlerinden yola çıkarak çok tarihi sonuçlara ulaşabiliriz. Xorasan Kürtleri için ateş kutsal bir niteliğe sahip. Örneğin Xorasan Kürtleri Şiidirler fakat bu durum onlara dayatılmış. Dinlerinin içeriği Mitrayî’dir. Xorasan Kürtlerinde Çarşema Sor (Kırmızı Çarşamba) var. İslama ve bu sembol ve ayinlere bakıldığında aynı olmadıklarını görüyoruz. Çünkü eskiden bu yana İslam inancına göre Farslar Mecusidirler yani ateşperesttirler. Acaba aynı anda nasıl hem Müslüman, hem Şii olunur, hem ateşi kutsal görür hem de perde, kilim ve yastıkların üzerinde yılan ve şahmaran figürleri olabilir. Bu semboller Mitrayî sembollerdir. İslam fetihleri var. Onlar da Alevilik olarak kendilerini korumaya çalışmıştır. Kendilerini koruma adına İslamiyet’ten bir parça almışlar. Yeni kuşak Eli, Molab ve diğer şeylerin eskiden bu yana var olduklarını sanıyor. Fakat tarihe baktığımızda karşımıza farklı bir şey çıkıyor.

İran’ın resmi inanç Şiiliktir ve bu Xorasan’a dayatıldı. Xorasan halkı bir elbise olarak bunu giymiştir ancak esasında Mitrayî veya Zerdeştîdirler.

Xorasan’ın şimdiki durumu nasıl; oradaki Kürtler köyleri bırakmış mı, asimilasyona karşı nasıl bir sanatsal kültürel üretim yapıyorlar, kendilerini nasıl koruyorlar?

Eskiden halk köylerde yaşamını devam ettiriyordu. Eskiye nazaran köylerin çok azaldığını ve nüfusun şehirlere yerleştiğini söyleyebiliriz. Bu da devletin bir siyaseti olabilir. Kültürel üretime yönelik bir destek yok ve bu sebeple de halk şehirlere göç ediyor. Kilimler üzerinden birkaç kültürel örnekler verebilirim. Dünyada kilimleriyle meşhur olan iki yer var. Biri Bîcarê diğeri de Xorasan’dır. Xorasan’da daha çok Kürt eliyle işlenir.

Şehir yaşamı insanı kontrol altına alır ve asimile eder. Bu da bir siyasettir. Yöre halkı dilini koruyabilmiştir. Eğer asimilasyondan bahsedersek 1979 sonrası olan bir durumdur. Örneğin 40 yıl önce köylerde bir ailenin çocuklarıyla Farsça konuşması utanılacak bir durumdu. Fakat Cumhuriyet’ten bu yana durum tersine dönmüş durumda. Xorasan halkı yine temellerine doğru bir dönüşüm yaşadı, şiir geceleri hazırlıyor. Biz de öğrencilik zamanında şiir geceleri düzenliyorduk, dergiler çıkarıyorduk, bu tür Kurdewarî (Kürt dili ve kültürünü geliştirmeye yönelik çalışmalar, çabalar) tutumlar büyük bir heyecan veriyordu. Devlet bu çalışmalardan haberdar olduktan sonra müdahale etti ve sonrasında yasaklama ve engellemeler getirdi. Bu yasak ve engellemelere rağmen Xorasan gençleri bu tür çalışmalara yönelmiş durumda. Doğrudur, büyük bir asimilasyon yaşandı, ancak buna rağmen Kürtler kendilerini Kürt olarak tanımlıyor.

İran rejiminin Xorasan’a baskılarından bahsettiniz, biraz daha açabilir misiniz?

Kültürel çalışmalardan ötürü birçok Xorasanlı yakalandı. Doğu Kürdistan’da bu tür ‘suç’lardan dolayı, 5-6 ya da 10 yıl hapis cezalarına çarptırıldı. Fakat oralarda Kürt isminin duyulmaması için aynı ‘suç’a Xorasan’da 2-6 ay arasında değişen hapis cezası verilir. İran yasalarında buna ‘teelixi’ cezası denilir, anlamı, ‘biz bu cezayı sana yerinde rahat durman için veriyoruz’ deniliyor.

Ders verir gibi. Xorasan Kürtlerine niye böyle bir yöntemle yaklaşılıyor? Xorasan Kürtlerin içinde siyasi bir oluşumun çıkmasından mı korkuyorlar?

Çok farklı konular var, bu yüzden kesin bir dille şu veya bu sebeple diyemiyoruz. İran rejimi Rojhilatê Kurdistan’da Kürtlerle zaten uğraşıyoruz, bu bize yeter, Xorasan’da bir Kürt sorunuyla uğraşmak istemiyoruz, diyor. Aynı zamanda Xorasan Kürtleri hakkında birçok Arapça kitap da mevcut. Fakat bu kitaplarda Xorasan Kürtlerinden bahsedilen yerler sansürlenmiş durumda. Rejim Xorasan’daki Kürtlerin yok olmasını istiyor. Zaten ‘Sizler Kürt değilsiniz’ deniliyor.

Xorasan uzaktır ve bu yüzden Xorasan hakkında bilgi alınamıyor. Akademisyen olan grubunuz Xorasan tarihine yönelik çalışmalar yapıyor. Diğer parçadaki Kürlerden beklentiniz nedir?

Herkes kendine bir misyon biçebilir. Tarihe karşı kendimi sorumlu görüyorum. Eğer başkaları da tarihe karşı kendini sorumlu görürse tarih karanlıkta kalmaz. Diğer parçalarda yaşayan Kürtlerden beklentimiz Xorasan Kürtleriyle ilgili bilgileri bizlerle paylaşmaları, bu biçimde çalışmalarımızı daha iyi bir biçimde yürütebiliriz.

Related Articles