Home / KONUK YAZARLAR / Kürt fobisinin yeni adı ‘Afrin’ – Ömer Çiftçi

Kürt fobisinin yeni adı ‘Afrin’ – Ömer Çiftçi

Küremizin bitmek bilmeyen sorunlarla yüz yüzeyken giderek zihinlerimizi yöneten aygıtlar yüzünden insanlar hızla marjinalleşmektedir. Politik yöneticilerin etkisi altında olan kitle iletişim araçları vasıtasıyla kişisel ihtirasları uğruna ve kirli emellerini gerçekleştirmek adına alıcıyı (halk) hareketlendirmek için beynimize kullanışlı argümanları, nosyonları yerleştirirler.

Zihinlerimiz belirli kavramlarla, belirli coğrafik yerlerle senkronize ediliyor. Ortadoğu denilince kaos ve petrol, ABD denilince işgal/emperyal, Avrupa denilince huzur ve mutluluk, Afrika denilince açlık ve savaş, Kürtler denilince terörist ve hain…

Afrinlilerin barışa ihtiyacı olmadığı bir dönemde Türkiye barışı götürmek adına Zeytin Dalı’nı uzattı. TV’de TRT muhabiri hararetli bir şekilde operasyonu anlatırken ‘’Kürtler Afrin’den havan toplarını Reyhanlı’ya atıyor masum sivillerin üzerine. Sonra düzeltiyor ‘’Daha doğrusu terörist Kürtler diyelim’’ diye devam ediyor.

Geçmişten beri bilinçli, zehirli bir dil kullanılarak insanları galeyana getirilerek yapay algılar oluşturuluyor. Hedefe odaklı kirli bir dil geliştirilmesi toplumun arasına düşmancıl duyguları sirayet etmesine vesile olmaktadır.

Temel mesele halkın huzurunu kaçırmak, halkı terörize etmekse, devletler ve muktedir hükümetler bu konuda çok elverişlidir.

2010 Mavi Marmara olayından sonra da İsrail’e terörist devleti yakıştırması ihmal edilmedi. Terörist devleti diyerek İsrail şeytanlaştırıldı.

Daha sonra politik hesapların değişmesi gerektiği için ‘’dün dündür, bugün bugündür’’ denilerek İsrail’le köprüler yeniden kuruldu. Bu sefer çok güçlü köprüler kuruldu.

Bu kadar çabuk radikal değişikliğe gitmeleri halkın hafızası unutkan olmasından kaynaklanıyor. Malum bu ülkede çabuk unutulur her şey…

İsrail Türkiye’ye 20 milyon dolar ödeyecek, katil terörist İsrail askerlerine açılan nafile davalardan vazgeçilecek, üstelik İsrail’le doğalgaz anlaşması yapılacak.

Türkiye deyimiyle Kuzey Irak’ta Eylül 2017’de düzenlenen referandumda Kürtler ‘evet’ diyerek bağımsız olmayı tercih etti. Söz Kürtlerin statüsü olunca akan sular duruyor, düşmanlar (İran-Türkiye) bir araya geliyor, yürekler Kürt fobisi sarıyor.

‘’Vay! Yanı başımızda ‘ikinci bir İsrail devleti kurulmasına asla müsaade etmiyoruz’’ demeleri başlıyor. Ankara’da dev Kürt bayrağı ile karşılanan Mesud Barzani bir anda hain ilan ediliyor.

***

Suriye’de vekalet savaşı üzerinde taraf olan her bir ülkenin kendinse göre ajandası ve bir misyonu var. 2011’de patlak veren Suriye iç savaşı her geçen gün büyürken Türkiye’nin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın Suriye nezdindeki görüşü ‘’kardeşim Esad’’ yerini ‘’Şam’da Emevi Cami’sinde namaz kılacağız’’a evriliyordu.

O zamanlarda etrafı epey kalabalık müttefiklerle doluydu. Başta ABD, Avrupalı devletler, Körfez monarkları (Suudi Arabistan ve Katar) Türkiye ile iş birliği çerçevesinde politikanın hedefi ‘’Esad’ın gidişi’’ üzerine kuruluyordu.

2012’de Beşar Esad kendisine bağlı askeri birliklerini Rojava’dan sessiz bir şekilde çekerken akabinde Kürtler de bu boşluğu hemen doldurdu.

PYD’nin başını çektiği Salih Müslim defalarca Türkiye’ye davet edilirken Mit Müsteşarı Hakan Fidan’la ve Erdoğan’la görüşüyordu. Ta ki Salih Müslim’in ‘demokratik özerklik’ fikrinden geri adım atmamasına kadar…

Kürtlerin huyu kurusun özgürlüklerine çok düşkün oldukları için olmadık yerden Türkiye’nin başına dert ve Erdoğan’ın ihtiraslarını baltalamaya dönük bir çelme olarak görüldü.

Erdoğan’ın sinirlerini zıplatan Salih Müslim Ankara’daki son görüşmesinden sonra Rojava’ya döner dönmez ‘’ortak dost’ yerini ‘’terörist Salih Müslim ile iş tutacak değiliz’’ aldı. Kürtler bu markalı kavramı iyi bellemiş.

Kürtler Kobane’den sonra Gre Spi (Tel Abyad), Menbic, Rakka, Deyr el Zor şehirlerini kontrol altına alırken Türkiye ise büyük Suriye hayallerini ritimli bir şekilde düşürerek Kürtlerin kazanımlarına karşı odaklanmaya başladı.

Kürtler bağımsız hareket etmekten hoşlandıkları için birilerinin canına tak ediyordu. Kürtler ABD ile iş tutup IŞİD’i bertaraf edip alan kazanarak Esad’an sonra ikinci büyük aktör olmayı başardı. Bundan dolayı hedef küçülten Türkiye Rusya’dan onayı alarak önce Fırat Kalkanı ile Afrin ile Kobane kantonların birleşmesini engelledi. Daha sonra da ikinci bir onayı Rusya’dan alarak Afrin’e harekat düzenledi.

Türkiye hedefi daha yüksek tutarak Afrin’den sonra resmi ağızlarda ‘’Menbic’e yöneleceğiz’’ sözleri duyuluyor. Ancak ABD Menbic’teki askeri varlığını geri çekerse bu söylenenler hamasi sözlerin olmadığının kanıtı olacak.

Pentagon’dan yapılan açıklamalara göre askeri çekilmenin söz konusu bile olmadığını dile getiriyor. Tabi bunlar kuru bir yalan değilse…

Şu aşamada Türkiye’nin sürdürdüğü Afrin harekatı ABD, Rusya ve Suriye yönetimi izlemeyi ve beklemeyi tercih ediyor. Afrin ayakta kalırsa Rusya ve ABD Kürtleri yanında tutabilmek için daha güçlü adımlarla özellikle siyasi anlamda geri dönmek isteyeceklerdir.

Suriye yönetimi açısından daha farklı… Çünkü Türkiye’nin Zeytin Dalı Harekatı Kürtlere değil Esad’a uzatılıyor. Kürt fobisi Irak’ta olduğu gibi Suriye’de de kendini hissettiriyor. Bu durumda Suriye yönetiminin özerklik vermek istemediği Kürtler Afrin kilit bir durumdadır.

Özgürlüklerine düşkün ve yüzyıllardır bağımsız yaşama arzusu içinde olan Kürtler Afrin’i Kobane yaparsa kaderini ve kimsenin ağzına almadığı statüye kavuşacak.

Bir anlamda da Afrin harekatı kas gücünü ABD ve Rusya’nın müsaade ettiği ya da göz yumduğu ölçüde gelişiyor. Suriye zemininde Kürtlersiz bir formülasyon olmadığı gibi ABD ve Rusya bunun bilincinde…

Türkiye tarafından çizilen yol, Kürtler tarafından tam tersi yöne çevirebilenlerden olacak mı?

Suriye aktörleri şuan Afrin’den çıkacak sonuca kilitlenmiş durumda…

About Admin

Admin

Check Also

Bir Ailenin Gönüllü Sürgünü- Ayça ve Kemal Kocatürk

11 Mayıs akşamı Kulturbunker´da önce genç bir kadının parmakları bir piyanonun tuşlarında gezmeye başladı. Sonra …

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *