Kolombiya’nın “eksik barış”ı krizde- Aykan Sever

Kolombiya’da uzun uğraşlar sonucu anlaşmaya varılan ve halen silahsızlanmanın sürmekte olduğu FARC-EP ve Santos hükümeti arasındaki uzlaşma- barış zemini yeni bir tehlike ile karşı karşıya.

Geçtiğimiz günlerde Anayasa Mahkemesi barış anlaşması kapsamında bulunan, anlaşmanın yeniden müzakere edilemeyeceği, tarafların korunacağı gibi önemli uzlaşma konularını bir kenara bırakarak, gelecek hükümetlerin anlaşmayı kısmen ya da tamamen iptal etmesi yetkisini tanıyan bir karara imza attı.

Bunun üzerine FARC Santos’a bu yanlıştan bir an önce dönülmesi çağrısında bulundu. FARC lideri Rodrigo Londoño karar geri çekilene kadar bütünlük içinde direneceklerini ifade etti.

Hükümet bugüne kadar nihai silah bırakma ve toplumsal hayata katılım için inşa edilmesi gereken kamp yerlerini hazırlamadı. FARC gerillaları kendileri çalışarak kısmen bu yerleri organize ettiler. Bu nedenle çok az sayıda gerilla silah bıraktı. Silah bırakan bazı milisler ve akrabaları paramiliter saldırılar sonucu hayatlarını kaybetti. Aynı zamanda toplumsal hareket liderlerine karşı aralıksız olarak devlet destekli paramiliter güçlerin saldırıları sürüyor. Yıl başından bu yana 30’un üzerinde sosyal hak mücadelesi veren kişi katledildi. Barışın garantörü ülkelerle birlikte, BM bu gelişmeleri seyretmekle yetiniyor.

FARC lideri Rodrigo Londoño Başkan Santos’a açık bir mektup yazarak bütün bu sorunları tartışmaya açtı. Ayrıca “geçiş kampları”nın yakınlarında paramiliter grupların “halk toplantıları” yaptığı ve yoğunlaştıklarına dair bilgiler olduğu, bu konuda hükümetin bir an önce tedbir alması gerektiğini dile getirdi. Paramiliter grupların halkı zorla bir araya getirdiği ve kendileriyle çalışmaya zorladığı toplantılar daha önce çeşitli bölgelerde köylüler tarafından protesto edilmiş, hükümet yine kayıtsız kalmıştı.

Londoño paramiliter grupların üyelerinin yaşının ortalama 20 ve silahlarının yeni olduğunu, FARC’ın boşalttığı bölgelerde “yumuşak” bir tarzda hakimiyet kurmaya çalıştıkları, bütün bunların ordu ve hükümetin desteği olmaksızın mümkün olmadığını altını çiziyor.

Geçtiğimiz hafta ABD ziyaretinde Trump’la buluşmasından barışa destek isteyen Santos buna karşılık bulamadı. Bunu yerine adeta kendisine Venezuela’yla savaş tavsiye edildi. Böyle bir durumda Santos’un tercihini savaştan mı barıştan mı yana kullanacağı belirsiz. Santos Anayasa Mahkemesi’nin kararını iptal edecek yetkiyi elinde bulunduruyor. Eğer iptal etmezse kendi geleceği de tehlike altına girebilir. Çünkü gerek onun savunma bakanlığı gerekse başkanlığı sırasında binlerce sivilin katledilmesinde sorumluluğu bulunuyor. Mevcut “barış anlaşması” dahilinde yargıdan muaf olacak. Ama “barış anlaşması”nın gelecekte tartışma konusu olması durumunda pekala yargılanabilir.

“Hükümet sözünü tutmuyor”

Kolombiya’da barış sürecini destekleyen örgütler de bu gelişme sonrası hükümete güvenin sarsılacağı, barış sürecinin çökme riskiyle karşı karşıya olduğunu dile getiriyor.

Yerli örgütü MPC hükümetin sözünde durmadığını açıklayarak, barış sürecinden çekildiklerini deklare etti.

Son olarak 2010 yılında başlayan geçtiğimiz yıl imza altına anlaşma bir çok kez hükümetin ayak sürümeleri, sağ muhalefetin barış karşıtı tutumu ve paramiliter şiddet nedeniyle anlaşılan takvimin bir hayli gerisinde kaldı.

Ülkede son dönemde paramiliter şiddete paralel olarak devlet teröründe de artış gözlemleniyor. Son olarak Atlantik kıyısındaki liman kenti Buenaventura’da hükümet karşıtı protestolarda iki kişi özel timler tarafından öldürüldü, onlarca gösterici ise yaralandı.

Son haftalarda ülkede Santos hükümetinin neoliberal uygulamalarına dönük sokak hareketlerinde artış gözlemleniyor. Yoksulluk, yolsuzluk, kötü çalışma koşulları ve hükümetin barış anlaşmasının gereklerini yerine getirmemesi başlıca temalar. Aynı zamanda eski Başkan Uribe’nin provoke ettiği barış karşıtı gösterilerde de belirgin bir artış var.

Kolombiya’nın “eksik barış”ı gerek bölgedeki (özellikle Venezuela) olumsuz gelişmeler, gerekse yürümeyen ve son olarak Anayasa Mahkemesi tarafından atılan köstekleme adımı nedeniyle ciddi risk altında. Geçtiğimiz günlerde Havana’da bir araya gelen ELN ve FARC yöneticilerinin bu risklerin farkında olarak, birlikte hareket etmeleri, kalıcı, adil bir barış yönünde süreci evriltecek politikalar üretmeleri bu konuda ön açıcı olacaktır.

Related Articles