Kenya’da erkek egemenliğine karşı kurulan kadın köyleri

ANF/HABER MERKEZİ
Ataerkil sistemin hakim olduğu ve kadınların her türlü şiddet ve tecavüze maruz kaldığı toplumlarda kadınların da kendi yaşamlarını özgürce örgütledikleri örnekler mevcut.

Ataerkil sistemin hakim olduğu ve kadınların her türlü şiddet ve tecavüze maruz kaldığı toplumlarda kadınların da kendi yaşamlarını özgürce örgütledikleri örnekler mevcut. 1990’lı yıllarda Kenya’da tecavüz mağduru kadınlarca kurulan Umoja köyü, daha sonra benzer birkaç kadın köyü için de örnek teşkil etmiş.

İNGİLİZ ASKERLERİNİN TECAVÜZÜNE UĞRAYAN KADINLARCA KURULDU

Kenya’da 1965-2002 yılları arasında ülkedeki askeri manevralara katılan İngiliz askerlerinin 30 yıl boyunca yüzlerce kadına tecavüz ettikleri ortaya çıkmıştı. Kadınların yargıda seslerini duyurmaları 2003 yılına kadar sürerken, 1990’dan itibaren bu kadınların bir kısmı sadece kendilerinin olacağı ve erkeklere yasak olan yerleşim yeri kurmaya karar verdiler.

Bu kadınlardan 15 kadarı ilk olarak 1990 yılında Umoja Uaso Kadın Grubu adlı oluşumu kurarak, zorla evlendirmelere, kadın sünnetine, eviçi şiddet ve tecavüze uğrayan diğer kadınlara destek olmaya çalıştılar. Umoja Grubu üyeleri, 15-49 yaş arası kadınların yüzde 45’inin fiziki veya cinsel şiddet mağduru olduğu Kenya’da bu ağır sorunların üzerine gidilmesinde oldukça kararlı idiler.

Ancak grubun giderek başarılı olması nedeniyle tehditler almaları nedeniyle daha farklı bir oluşuma gitmek zorunda oldukları gerçeğini gördüler. Umoja, Swahili dilinde ‘birlik’ anlamına geliyor.

‘BİR KADIN ASLA YÖNETEMEZ’ MANTIĞINA KARŞI ÇIKMIŞLAR

Çoğunluğunu ülkenin orta kesimlerinde yaşayan Samburu halkına mensup olan kadınlar, bunun üzerine Umoja’da sadece kadınların olduğu bir yerleşim kurdular. Başkent Nairobi’ye 300 kilometre uzaklıktaki Umoja Kadın Köyü’nün kurulması elbette kolay olmamış.

Köyün çevresinde yaşayan Samburu halkı içerisinde ataerkil yapı o denli güçlü ki, sayıları sadece onlarla ifade edilen kadınlar ‘rahatsız edici’ bulunmuş. “Kesinlikle doğru değil”, “Bir kadın asla yönetemez. Bu erkeklerin işi ve hep böyle geldi” gibi söylemler oldukça yaygın.

KADINLARIN ‘BOYUN’ ERKEKLERİN ‘BAŞ’ OLARAK GÖRÜLDÜĞÜ BİR TOPLUMDAN KAÇTILAR

Köyün kurucularından olan Naguei’ye göre, Samburu halkının genel mantığında kadınlar bedende ‘boyun’, erkekler ise ‘baş’ olarak tasvir ediliyor. Jeune Afrique sitesine konuşan Naguei, “Bir kadın eğer erkek oturuyorsa kendisi ayakta olamaz. Ondan önce söz alamaz. Ve eğer kadının eşi, onu öldürmek isterse; yapabilir” diyerek, kadınların toplumundaki yerini özetliyor.

Samburu toplumunda kadınların halen yüzde 80’inin sünnet edildiği biliniyor ve bu da tek başına kadınların nasıl acılara maruz kaldığını gösteriyor. Kenya hükümetinin son olarak 2011 yılında kadın sünnetini yasaklaması da bu gerçeği değiştirmiyor.

Halen Umoja köyünde yaşayan kadınların çoğunluğunu 1990’lı yıllarda İngiliz askerlerinin tecavüzüne uğramış olanlar oluşturuyor. Evlerine dönen kadınlar bizzat eşleri ve aileleri tarafından şiddete maruz kadınlar, ‘onurlarına leke getirdikleri’ gerekçesiyle dışlanmışlar.

ARSA SATIN ALMALARINA DAHİ İZİN VERİLMEDİ

Kadınların kendi köylerini kurmak için girişimleri bölgedeki erkekler tarafından sert tepkiyle karşılanmış. Köyün kurucularından Rebecca Lolosoli, 2015 yılında The Guardian’a verdiği röportajda, Umoja’da kendi köyleri için arsa satın almak istediklerinde erkekler tarafından dövüldüklerini söylemişti.

Ancak kadınlar yılmıyorlar ve Kenya otoritelerinin Umoja Uosa Kadın Grubu’nu bir kooperatif olarak tanımalarını sağlıyorlar.

MAĞDUR KADINLAR İÇİN UMUT OLDU

Ataerkil sisteme ve onun tüm kadın düşmanı pratiğine karşı çıkan kadınlar için Umoja köyü önemli bir umut olarak ortaya çıkıyor. Her ne kadar koca bir ülkede küçük gibi görünse de, Samburu kabilesine üye olan zorla ve erken evlendirilmiş, şiddete ve tecavüze maruz kalmış kadınlar için sığınma mekanı olarak görülmüş.

Köyde erkeklerin genel manada hakları yokken, kadınların erkeklerle ilişkilerini belirlemede özgürlükleri mevcut. Yani tümüyle erkekler dışlanmıyor ve bu kadınların bireysel kararına bırakılıyor.

Fakat köyde sayıları 200’e yakın olan çocuklar içerisinde yetişkin yaşa gelen erkeklerin kendi başlarının çaresine bakmaları isteniyor.

Kadınlar burada kendi ekonomik yaşamlarını örgütlerken, ilk başlarda mısır ve şeker sattıkları seyyar dükkanlarla geçimlerini sağlamışlar. Ancak sonrasında bölgeye gelen turistlere yönelik ürünler yaparak satmışlar ve sonrasında aldıkları eğitimlerle bölgeye daha fazla turist çekmeyi başarmışlar.

BAŞKA KÖYLER DE KURULDU

Umoja’da onlarca kadın erkeklerin olmadığı bir yaşam sürdürürken, belli bir süre sonra kimi kadınlar buradan ayrılarak başka köyler de kurmuşlar. İlerleyen yıllarda Umoja’da ‘demokratik yönetim’ olmadığını savunan bazı kadınlar ise başka yerleşimler kurmaya yönelmişler.

Umoja’nın dışında bölgede 3 ayrı kadın komünü daha kurulmuş ve bunların da her birinde onlarca kadın yaşamaya devam ediyor.

‘MUTLULUK’ KÖYÜNDE ERKEKLER ‘KURALLARA UYMAK’ KAYDIYLA YAŞAYABİLİYOR

Kurulan diğer komünlerde kadın-erkek ilişkileri farklı biçimlerde belirlenmiş. Örneğin ‘Mutluluk’ anlamına gelen Nang’ida köyünde eşleriyle birlikte yaşamak isteyen erkeklerin yaşamasına izin veriliyor. Tabii, sadece ‘köyün kurallarına uyma’ şartıyla.

Nang’ida’nın kurucusu Rose, “Erkekler isterlerse geri dönebilirler. Ama sadece kurallarımıza uyma koşuluyla. Eğer ben hayvanları otlatmak istersem, eşimin çocuklara bakması gerekiyor” diye konuşuyor.

Köyde yaşamayı kabul eden erkekler, çocuk bakımının yanı sıra yemek pişirmek gibi kendi toplumlarında olmayan ev işlerine razı geliyorlar.

Yine 1995 yılında Umoja’dan ayrılan kadınlar tarafından Nachami Kadın Grubu kuruluyor ve bu kadınlar kendi köylerini oluşturuyorlar.

Sonrasında ise Nachami’den ayrılan bazı kadınlar, 2011 yılında ‘Unity’ adlı köyü kuruyorlar. Buradaki kadınların önceliği kadın hakları ve sağlığının yanı sıra çocuklarının eğitimi. Tüm bu kadın köylerinin giderek bölgedeki baskıcı sistemi zorladıkları görülüyor. Her ne kadar çevredeki köylerden kendilerine katılım sınırlı kalsa da, evlerinde kalan kadınların bilinçlendirilmesinde önemli bir rol oynadıkları bilinen bir gerçek.

Related Articles