Kemalistlerin Kürt Nefretiyle Uzlaşmak mı?

Türkiye uzlaşmaz üç büyük siyasi bloka ayrılmış durumda.

İslami Türk muhafazakarlığı

Kemalist Muhafazakarlık

ve Kürt Demokratik Hareketi

 

Bu bloglardan hiç biri tek başına güç oluşturma, Türkiye’ye hakim olma şansına sahip değil. Hepsi bazı koalisyonlarla, ittifaklarla belli bir mesafe kat edebilir. AKP’nin son referandumda MHP ile ittifakı, daha önce Gülenciler, ondan da önce liberaller ve muhafazakar İslamcılarla ilişkisi örnek gösterilebilir.

Bu üç blokun dışında duran bazı siyasal ve toplumsal yapılar mevcut. Ancak zamanla onlarında bloklara dahil olması kaçınılmaz gibi görülüyor. Büyük ihtimal MHP ekseninde görülen milliyetçiler İslamcılarla Kemalistler arasında bölünmeyi yaşayacaklar. Aynı şekilde Alevilerde Kürtler ve Kemalistler arasında iki ayrı cephede yer alacak bir süreç yaşayabilir. Bunda Kemalistlerin Kürtleri dışlayıcı, ırkçı yapıları, sekülerizmi demokrasinin üzerinde tutmalarının büyük rolü var. Zaten CHP’deki demokratik kanat da hergeçen gün zemin kaybediyor.

Bu bölümde daha çok Kemalistler üzerinde durmak istiyorum.

Bunlar şartlara göre, milliyetçi muhafazakarlar, Gülen gibi batıcı İslamcılarla, Alevilerle ittifak yaparak yol almaya çalışıyor. Ama toplumdaki birçok kesimin beklediği gibi Kürt demokratik hareketiyle ittifak yapması pek mümkün değil. Kitlesel bazda bazı kaymalar olabilir. Her iki tarafın birlikte harekt etmesi gerektiği, ancak bu şartlarda Türkiye’nin demokratik bir zemine oturtulabileceğini belirtmekte ve birlik için çaba göstermekte olanlar var. Fakat Kemalizm katıksız ırkçılık üzerine kurulumuş bir sistemdir ve Kürtlerin varlığına asla tahamülü yoktur.  Aralıksız bir Kürt katliamı yapmış, asimilasyonu en sert biçimde uygulamış bu faşist yapının, şimdilerde bile ilk fırsatta saldırdığı Kürtlerdir. Kürt demokratik hareketinin bütün ittifak arayışlarına ya da çeşitli dönemlerde yükselttiği toplumsal muhalefette Kemalistler hep set olmuştur. Hatta islamcıların zaman zaman çıkarları için pragmatist davranıp Kürtlerle ilişki geliştirme kabiliyetleri dahi bunlarda yoktur. Gezi’de, 7 Haziran seçimleri boyunca oluşan toplumsal mutabakatta, Kobani direnişi ekseninde AKP ve Daiş’e karşı, Türkiye’de de oluşan duyarlılığın büyümesinde Kürtler ve Türklerin demokratik zeminde buluşması için ciddi fırsatlar oluştu. Bütün bunları sabote eden CHP’dir. AKP, Erdoğan elbetteki saldıracaktır. Bu onların varlık gerekçesidir. Ama CHP toplumsal muhalefetin yükseldiği dönemlerde Kürtlerle birlikte hareket etmeyi sindirememiş, bir biçimde eliminize ederek AKP’nin elini güçlendirmiştir. Bundan dolayı Kürt toplumsal hareketi, Türkiye sol siyaseti, sendikalar, öğrenciler, emekçiler ve işçiler bir süre sonra çıkmaza girmiş, demoralize olmuş ve geri adım atmışlardır.

Kürt hareketi ise yıllardır bu kesimle ittifak, birlikte hareket etme, demokratik bir yapı oluşturma arayışındadır. Maalesef büyük bedeller ödemesine rağmen hep de hayal kırıklığı yaşamıştır.

Son referandumda dahi Kemalistlerin ençok sorun ettiği, saldırdığı kesim Kürtler olmuştur. Referandum öncesinde Hayır gerekçesini Kürt düşmanlığına dayandırmış, Kürtlerin Erdoğan’a “Evet” diyeceğini ve anlaştıklarını iddia etmiştir. Dahası iftira atmıştır. Refrandum sonrası Kürdistan’da çıkan “hayır” tutumundaki net tavrı da görmemiş, yapılan hileleri, tutuklanan siyasileri, gerçekleştirilen katliamı göz ardı etmiş ve yine Kürtlere yüklenmiştir.

Kemalistler gelinen süreç içinde daha da radikalleşecektir. İçlerinde bulunan demokratik kanat zayıflayacaktır. Muhtemelen yeni bir yönetim ve kadro oluşturacaklardır. Çünkü iç siyaset daha da sertleşecektir. Daha çok MHP tabanlı milliyetçiler, Gülen tipi batıyı esas alan islamcılarla milli ittifak arayışlarına yöneleceklerdir. Erdoğan’ın Osmanlıcılığına karşı bunların Kuvayi Milliye kavramını canlandırmasına hiç şaşmamak gerekir. Elbet aynen Mustafa Kemal gibi ilkin Kürtlerin ayaklarına gidip onlardan yardım isteyeceklerdir. Ancak Kürtlerin sahip olduğu güç buna müsade etmiyor. siyasallaşmış Kürtlerin gücü ve global konjenktür o dönem bu seviyede değildi.

Dolayısıyla daha ziyade Kürt düşmanlığını kullanacaklar. Çünkü Güney Kürdistan’ın bağımsızlık çalışmaları, Rojava’da Kürtlerin öncülük ettiği federal sistemin kurulması, Bakur’daki kararlılık ve kendi sistemini kurması Kemalistlerin Irkçı, Muhafazakar bir trende yönelmesine neden olacaktır.

Bu şartlarda birilerinin halen Kemalistlerle demokratik bir blok kurma ısrarı ve Kürtlerin enerjilerini bu yönde harcamasını istemesinin çok da anlamlı bir tarafı yoktur. Bu Kürtleri kendi içinde de çıkmaza sokabilir. 1920’lerin ilk yarısındaki hüsrana zorlamanın bir gereği yok. Denenmişin tekrar denenmesinin bir anlamı olamaz.

Üstelik Kürtler çaresiz ve umutsuz değildir, olmamalıdır da. Yalnız da değiller. Yani Türkiye zemininde dahi ille de AKP veya Kemalistelere ihtiyaçları yoktur. Daha da ötesi Türkiye’deki kurulu siyasi güçlerin hiçbiriyle ittifak yapmasının şartları yoktur.

Ama Kürtlerin Türk halkıyla ilişkisi mümkün. Doğru’dan işçi, emekçi kesimlere ulaşması, Alevilerle çalışması, İslamiyetin kirletilmesinden rahatsız olan müslüman topluluklarla ilişkilenmesi, liberal ve demokrat kesimlerle diyalog kurması pekaala da sözkonusu. bunun için büyük bir fırsat da var. Birikim ve tecrübe de var. Kabul görme olanakları da mevcut.

Toplumun büyük bir kesiminin varolan öncü hareketlerin hepsinden rahatsızlığı büyük. Bundan dolayı da yeni alternatif arayışların peşindeler. Bunu ne Kemalist ırkçılar, ne de Erdoğan’ın öncülüğünü yaptığı Türkçü/Selefi blok gerçekleştirebilir. Kürtler bu anlamda ciddi bir fırsata sahipler. Global trend de kendilerine bu fırsatı sunmaktadır. Umarım bu yönlü yeni bir kurumsal siyasal yapılanma çalışması başlatılır.

Devamı gelecek…

Related Articles