Kemal Pir’in hayalleri gerçekleşiyor

KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemil Bayık, 14 Temmuz direnişçilerini, özelde de direnişin öncülerinden Kemal Pir’i yazdı.

Cemil Bayık’ın Yeni Özgür Politika gazetesinde kaleme aldığı yazısı şöyle: Kemal Pir yoldaş sadece 14 Temmuz direnişinde değil, bir bütün olarak Apocu grubun oluşmasında, PKK’nin tarih sahnesine çıkışında da önemli bir role sahiptir. Kemal Pir kişiliği herhangi bir kişilik değildir; etkileyen ve şekillendiren bir kişiliktir. Bu yönüyle Kemal Pir’in hem PKK’nin kuruluşlunda, hem de zindan direnişinde etkisi büyük olmuştur ve PKK’nin şekillenmesinde kendi karakterini ve ruhunu en fazla veren arkadaş olmuştur. Bu açıdan 14 Temmuz vesilesiyle Kemal Pir’i minnet ve saygıyla anıyorum; onun kişiliğinin anlatılmasını PKK açısından, bizler açısından, Kemal Pir’in yoldaşları açısından, Kürt halkı açısından tarihi bir sorumluluk olduğunu düşünüyorum.

Tabii ki Kemal Pir’in ortaya çıktığı tarihi koşullar önemlidir. Kemal Pir’in şekillenmesinde içinden çıktığı toplumsal yapı, doğup büyüdüğü zaman önemli bir etkide bulunmuştur. Kemal Pir’in doğduğu 1950’li yıllar Türkiye’de hala kapitalizmin gelişmediği, toplumsallığın dağıtılmadığı yıllardır. Gümüşhane’nin Torul ilçesinde doğan, daha sonra Ordu lisesinde okuyan ve Dil, Tarih, Coğrafya Fakültesine kayıt yaptıran Kemal Pir, kuşkusuz toplumsallığın güçlü olduğu bir kültür içinde yetişmiştir. Hak, adalet, eşitlik, kardeşlik gibi ahlaki değerlerin bulunduğu toplumsal ortamda büyümüştür. Böyle bir ortamda büyüdüğü gibi, gençlik çağı ise Mahirlerin, Denizlerin haksızlığa, adaletsizliğe, eşitsizliğe ve zulme karşı mücadele ettiği yıllardır. Bu yönüyle Kemal Pir kişiliği, içinden çıktığı toplumsal kültür değerleri ve Mahirlerin, Denizlerin, İbrahimlerin zulme karşı yükselttiği mücadele ortamında karakter kazanmıştır. Bütünüyle toplumsal bir karakter, zulme karşı isyan karakteri, tamamen hak, adalet, eşitlik, vicdan karakteriyle şekillenmiştir.

70’li yılların büyük devrimcisi

Kuşkusuz bu tür ortamlarda büyüyen birçok insan vardır. Ama bu insanların içinde de bazıları öne çıkarlar. Bazılarının yaşamsal çizgisi farklı olur. Bu, ailenin özgünlüklerinden gelir, büyüme ortamında yaşadığı bazı olgular, olaylar kişiyi etkiler, tanıdığı kişiler ve yaşadığı olaylar etkiler ve bu yönüyle farklı bir karakter ve kişilik ortaya çıkar. Bu yönüyle Kemal Pir böyle bir ortamda çok farklı bir karakter olarak büyümüştür. 1968 kuşağının, Denizlerin, Mahirlerin etkilediği bir gençlik kuşağının temsilcisidir. Kemal Pir’i 1970’li yılların devrimci gençliğinin en değerli temsilcilerinden biri olarak görmek gerekiyor. Hatta 1970’lerdeki devrimci gençlik hareketinin ilk birkaç büyük devrimcisinden biridir. Kemal Pir karakteri kesinlikle böyledir. Tarihi toplumsal değerlerine bağlı olduğu gibi, Denizlerin, Mahirlerin, İbrahimlerin ortaya attığı devrimci değerlere de fazlasıyla bağlıdır. Kesinlikle bunların temsilcisi olma, bunların anılarını yaşatma iddiası, kararlılığıyla şekillenen bir kişiliktir. Hatta onları daha üst düzeyde temsil etme, onların taşıdığı bayrağı daha yükseklere taşıma iddiası vardır, kararlılığı vardır, hırsı vardır, bilinci vardır, inancı vardır.

Bu yönüyle Kemal Pir için o dönemin devrimci önderleri açısından hangi olumlu sıfatları, belirlemeleri yapmak gerekirse hepsini Kemal Pir için de yapmalıyız. Kemal Pir devrimciliğinde gerçekten de eksik yan çok azdır. Aksine sıra dışıdır. Farklı özelliklere sahip bir devrimci kişiliktir. Zaten Kemal Pir’i Kemal Pir yapan da sıra dışı farklı özelliklere sahip olmasıdır. Onun gibi coşkulu, onun gibi inançlı, onun gibi heyecanlı, onun gibi değerlere bağlı, toplumsal değerlerin ve devrimci önderlerin hedeflediği değerlerin bir an önce gerçekleşmesini sabırsızlıkla yaratmak isteyen bir devrimciye nadiren rastlanır. Kemal Pir, inandığı değerlerin hemen gerçekleşmesini, hemen pratikleşmesini isteyen bir devrimcidir. Bu yönüyle tarzı, temposu gerçekten çok yoğundur, çok akışkandır. Her saniyesinde devrim yapmak isteyen, devrimci ruhu taşıyan, devrimci heyecan taşıyan, devrimci mücadele içinde olan ve devrimci eylem yapan bir kişiliktir. Onun için devrim hemen yapılması gereken bir olgudur. Bu gerçekçi olmamakla ilgili bir olay değildir. Tamamen taşıdığı özlemlerin hemen gerçekleşmesi gereken değerde olduğuna inandığı için yoğun bir tarz, tempo ve mücadele içinde devrimi hemen gerçekleştirmek ister ya da devrimin en erkenden gerçekleşmesi için kendi gücünü, kendi duygularını, kendi yapabileceklerini en yüksek düzeyde ortaya koyan bir kişiliktir. Bu açıdan Kemal Pir kişiliği incelenmeye değer bir kişiliktir.

Apocu olmamda büyük hizmeti var

Kemal Pir bir devrim kaynağıdır; bir devrimci heyecan kaynağıdır, coşku kaynağıdır. Böyle bir karaktere sahiptir. Ben böyle bir karaktere sahip bir kişiliğin arkadaşı olmaktan büyük bir onur ve gurur duyuyorum. Benim devrimciliğimde, Apocu olmamda, PKK’li olmamda Kemal Pir’in büyük bir katkısı vardır, büyük bir hizmeti vardır. Kemal Pir’le birlikte Ankara Dil, Tarih, Coğrafya fakültesinde öğrenciydik. Orada arkadaş olduk, orada birbirimizi tanıdık, orada birbirimize bağlandık; birbirimize inandık. Böyle bir arkadaşlığımız oldu. Sırt sırta veren, mücadelenin her anında birbirinin parçası olan bir arkadaşlık yaşadık. Nasıl ki çocuklar kan kardeş olur, her şeyleri bir diğeri içindir, böyle örnekler vardır, bizim Kemal Pir’le arkadaşlığımız da bunun gibiydi. Çok güçlü değerlerle birbirimize bağlanmıştık. Birbirimize her bakımdan inanan, her bakımdan değer veren, bu yönüyle büyük bir bağlılığın oluşturduğu bir arkadaşlıktı. Arkadaş olduğumuzda Apocu değildim, genel bir devrimcilik vardı. Denizlerin, Mahirlerin, İbrahimlerin şahadetinden sonra Ankara, İstanbul, Türkiye, bir bütün olarak Kürdistan ortamında bir genel devrimcilik ortaya çıktı. Biz de o dönemde Kemal Pir’le bir devrimci arkadaşlık kurduk, sosyalizme ve devrime inandık.

Kemal Pir’le arkadaşlık kurduğumuz dönem aynı zamanda Dil, Tarih, Coğrafya fakültesinde MHP eğiliminin ve faşistlerin yoğun olduğu bir dönemdi. Bu yönüyle faşizme karşı mücadelede de hep omuz omuza olduk, yan yana olduk. Dil, Tarih, Coğrafya Fakültesinde faşistlere karşı mücadelede Kemal Pir’in emeği, etkisi, öncülüğü, önderliği, heyecanı, coşkusu çok önemli bir rol oynamıştır. Çünkü Kemal Pir tek bir kişi gibi değildir; Kemal Pir coşku veren, heyecan veren, harekete geçiren bir kişiliktir. Devrimci duyguları yükselten, düşmana karşı öfkeyi arttıran bir kişiliktir. İşte bu kişilikle Dil, Tarih, Coğrafya Fakültesi ortamında tanıştım. Faşizme karşı beraber mücadele verdik; birbirimizin devrimci duygularını güçlendirdik, birbirimize yeni değerler kattık. Bu yönüyle de devrimci gençlik içinde kişiliğimizin, karakterimizin şekillenmesinde birbirimize büyük katkılarımız oldu. Böyle bir süreçte Kemal Pir’le tanışmak, Kemal Pir’in yoldaşı olmak gerçekten de devrimci kişiliğimizde, mücadelemizde, karakterimizde önemli etkide bulunmuştur. Bu yönüyle bir daha kendisine çok şey borçlu olduğumu vurgulamak isterim.

Apocu Hareketle tanıştırdığı için teşekkür ediyorum

Devrimciydik, faşizme karşı mücadele veriyorduk. O benden önce arkadaşlarla tanışmıştı. Başkan Apo’yla beni tanıştıran, Apocu grupla beni tanıştıran da bizzat kendisi olmuştur. Bu açıdan mücadele çizgimi, yaşam çizgimi değiştiren de Kemal Pir yoldaştır. Bu bakımdan da ona bir daha teşekkür ediyorum; beni böyle bir hareketle, böyle bir devrimci örgütle tanıştırdığı için. Karadenizli bir arkadaştı, ama bu Türk arkadaşımız beni Kürt hareketiyle, Kürt grubuyla tanıştırdı. Apocuların tarih sahnesine yeni çıktığı, fazla tanınmadığı, bilinmediği bir dönemde Kemal Pir’in Önder Apo kişiliğine bağlanması ve bu temelde de hem kendisinin, hem de kendisiyle iyi arkadaş olan beni bu harekete kazandırması zaten onun nasıl bir devrimci karakterde olduğunu, nasıl bir kişilikte olduğunu kanıtlamaktadır.

Önder Apo’yla tanışır tanışmaz hemen grubun aktif üyesi olduk. Zaten Apocu hareket buydu. Apocu hareket demek, ilk çıkışından itibaren tarzdır, tempodur, devrime bağlılıktır, işe tümüyle sarılmaktır, devrime bağlanmaktır, her şeyini devrim için vermektir; devrim dışında bir şey düşünmemektir. Önder Apo gerçeği budur. Önder Apo’nun tanıştığı arkadaşlara hemen verdiği temel özellikler de bunlardır. Önder Apo’nun karakteri de böyle bir karakterdir. Kuşkusuz Kemal Pir’de de bu özellikler vardı; ama Kemal Pir kendi özelliklerini Önder Apo’da bulur bulmaz, Önder Apo’nun özelliklerini en hızlı biçimde kendisinde somutlaştıran, Önder Apo’nun devrimci tarzını, üslubunu her anını devrim için yaşama karakterini daha da güçlendirmiştir. Bu açıdan Kemal Pir’le Önder Apo gerçekliğinin en önemli örtüşen özellikleri değerlere, devrime bağlılık ve onun derhal, hemen pratikleşmesidir. Yaşamın her saniyesinin devrime verilmesidir; devrim heyecanı ve coşkuyla yaşanmasıdır. Bunlar Önder Apo ve Kemal Pir’in ortak özellikleridir. Önder Apo kendi yaşamını anlatırken hep kendisini cıva gibi hareketli olarak tanıtır. Kemal Pir kişiliği de böyleydi. Kemal Pir kişiliği gerçekten cıva gibiydi, akışkandı, yerinde duramazdı, sürekli hareket halindeydi, sürekli yaratandı, bir şeyler yaratmak isteyendi. Bu nedenle Kemal Pir kişiliği Önder Apo’yu görür görmez “ben liderimi, örgütümü buldum, ben arkadaşımı, yoldaşımı, hareketimi, doğrultumu buldum” demiştir. Kemal Pir Önder Apo’yla tanışır tanışmaz coşkusu, heyecanı, kendine güveni, tarzı, temposu daha da artmıştır. Önder Apo da Kemal Pir şahsında kendi karakterine, kendi gerçekliğine, kendi devrimci inancına, tarzına, üslubuna, temposuna denk bir yoldaş bulmuştur. Bu nedenle Kemal Pir’i ve Haki Karer’i tanımlarken “onlar benim gizli ruhumdur” demiştir. Çünkü sadece Önder Apo’yu en iyi anlayanlar değil, en iyi pratikleştirenler, Önder Apo tarzında, Önder Apo üslubunda, Önder Apo yaklaşımında pratikleştirenler olduğu için de Önder Apo Kemal Pir kişiliği için gizli ruhumdur demiştir.

Önder Apo’nun gizli ruhu

Kemal Pir’le Ankara’daki ilk devrimci gençlik yıllarımızda yan yana olduğumuz, birbirimizden çok şey öğrendiğimiz bir yaşam birliği, mücadele birliği, bir arkadaşlık yaşadığımız gibi, Kürdistan’da da ilk çalışmaları birlikte yaptık. Kemal Pir’le 1975’ten itibaren Antep ve Urfa’da devrimci çalışmalar yürüttük. Bilindiği gibi 1975 sonrası Antep ve Urfa Apocu mücadelenin en fazla geliştiği yerlerdir. Yine Antep ve Urfa’nın çevresindeki Adıyaman ve Maraş gibi yerlerde Apocu grubun gelişmesi açısından da Antep ve Urfa bir üslenme alanı gibiydi. Kemal Pir’in Antep ve Urfa’da devrimci mücadelenin gelişmesinde çok büyük katkıları olmuştur. Sadece Antep ve Urfa’da değil, Apocu hareketin karakterinin oluşmasında Kemal Pir’in rolü çok belirleyicidir. Kemal Pir kişiliği sadece bir Apocu militan kişilik, sadece bir PKK’li kişilik değildir. Önder Apo nasıl ki bu hareketin ideolojisinin yaratılmasında, teorisinin yaratılmasında, siyasi anlayışının ortaya çıkarılmasında, örgüt ve mücadele kişiliğinin ortaya çıkmasında belirleyici rol oynamışsa, Kemal Pir de Önder Apo çizgisinin, Önder Apo karakterinin örgütlü hale gelmesinde, militanlara yansıtılmasında, gençliğe yansıtılmasında en büyük katkısı olan arkadaşımızdır. Eğer bir Apocu kişilik ortaya çıktıysa, Apocular ortaya çıktıysa, bir Apocu ruh ortaya açıktıysa, kuşkusuz bunun yaratıcısı Önder Apo’dur, ama ona ruh kazandıran, ona dinamizm kazandıran, onu toplumsallaştıran, onu büyük oranda gençliğe yansıtan ise Kemal Pir’dir. Bu yönüyle Önder Apo’nun mücadelesin en büyük kaktı sunan arkadaşımız olmuştur.

Önder Apo boşuna Kemal Pir ve Haki Karer benim gizli ruhumdur dememiştir. Onların Önder Apo çizgisini, Önder Apo’nun ideolojik-politik anlayışını, örgüt anlayışını, eylem anlayışını bir örgüt karakteri haline getirdiği için, pratiğe geçirdiği için, somutlaştırdığı için, içlerini doldurduğu için benim gizli ruhum demiştir. Onları, kendisini en iyi tanıyan yoldaşları olarak tanımlamıştır. Bu açıdan Kemal Pir denildiğinde bütün PKK’lilerin, bütün hareketin, halkın, kadroların, taraftarların, sempatizanların üzerinde çok iyi durması gerekiyor; Kemal Pir’i çok iyi anlaması gerekiyor. Kemal Pir’i anlamadan zaten PKK’lilik anlaşılamaz. Onun için önderlik tasfiyecilik döneminde tasfiyeciliğe karşı hangi kadro duruşunun gerekli olduğunu ortaya koyarken Kemal Pir kişiliği demiştir. Tasfiyeci duruşun karşısına Kemal Pir kişiliğini koymuştur. Bu çok çok önemlidir.

Kemal Pir bu mücadeleye çok büyük değerler katmıştır. Apocu grubun büyümesinde, gelişmesinde, gençliğin yoğun olarak katılmasında, gençliğin etkili eylemci haline gelmesinde Kemal Pir’in hizmetleri çok büyüktür. Bu açıdan Apocu grubun ilk oluşmasında Kemal Pir gibi bir yoldaşın olması, Kemal Pir’in bu grubun kadrosu olması Apocu gruba çok büyük güç kazandırmıştır. Apocu grubun hızlı gelişmesinde, etkili gelişmesinde Kemal Pir karakterinin çok büyük rolü vardır. Önder Apo çizgisini, duygularını, düşüncelerini en hızlı biçimde uygulayan, harekete geçiren; bu çizginin kadro gücü haline gelmesinde, örgüt gücü haline gelmesinde çok önemli katkıları olan bir arkadaşımızdır. Sadece gençliği örgütlememiş, gençliği eyleme geçirmemiş; ona kendi karakterini ve ruhunu da vermiştir. Önder Apo’nun duygularını, düşüncelerini, ruhunu gençliğe kazandıran, halka kazandıran, kadrolara ve yurtseverlere kazandıran bir militan kişilik olmuştur, bir öncü kişilik olmuştur. PKK’nin öncü kadrosudur, en önde olanıdır.

Apoculuğun temel taşı

Özellikle Apocuların militanlığı bilinir, eylemciliği bilinir. Apocu hareketin çok dinamik mücadele gücü bilinir. Apocular denilince mücadele eden, eylem yapan, faşizmi korkutan, devleti korkutan, işbirlikçileri korkutan, ürküten, hedeflediği her türlü eylemi yapan bir grup akla gelir; Apocular böyle bir hareket olarak tanınır. İşte bunun ortaya çıkmasında Kemal Pir kişiliği çok önemli rol oynamıştır. Bu yönüyle Önderliğin pratikleştirilmesinin en önemli gücü olmuştur. Gençliğin yoğun olarak Apocu gruba katılmasında Kemal Pir’in belirleyici rolü vardır. Eğer Kemal Pir gibi bir öncü kadro olmasaydı Apocu hareket o kadar hızlı gelişmezdi. Gençlik katılımı o kadar hızlı olmazdı. Eylem çizgisi o kadar etkili ve vurucu olmazdı. Bu açıdan Kemal Pir kişiliği üzerinde durulması gereken büyük devrimci kişiliktir. Apocuları Apocu yapan, PKK’yi PKK yapan temel taşlardandır. Apoculuğun temel taşıdır. Bu harekete ruh kazandırmıştır, kişilik ve karakter kazandırmıştır. Bu açıdan da Kemal Pir kişiliği, Haki Karer kişiliği PKK’nin şekillenmesinde, özellikle militan ruhun oluşmasında çok önemli yere sahiptir. Bunlar Türk arkadaşlardır, Karadenizli arkadaşlardır, ama büyük devrimcilikleriyle Kürdistan devrimine her Kürt’ten daha fazla katkı sunmuşlardır.

Zaten Kemal ve Haki kişiliği PKK’nin enternasyonalist karakterini ve halkların kardeşliğine dayalı çizgisini ortaya çıkarmışlardır. Bugün Önder Apo da, hareketimiz de bu yoldaşların çizgisine bağlıdır. Bunların yarattığı bir hareket var. Bu harekete büyük katkıları var. Bunlar unutularak herhangi bir ideolojik, teorik, siyasi yaklaşım ortaya konulabilir mi? Eylem ve mücadele çizgisi ortaya konulabilir mi? Nitekim Önder Apo tasfiyeciliğin karşısına derhal Kemal Pir kişiliğini koymuştur. Çünkü Kemal Pir kişiliği her türlü tasfiyeciliği tasfiye edecek bir kişiliktir. Kemal Pir’in devrimci kişiliğinde, militan kişiliğinde hangi tasfiyecilik ayakta kalabilir, hangi tasfiyecilik var olabilir? Kemal Pir ruhunun olduğu yerde tasfiyecilik kaçar. Eskiden güneş giren eve verem girmez, hastalık girmez derlerdi, Kemal Pir kişiliğinin olduğu yerde de hastalık olamaz, mücadelesizlik olamaz, mücadeleden kopulamaz, mücadeleye sırt çevrilemez, mücadele değerleriyle oynanamaz. Böyle bir kişiliktir. İşte bu kişilik Apocu hareketin oluşmasında büyük katkılar sunmuştur. Eğer bugün Önder Apo çizgisi yenilmiyorsa, Önder Apo çizgisi her yerde başarı kazanıyorsa, Önder Apo çizgisine böyle militanca sahiplenen, Önder Apo çizgisini böyle pratikleştiren öncü kadrolar olduğu içindir. Çünkü Önder Apo yoldaşlarıyla, kadrolarıyla, hareketiyle kendi çizgisini somutlaştırabilirdi, ete kemiğe büründürebilirdi. İşte bu konuda en büyük rolü Kemal Pir oynamıştır, Haki Karer oynamıştır. Bu gerçeklik hiç kimse tarafından inkar edilemez. Biz de her zaman bu karakterlerinden dolayı onları minnet ve saygıyla anıyoruz. Onlar hiçbir zaman unutamayacağımız yoldaşlarımızdır. Kemal Pir ve Haki Karer, Önderliğin gizli ruhları olarak ne bizler tarafından unutulacaktır, ne halkımız tarafından unutulacaktır, ne de Ortadoğu halkları tarafından unutulacaktır.

Kürt yiğitliği karşısında heyecan duymuştur

Kemal Pir, tarih boyu oluşmuş Kürt yiğitliğini de açığa çıkaran bir devrimci karakterdir. Kürt yiğitliği karşısında heyecan duymuştur. Kürt yiğitliğine büyük değer vermiştir ve bunu açığa çıkarmak için, somutlaştırmak için, Kürt yiğitliğini açığa çıkararak hem Kürdistan’ı özgürleştirmesi, hem Ortadoğu’yu, hem Türkiye’yi özgürleştirmesi için büyük çaba göstermiştir. Kürt gerçeğinde bu enerjiyi görmüştür, bu gerçeği görmüştür. Bu enerjinin, bu gücün sadece Kürtler için değil, Türkiye ve Ortadoğu halkları için değerini, önemini anlamıştır. Bu yönüyle Kürt halkının özgürlük mücadelesine en büyük katkıyı sunan öncü kadro ve militan olarak tarihe geçmiştir. Kemal Pir, Kürt gerçeğini çok iyi anlayan, kavrayan ve değer veren bir yoldaş olmuştur. Cezaevindeki arkadaşlar anlatır; Laz Ali diye bir gardiyan varmış. Diyarbakır 5 nolu cezaevinde işkence yapan gardiyanların başında geliyormuş. Ama herkesin saygı duyduğu gibi, o da Kemal Pir’e saygılı yaklaşırmış. Özellikle de Kemal Pir Karadenizli olduğu için Kemal Pir’in yiğit kişiliği karşısında, Kemal Pir’in karakteri karşısında bu kişi de Kemal’e farklı yaklaşırmış. Kemal gibi bir kişinin Karadenizli olmasından da içten içe gurur duyarmış. Bu Laz Ali denilen gardiyan Kemal Pir’e bir gün “Kemal Pir bu Kürtlere niye lider oldun, bu Kürtler için niye mücadele ediyorsun, bu Kürtler için niye kendini heba ediyorsun, Kürtler buna değmez; geleydin Karadeniz’e, biz Lazlara önderlik yapsaydın, biz senin peşinden gideriz” dediğinde, Kemal Pir tutum koymuştur. Bu Laz Ali’nin Kürtlere yönelik hakaretlerine karşı “sen Kürtleri tanımıyorsun, Kürtleri tanımadığın için böyle konuşuyorsun. Sen Kürtleri tanısaydın sen de benim gibi değer verirdin. Sen Kürtleri tanımıyorsun, söylediklerin doğru değil; bu Kürtler senin söylediğin gibi değildir” diyerek Laz gardiyana tutum koymuştur. Kemal Pir gerçekten de etkili kişiliktir. Sadece arkadaşlarını değil, düşmanı bile etkileyen, kendisini tanıyan herkesi etkileyen bir kişiliktir. Kemal Pir kişiliğini tanıyıp da etkilenmemek mümkün müdür? Onun heyecanından, onun coşkusundan, onun hak, adalet, eşitlik ve vicdan değerlerinden, bu değerlere bağlılığından tümüyle devrimci kişiliğinden, özgürlükçü demokratik karakterinden, ahlaki yönünden, vicdani yönünden kim etkilenmez ki!

Kemal Pir, bütün duygularını dışa vuran bir insandı. Bütün güzel duygularını üslubunda, hareketinde, yüzünde, her şeyinde görebilirdiniz. O tutarlı bir kişilikti. Duygusu neyse pratiği de oydu, düşüncesi neyse ilişkisi de oydu. İçi dışı bir derler ya böyle bir insandı. Kemal Pir’de en ufacık bir sahtelik yoktu, en ufacık bir oportünizm yoktu, en ufacık bir tutarsızlık yoktu. Kemal Pir, bütün duygularını o karakteriyle, enerjisiyle açığa çıkaran ve pratikleştirendi. Onun bir günlük pratiği başkalarının bir yıllık pratiği gibiydi. Bu nedenle bir gün içinde her kes onu tanırdı. Bir saat içinde, hatta bir dakika içinde onu herkes tanırdı ya da onun devrimci kişiliği herkesi etkilerdi, herkes üzerinde etkide bulunurdu ve herkesi harekete geçirirdi. Bunu Apocu grubun ilk güçlü biçimde örgütlediği Antep’teki tüm kadrolar bilir. Urfa’daki tüm kadrolar bilir. Onu Kürdistan’daki, her yerdeki bütün kadrolar bilir. Apocu grup denildiğinde zaten ilk akla gelen karakter Kemal Pir kişiliğidir. Çünkü cıva gibiydi, yerinde durmazdı. Herkesi etkiler, herkesi harekete geçirirdi. Önder Apo’nun devrimci kişiliğini gençlere aşılardı. Gittiği her yerde bu özelliklerini hemen taşırırdı. Militanlığı bir ölçü haline gelirdi, duruşu bir ölçü haline gelirdi. Militanlığı, kişiliği, duruşu derhal saygınlık kazanırdı. Saygınlığı da hemen oluştururdu, sevgiyi de oluştururdu, bağlılığı da oluştururdu. Bu açıdan Apocu hareket birçok yönüyle Kemal Pir özelliklerine bağlılık olarak gelişmiştir; özellikle gençliğin şekillenmesinde esas rolü Kemal Pir oynamıştır. PKK militanlığı Kemal Pir karakteriyle yaşam bulmuştur. Önder Apo boşuna Kemal Pir kişiliği dememiştir. PKK militanlığını Kemal Pir militanlığı olarak tanımlamıştır.

Örgütlenmeyi, eylemi birlikte yapardı

Kemal Pir bir gününü, bir saatini, bir saniyesini bile devrime harcamadığında rahatsız olan bir devrimciydi; büyük bir devrimciydi. Bu nedenle cezaevine düştüğünde cezaevi ona dar gelirdi; bir an önce cezaevinden çıkmak isterdi. Nitekim ilk Ankara’da tutuklandığında hemen dışarı çıkmak istemiştir. Hem kendisi çaba göstermiştir, hem de örgütün kendi çabasına destek vererek firar etmek istemiştir. Nitekim ilk yakalanmasından kısa bir süre sonra cezaevinden firar etmiştir. 1977’de Ankara’da yakalanmış, birkaç ay sonra Ordu Ulubey cezaevinde firar etmiştir. Daha sonra Maraş’ta yakalanmış, ilk önce Adana cezaevine, sonra Urfa cezaevine konulmuş, orada da kısa sürede bir kaçış planı hazırlamış ve firar etmiştir. Öyle ki, firar ettiğinde Urfa cezaevindeki sivil mahkumlar da kendisiyle birlikte kaçmıştır. Urfa cezaevinde bütün sivil mahkumlar ona bağlanmışlardır. Zaten tüm cezaevlerinde kendine böyle bağlılık yaratmıştır. Urfa cezaevinde Kemal’in kaçtığını gören adli mahkumlar, biz de seninle geleceğiz, ne dersen yaparız, demişlerdir. Kemal Pir sadece dışarıda değil, cezaevindeki yaşamında da herkesi etkileyen, kendisine bağlayan, etrafında hemen, derhal arkadaş topluluğu oluşturan, örgütleyen bir kişiliktir.

Kemal Pir kişiliği hiçbir yerde durdurulamaz bir kişiliktir. Dışarıda da eğitimi, örgütlenmeyi, eylemi birlikte yapardı. Kemal Pir açısından eğitim, örgütlenme, eylem aynı süreçler olarak yaşanırdı. Her anı eğitimdi, eğitirdi. Gençleri eğitirdi, yanındakileri eğitirdi. Kemal Pir kendini dinletirdi. Bu açıdan eğittiği kişi hemen kendisine bağlanırdı, örgütsel ilişki içine girerdi. Örgütün etkisine girerdi. Örgütün etkisine girdiği gibi de eyleme de geçirirdi. Bu açıdan Kemal Pir bir kişiyle ilişki kurdu mu, onu kısa sürede örgüte kazandırır ve eylemci yapardı, harekete geçirirdi. Bu yönüyle eğitim, örgütlenme ve eylem süreçlerini iç içe geçiren, birbirinden koparmayan, birbirini tamamlayan ve hızlı biçimde birinden diğerine geçen bir devrimci çalışma tarzı vardı. Dışarıda böyle olduğu gibi zindan da böyledir. Zindanda da herkes Kemal Pir’e bağlı olmuştur. Kızılcahamam’da da böyledir, Ulubey’de de öyledir, Adana’da da öyledir, Urfa’da da öyledir, Amed zindanında da öyledir.

Kemal Pir’in olduğu yerde devrimcilik yapılır

Eğer Amed zindanında büyük bir devrimci ruh, devrimci direniş karakteri ortaya çıkmışsa, Amed zindanında 12 Eylül faşizmi yenilgiye uğratılmışsa bunda tabii ki Kemal Pir kişiliğinin, karakterinin çok önemli rolü olmuştur. Kemal Pir’in olduğu yerde devrimcilik yapılır, mücadele edilir. Mücadelesiz geçen her saniye, her saat, her gün Kemal Pir için bir işkencedir. Mücadelesizlikten daha büyük işkence olamaz Kemal Pir için. Bu bakımdan Amed zindanında zulme karşı o büyük direnişin gelişmesinde Kemal Pir ruhunun büyük etkisi olmuştur. Kuşkusuz Hayri’nin önder kişiliği, Akif’in ve Ali’nin militan kişilikleri, kendilerini zulme karşı meşale yapan dörtlerin militan kişiliği ve bağlılıkları, Diyarbakır 5 nolu zindanında büyük direnişin ortaya çıkmasında büyük rolleri vardır. Ama Kemal Pir’in yeri bambaşkadır. Bir yönüyle karizmatik bir liderdir, etkileyici bir liderdir. Etrafında insanları pervane yapan, insanları toplayan, bağlayan, örgütleyen ve harekete geçirendir. Bu açıdan 14 Temmuz direnişine de kendi karakterini ve ruhunu vermiştir.

Zindan direnişinin tabii ki en temel önder kişiliği Hayri’dir. Hayri’nin önder kişiliği ve karakteri çok farklıdır. Bu nedenle Kemal Pir’e zindanda düşüncesi sorulduğunda “Doktor ne derse öyle olsun” dermiş. O da Hayri’nin önder kişiliğine, sağduyusuna, değerlendirme gücüne, sorumluluk duygusuna çok büyük inanç duyardı. Ama 14 Temmuz direnişinin ortaya çıkmasında, büyük başarı kazanmasında kuşkusuz Kemal Pir kişiliği çok önemli rol oynamıştır. Kemal Pir’siz 14 Temmuz düşünülemez, Kemal Pir’siz zindan direnişi düşünülemez. Kuşkusuz Kemal Pir’in zindana düşmesi büyük bir talihsizliktir. Kemal Pir dışarıda olsaydı mücadele tarihimiz daha farklı şekillenebilirdi, daha farklı gelişebilirdi. Özellikle gerilla ordulaşması, gerilla mücadelesi daha farklı karakter kazanabilir; çok büyük başarılar, zaferler kazanabilirdi. Çünkü Kemal Pir kişiliği bir kişiyi bir tabur gibi savaştırırdı; bir taburu bir tümen gibi, bir ordu gibi savaştırırdı. Kemal Pir’in komutanlığında bir tabur, düşmanı sarsardı, düşmanı şaşkına çevirirdi, bozguna uğratırdı. Onun komutanlığında birleşen bir tabur, onun komutanlığında birleşen bir gerilla ordusu düşmanı sallardı; soykırımcı sömürgeciliği sallardı; mücadeleyi daha büyük başarılara götürürdü, zafere taşırdı. Belki de Kürt Özgürlük Hareketi’nin gerilla mücadelesindeki en büyük eksikliği Kemal Pir kişiliğidir, Kemal Pir komutanlığıdır. Kemal Pir devrimciliği, militanlığı, komutanlığı önder Apo önderliğinde Özgürlük Hareketi’ni başarıdan başarıya koştururdu. Böyle bir kişilik, karakter, özellik vardı. Bazı özellikler, bazı karakterler okuyarak kazanılmıyor; herkes o karakterleri taşıyamıyor, o karakteri kendisinde somutlaştıramıyor. Bu tür karakterler tarihi kişiliklerdir. Kemal Pir böyle bir kişilikti.

14 Temmuz direnişi eğer 12 Eylül faşizmini yenilgiye uğrattıysa, Kürt halkının özgürlük mücadelesinde büyük güç kaynağı olduysa, 12 Eylül askeri faşist darbesinden sonra zindan direnişi gerilla mücadelesine bir köprü olduysa, ona güç kaynağı olduysa, bunda Kemal Pir’in rolü çok çok fazladır. Kemal Pir’in rolü öndedir, belirleyicidir. 14 Temmuz direnişçiliği bir yönüyle Kemal Pir direnişçiliğidir. Kemal Pir ruhunun direnişçiliğinin pratikleşmesidir. Kemal Pir direnişçiliği kararlılık, mücadele ve mutlaka başarı demektir. Hiçbir şeyi yarım bırakmaz. Bu açıdan 1981’de ilk ölüm orucunu 45. günde bıraktıklarından sonra hiçbir olumlu gelişme olmaması onu çok zorlamıştır. Kemal Pir’in en fazla zorlandığı dönem, Diyarbakır zindanında direnişin olmadığı dönemdir. Direnişin bırakıldığı 12-13 aylık süreç Kemal Pir için en ağır işkence sürecidir. Kemal Pir kesinlikle zindanda yapılan işkencelerden etkilenmemiştir. Bir dönem direnmemek, direnme eksikliği ona büyük işkence gelmiştir. Zaten 14 Temmuz direnişçiliği de bu işkenceden kurtulup tarihe, halka, partiye, önderliğe, devrimci kişiliğe layık olmak, bunun gereklerini yerine getirmek, halka olan sorumluluğu yerine getirmek için gerçekleşmiş, büyük şahadetler yaşanmıştır. Bu nedenle 14 Temmuz ölüm orucuna Büyük Ölüm Orucu diyoruz. Çünkü Kemal Pir direnişçiliği büyüktür. Zindan direnişçiliğini büyük direnişçilik haline getirmiştir. O direnişçiliğin büyük tarihi sonuçlarının ortaya çıkmasını sağlatmıştır.

14 Temmuz’un ruhu

Kemal Pir ölüm orucu sırasında “yaşamı uğruna ölecek kadar seviyorum” demiştir. “6 kişiyle başladık, 16 kişi olduk, yarın milyonlar olacağız” demiştir. Daha 1982’de ölüm orucu öncesinde ve ölüm orucu sırasında Önder Apo’nun mutlaka bu mücadeleyi geliştireceği ve büyük başarılar elde edeceğine inanmıştır. Önder Apo’nun mücadeleyi mutlaka başlatacağına ve geliştireceğine inancını hiçbir zaman yitirmemiştir. Son nefesine kadar da bu devrimci heyecanını, coşkusunu korumuş, önder Apo’ya ve PKK’ye bağlılığını korumuş, kendi şehadetinin Önder Apo tarafından büyük mücadelelere, büyük başarılara vesile yapılacağına inanmıştır. Önder Apo’nun 14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu Direnişçiliğini daha büyük başarılara, zaferlere götüreceğine inanmıştır. Önder Apo “Kemal Pir benim gizli ruhumdur” derken, Kemal Pir de Önder Apo’nun ruhunu, karakterini kendi kişiliğinin parçası yapmıştır. Beynine, yüreğine yedirmiştir. Önder Apo’yu en iyi biçimde anlamıştır. Bu nedenle de dışarıyla hiçbir ilişkisi olmadığı halde, dışarıda örgüt ne yapıyor, ne ediyor bilmediği halde Önder Apo’nun bu mücadeleyi geliştireceğine, başarıya götüreceğine inanmış; 14 Temmuz direnişçiliğini bu anlayışla başlatmış ve son nefesine kadar da bu inancın moraliyle direnişini sürdürmüştür.

Eğer bugün Önder Apo çizgisinde Kürt Özgürlük Hareketi’ni başarıya götüreceksek, Önder Apo’nun yoldaşları olarak, arkadaşları olarak, militanları olarak, kadroları olarak, taraftarları olarak, sempatizanları olarak, halk olarak Kemal Pir kişiliğini iyi ve doğru anlamak durumundayız. Kemal Pir devrimciliğini anlamak, zaferin yolunu ve yöntemini anlamaktır. Kürdistan devrimini ancak Kemal Pir tarzıyla başarıya ulaştırabiliriz. Bu açıdan Önder Apo 14 Temmuz ruhunu PKK ruhu olarak tanımladı. 14 Temmuz direnişini, Kürdistan devriminin tarzı olarak tanımlandı. 14 Temmuz direnişi Kürdistan devriminin tarzıdır. 14 Temmuz direnişçileri, Kemal Pir direnişçiliği zorun zoru koşullarda Diyarbakır 5 nolu cezaevinde 12 Eylül faşizmini yenilgiye uğratmışlardır. Kürdistan devriminin karakteri budur. Zorun zoru koşullarda mücadele etmeden, zorun zoru koşullara dayanmadan, imkansızlıklar içinde mücadele etmeden Kürdistan’da özgürlük mücadelesi başarıya götürülemez. Kürdistan’da özgürlük mücadelesi ancak ve ancak Kemal Pir kişiliği ile başarıya götürülebilir. Zaten bugüne kadar mücadelemiz Kemal Pir kişiliğiyle militanlığıyla geliştirilmiştir. Nihai zaferi de Kemal Pir militanlığıyla gerçekleşecektir. Önder Apo boşuna Kemal Pir militanlığı demedi, Kemal Pir’leşme demedi. O açıdan koşullar zor dememek lazım. Kemal Pir hiçbir zaman koşullar zor demedi. Hiç tanımadığı Kürdistan’a geldi, en büyük gelişmeleri yarattı. Gençliği ve halkı etkiledi. Gittiği yerde hep başarılı oldu, hep mücadele etti, mücadeleyi yükseltti. Bu açıdan 14 Temmuz vesilesiyle Kemal Pir kişiliğini tüm partinin, tüm militanların, gerillaların, halkın, taraftarların, sempatizanların anlaması gerekiyor.

Kemal Pir’in hayalleri gerçekleşiyor

Eğer Kürdistan devrimi başarıya götürülecekse, Kürt halkı özgür ve demokratik yaşama kavuşturulacaksa, Kürdistan devrimi temelinde Türkiye demokratikleştirilecekse, Kürdistan devrimi temelinde Ortadoğu demokratik devrimi gerçekleştirilecekse bu ancak Kemal Pir militanlığıyla olabilir, Kemal Pir ruhuyla olabilir. Kemal Pir’in direnişçi karakteriyle olabilir. Kürdistan devrimi artık Türkiye devrimi olmadan, Ortadoğu devrimi olmadan başarıya götürülemez. Üçüncü Dünya Savaşı koşullarında Kürdistan devrimi Türkiyelileşmek durumundadır, Ortadoğululaşmak durumundadır. Kemal Pir zaten Kürdistan devriminde Türkiye’nin demokratikleşmesini, özgürlüğünü gördüğü için Önder Apo’ya yoldaş olmuş, ilk Kürdistan’a koşan olmuş, Kürdistan’da devrimci mücadeleyi geliştiren olmuştur. Bugün Kemal Pir’in hayalleri gerçekleşiyor; Kürdistan devrimi Türkiye devrimi haline geliyor, Ortadoğu devrimi haline geliyor. Ancak bu devrimleri başarıya götürmek için de kesinlikle Kemal Pir militanlığına ihtiyaç vardır; Kemal Pir’in duygularına, düşüncelerine ihtiyaç vardır. Onun gibi değerlere bağlı kalmak, onun gibi Önder Apo’ya, Harekete bağlı olmak, onun gibi inançlı olmak, onun gibi imanlı olmak, onun gibi vicdanlı olmak, onun gibi bir saniyeyi boşa harcamamak, onun gibi yaşamın her anını Kürdistan devrimine vermektir.

Kemal Pir bir Türk olarak yaşamının her anını Kürdistan devrimi için vermiştir. Son nefesine kadar Kürdistan devriminin başarıya ulaşması konusunda hiçbir tereddüt göstermeden mücadelesini yoğunlaştırarak yürütmüştür. Bu yönüyle biz Kürtler olarak da, Kürt halkı olarak da, PKK olarak da, Önder Apo’nun öğrencileri, militanları, yoldaşları olarak da Kemal Pir’in izinde yürümeliyiz, Kemal Pir’i anlamalıyız; Kemal Pir’in mücadeleci anlayışını pratikleştirmeliyiz. Kemal Pir’i anlayıp pratikleştirdiğimizde zafer kesindir. Çünkü Kemal Pir devrimciliğinin önünde hiçbir engel duramaz. Hiçbir eksiklik, yetersizlik, imkansızlık Kemal Pir devrimciliği için gerekçe değildir, engel değildir. Bunlar sadece mücadeleyi büyütme ve başarıyı kazandırma gerekçesidir. Bugün de bizlere, Kürdistan devrimcilerine, Kürt halkına en fazla gerekli olan kişilik, devrimcilik Kemal Pir devrimciliğidir. Bu 14 Temmuz vesilesiyle Kemal Pir devrimciliğini iyi anlar, somutlaştırırsak kesinlikle zafer Kürdistan halkının, Türkiye halklarının ve Ortadoğu halklarının olacaktır.

Related Articles