Kahta Çayı’na kurulmak istenen HES’in izinleri nasıl alındı?

Kâhta Çayı üzerine kurulmak istenen HES için alınan izinlerin kanuna aykırı olduğunu belirten Kahta Dernekler Federasyonu Başkanı Ali Yücel, “Bakanlar mı arattırılmış, milletvekilleri mi aramış nasıl olduğunu biz de bilmiyoruz” dedi.

Nemrut Dağı’nı da içine alan Milli Park Havzası’ndaki Kâhta Çayı üzerine halka rağmen yapılmak istenen Hidroelektrik Santrali (HES), Koçtepe, Erikdere, Gölgeli, Bağözü, Yolaltı, Teymenli ,Esendere, Askeren gibi çevre köyleri başta olmak üzere Adıyaman ve Kâhta ilesinde yaşayan yüz binlerce insanı olumsuz etkileyecek. Murat Enerji Elektrik Üretim Ticaret A.Ş.’ye ihale edilen ve Karakuş ismi verilen HES Projesi için Doğa Koruma ve Milli Parklar İl ve Bölge Müdürlüğü, Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü, Müze Müdürlüğü gibi kurumlardan alınan izinlerin tamamının kanuna aykırı olduğunun altını çizen Kahta Dernekler Federasyonu Başkanı Avukat Ali Yücel, verdikleri hukuki mücadelede mahkemenin bu projeyi iptal edeceğinden yüzde 100 emin olduklarını belirtti. Çayın çevresinde yaşayan yurttaşlar ise, yaşam alanlarının rant alanına çevrildiğine dikkat çekerek, projenin bir an önce iptal edilmesini bekliyor.
HES projesinin durdurulması için 3 dava açtıklarını belirten Kâhta Dernekler Federasyonu Başkanı Ali Yücel, birinci davanın konusunun “neden ÇED gerekli değildir” kararı üzerine Adıyaman İdare Mahkemesi’nde, 2’nci davanın alanın milli park alanında kaldığına dair kanuna aykırı verilen iznin iptali istemiyle Orman ve Su İşleri Bakanlığı aleyhine Ankara 15’inci İdare Mahkemesi’nde, 3’üncü davanın da, 1989, 2002, 2008, 2014 GAP eylem planları çerçevesinde planlanan Kâhta Çayı baraj, HES, artı sulama projesi kapsamında Kalkınma Bakanlığı aleyhine Ankara 17’nci İdare Mahkemesi’nde dava açtıklarını ifade etti.
‘KANUNA UYGUN GÖRÜŞLER DEĞİL’
HES projesine karşı 18 dernek ve 28 köyün sakinleri ile beraber bir mücadele başlattıklarını belirten Yücel, alanın hukuken HES’e müsait bir alan olmadığına dikkat çekti. İnsan ve diğer canlıların yoğun olarak kullandığı alanlarda HES’in kurulamayacağının kanunen de hükme bağlandığını kaydeden Yücel, buna rağmen HES’i yapmak isteyen şirketin kurumlardan aldığı olumlu görüşler hakkında ise şu ifadelerde bulundu: “Artık rüşvetle mi yoksa başka bir şekilde mi, bakanlar mı arattırılmış, milletvekilleri mi aramış nasıl olduğunu biz de tam olarak bilmiyoruz. Ancak kurum amirlerinin verdiği görüşlerin tamamı sakat. Kanuna uygun görüşler değildir. Çünkü özellikle bu alan milli parklar ve sit alanında kalmaktadır. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün verdiği izinde ‘Bu alan milli park alanında kalmaktadır, fakat milli parka mesafesi 52 metredir. Gölet alanının milli park alanı da kalmasında sakınca yoktur’ diyor. Milli parklar kanununun 8 ve 10’uncu maddesine göre bu yasal değildir. Milli Paklar Kanunu’nda böyle bir istisnai düzenleme yapılmamıştır. Gölet kalabilir, yapı kalamaz diye bir istisnai durum yoktur. Bu nedenle bu alanın milli parkta kaldığını Milli Parklar Kanununa aykırılıktan dolayı bu projenin durdurulup iptal edilmesi talebiyle dava açtık. Dava halen devam etmektedir.”
‘OHAL’DEN FAYDALANMAK İSTİYORLAR’
“ÇED gerekli değildir” konusunda açtıkları davaya dikkat çeken Yücel, “Bu davamız da sürüyor. ‘ÇED gerekli değildir’ kararı neden alındı? HES’lerde kural olarak çevrede yaşayan insanlar çağrılır, bunlar ile istişare edilir, onların rızası alınır ve ikna edilir. Fakat bu süreç işletilmedi. Bu sürecin neden işletilmediği, neden ÇED gerekli değildir kararı verildiğine yönelik açtığımız davanın mahkemesi geçtiğimiz ayın 30’unda keşif yaptı. Bu keşif daha sonuçlanmadan, keşif sonucu gelmeden firma gelip burada çalışma başlattı. Çalışma, köylülerimiz ve muhtarlarımız tarafından protesto edildi. Çünkü bu alanda henüz işlemler bitmeden sadece birkaç parselde acele kamulaştırma yöntemi ile kamulaştırma yapıldığı doğrudur; fakat diğer işlemler bitmemiştir. Özellikle hazine arazilerinin tahsisi yapılmamıştır.
Alanda 2 tane Türkiye Petrolleri kuyusu var, bu kuyularda Türkiye Petrollerinden izin istenmiş, onlar da ‘Bu alanı kendimiz kullanıyoruz, 99 yıllığına kiraladık. Biz de bir enerji kurumuyuz’ diyerek henüz izin vermemiş. Şirket, çalışmalarını, izinlerini tamamlamadan gelip bu alanda çalışıp halkı tahrik ediyor. Buraya jandarmaları da yığarak halkı tahrik ederek OHAL’den faydalanmak istiyor. HES firmalarının çoğu mahkemelerden karar çıkmadan inşaatı bitirmiş oluyor. Bitirdiği için de hükümet bu projeleri ‘ülkeye yararlı projeler’ nedeniyle iptal etmiyor. Dolayısıyla mahkeme kararı sonuçlanmadan çalışma yapılmasını istemiyoruz” dedi.
‘KAHTA BELEDİYESİ DE DAVAYA MÜDAHİL OLDU’
Kâhta Belediyesi’nin de davaya müdahil olduğunu belirten Yücel, “Kâhta Belediyesi alanda 10 tane içme su kuyularının olduğunu söylüyor. Kâhta’nın su surunu yıllardır devam eden bir sorun. Kâhta’nın yüzde 60 su ihtiyacı buradan karşılanıyor. Eğer bu su kesilir ise su kuyuları işlevsiz hale gelecek. Dolayısıyla Kâhta Belediyesi de bu alanda HES kurulmaması yönünde davaya müdahil oldu” ifadelerini kullandı.
‘YAŞAM ALANLARIMIZIN PEŞKEŞ ÇEKİLMESİNİ İSTEMİYORUZ’
HES’e çevre köy muhtarları ve bölge insanları olarak karşı çıktıklarını belirten Esendere (Kilisk) köyü muhtarı Ramazan Erşahin, halka rağmen projenin hayata geçirilmek istendiğini ifade etti. 15 köy insanlarının haklı tepkilerinin görmezden gelindiğini söyleyen Erşahin, alanın insanların yanı sıra milli park alanındaki dağkeçisi, sırtlan gibi birçok yaban hayvanı türünün yaşam alanı olduğunu söyledi. Erşahin, “Atatürk Barajı’na dökülen birkaç akarsu var ve hepsinin ağzına HES yapılmış. Bir Kâhta Çayı kalmıştır. Barajda 27 çeşit balık türü var. Balıkların çıkıp yumurta bıraktığı tek su alanı burası kalmış. Balıkları da doğrudan olumsuz etkileyecektir. Bir şahıs faydalanacak diye insanların mağdur edilmesini istemiyoruz. Eskiden su çoktu, ancak yaşanan kuraklıktan kaynaklı suyu azalan çayın bir müteahhide satılması ve bir müteahhidin rantı için bu kadar insanın feda edilmesini istemiyoruz. Dedelerimizden kalmış suyumuzun birilerine peşkeş çekilmesini istemiyoruz” dedi.
‘EĞER ADALET VARSA HALKTAN YANA OLMALI’
Kâhta Çayı’nın gerek yaşam alanı olarak, gerek tarım alanları için, gerekse de hayvancılık için bölge insanının vazgeçilmezi olduğunu ifade eden Ekrem Yücel ise, çayın bitişiğindeki topraklar üzerinde yaşadıklarını belirtti. Hayvanların getirilip sulandığı tek su kaynağının Kahta Çayı olduğunu söyleyen Yücel, “İçme suyumuzu oradan sağlıyoruz. Eğer HES projesi yapılırsa bu su kaynağı kuruyacak. Çevrede çaydan faydalanarak sulu tarım yapan köylüler olumsuz etkilenecektir. HES yapılması durumunda çevre köylerde yaşayan insanlar buradan göç etmek zorunda kalır. Anlayacağınız yaşam alanımız yok edilmek isteniyor. Binlerce yıldır atalarımız burada bu sudan faydalanarak yaşamış, projenin iptal edilmesini istiyoruz. Bu sadece birkaç hırsız müteahhidin faydasınadır. Eğer bu ülkede adalet varsa, adaletin halktan yana olması gerekiyor. Geçen buraya yaklaşık 600 asker yığmışlar, kimi kimden koruyorsunuz? Güya halkın vergileri ile geçinen bürokrasi, gelmiş halka karşı müteahhidi koruyor. Binlerce yıldır atalarımızın yaşam alanıdır. Biz de bu şekilde çocuklarımıza bırakmak istiyoruz. Geleceğimizi karartmasınlar” dedi.
‘SU HAYATTIR, HAYATI KURUTMAK İSTİYORLAR’
HES’in bölge insanına zarar vermekten başka bir işe yaramayacağını söyleyen Esendere köyü sakinlerinden Filiz Yücel, hayvan beslediğini, tarım ile uğraştığını ifade etti. “Su hayattır, HES ile hayatı kurutmak istiyorlar” diyen Yücel, “Buradan göç edip büyük şehirlere mi gidelim? Büyük şehirlerde bize ekmek yok. Tekrar geri dönüş yapmak zorunda kalırız. Dolayısıyla kesinlikle istemiyoruz. Tüm çevre köyler dahil Adıyaman ve Kahta halkı olarak birlik olalım yaşam alanımızı kaybetmeyelim. Ben bu devleti de anlamış değilim. Bizden ne istiyorlar? Bu haksızlık ve adaletsizliktir. Bazen burada eylem yapıyoruz. İş makinalarının önüne geçiyoruz, ancak her birimiz için en az 20 asker getiriyorlar. Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Özellikle Adıyaman milletvekilleri görmemezlikten ve duymamazlıktan geliyorlar. Bu sadece bir rant meselesidir. Milletvekilleri isterlerse bunu durdurabilirler” dedi.
MA / Hacı Yusuf Topaloğlu

Related Articles