İran’a saldırılar

İran’da bugün düzenlenen saldırılar Katar meselesiyle açılışı yapılan savaş dalgasının yeni bir boyutu olarak gündeme geldi. Bir süredir Belucistan bölgesinde İran-Pakistan sınırının iki tarafında da yoğunlaşan Cundullah ve DAİŞ etkinliği göze çarpacak düzeyde hareketliliğe yol açmıştı. Geçtiğimiz hafta İran’ın Şiraz kentinde bir alışveriş merkezinde meydana gelen patlama da(Gaz kaçağı yorumları yapıldı ama net bir bilgi yok.) muhtemelen yapılacak olan saldırıların habercisiydi. Bu saldırıların duracağını düşünmemiz için bir neden yok. Saldırıyı DAİŞ üstlendi. Muhtemelen arkasındaki güçler Suudi Arabistan ve ABD.

Suriye’de “DAİŞ karşıtı” olan ABD’nin bu hamlesi bir çelişki gibi gözükebilir ama gerçekte böyle bir sorun yok. Her iki tarafında sozsuz pragmatizminin herşeye elverişli bir zemin yarattığını düşünmememiz için herhangi bir neden maalesef yok. Bunun bir nedeni ABD’nin hükmedebildiği ölçüde herkesle çalışmaya açık olması ise bir diğer nedeni de DAİŞ’in merkezi olmayan, anonim bir hareket olarak maniplasyon ve adeta genetiğinde bu “kollanma” ilişkisini kabullenen yapısal faktörlerin oluşu. Örneğin kim diyebilir ki Filipinler’de Duterte “sıkıntı çıkarmasa”ydı bugün DAİŞ meselesiyle uğraşıyor olacaktı?

Almanya Trump’a meydan okumaya devam ediyor

Almanya Dışişleri Bakanı Pazartesi günü yaptığı açıklamalarda Sigmar Gabriel, Körfez krizi konusunda Katar’a destek verdi.
Katar’ın alınan karardan “hayati olarak etkileneceğini” söyleyen Gabriel, “Zaten krizlerle çalkalanmakta olan bir bölgede ikili ilişkilerde bu tür bir Trumplaşma’nın özellikle tehlikeli” olduğunu, Trump’ın Ortadoğu’daki politikasını ise “tamamıyla yanlış” olarak niteledi. Ayrıca Trump’ın Körfez monarşileriyle gerçekleştirdiği geniş çaplı silah ticaretinin bölgede “silahlanmanın yayılma riskini artırdığını” söyledi.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil el Cubeyr muhtemelen bu yaklaşımın önünü kesmek için Çarşamba günü Almanya’ya giderek mevkidaşı Gabriel’le görüştü. Yapılan ortak basın açıklamasında Almanya biraz geri adım atmış gözüküyordu, Gabriel DAİŞ’e karşı mücadelenin aksamaması gibi “sudan” laflar etti. Ama yine de İran karşıtı politikaları kabul etmeyeceklerinin altını çizdi.

Katar krizinde Erdoğan rejimi ne yapmaya çalışıyor?

Erdoğan rejimi Katar’da Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) unsurlarının konuşlandırılması ve jandarma eğitimi konusundaki iki anlaşmayı hiç bir meşruiyeti olmayan meclise onaylattı. Bu adım açıktan Katar’ı korumaya dönük bir hamle. Bunun bir nedeni elbette Katar’la mali ilişkiler, diğeri sıranın kendine geleceğini bilmesi, bir diğeri ise hep aklının bir kenarında tuttuğu emperyal hülyalar.

Fakat son gelişmeler baktığımızda muhtemelen bu iş belki de Erdoğan rejiminin umduğu boyutlara taşımadan, ABD’nin “arabuluculuk” hamlesi ve Katar’ın bazı tavizleriyle sonuçlanacak. Ama Erdoğan rejiminin bu politikalarını karşı tarafın not etmesi kaçınılmaz.

İran’ın Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’in ankara ziyareti ve önerdikleri Türkiye-İran-Irak üçlü zirvesi telaştan çok, bu yeni şekillenen zemine Erdoğan rejimini de çekmeye dönük bir hamle intibaı uyandırıyor.

Sonuçta Erdoğan rejimi için militarist emperyal arayışlar, birden çok avcının olduğu bu postmodern yeniden paylaşım savaşı sahnesinde ava giden “avlanır” hikayesine dönüşebilir.

Not: Bu arada Almanya-Türkiye arasında İncirlik meselesi üzerinden yaşanan restleşme elbette özelikle ticari alan başta olmak üzere ilişkileri koparmayacak ama bundan sonrasının NATO ile ilgili Erdoğan rejimi açısından ciddi riskler barındırdığı ise en görünür şeylerden biri.

Related Articles