İran ve Irak Kürtlerinin, Suriyeli Kürtlerden öğrenecek çok şeyi var-Ramyar Hassani

Suriye’de savaş 2011’de patlak verdiğinden bu yana, Suriyeli Kürtler var olma mücadelesi veriyor.

Önce Esad rejimine karşı ardından da IŞİD’e karşı mücadele ederek varlıklarını koruyan ve bugün biraraya gelen kantonlardan oluşan bir bölgeyi yöneten Kürtler, ABD ile de yakın işbirliği içinde.

Her ne kadar Türkiye, Afrin’de YPG militanlarından oluşan Kürt birliklerini hedef alsa da, ABD, Menbiç’te Kürtleri silahlandırmaya ve onları eğitmeye devam ediyor.

Bu yönüyle, Suriyeli Kürtlerin kendi kaderlerini belirleme bakımından İran ve Irak’taki Kürtlerden hayli farklı olduğu söylenebilir.

İsrail’de yayınlanan The Jerusalem Post Gazetesi’nde Ramyar Hassani tarafından kaleme alınan makale de tam olarak bu tespiti paylaşıyor.

O makalenin ilgili bölümleri şöyle:

Suriyele Kürtler, NATO’nun en büyük üyelerinden Türkiye’nin ellerinde yeni bir acı tadıyor. Ve bu, Suriyeli Kürtlerin ağır ateş altına girdiği ilk örnek değil. Sonuncusu da olmayacak muhtemelen.

Son 30 yıldır, Kürtler Ortadoğu’da hayati bir rol oynamakta. Bölgede önemli bir savaşçı güçleri olmasına rağmen, bunu asla Batı’nın çıkarları için kullanmadılar. Aslında, bölgedeki istikrarsızlığı azaltmak adına terör örgütleri ile savaşta yer aldılar.

Ancak, Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı ülkeler, Batı ile herhangi bir Kürdistan parçasından çok daha fazla finansal ilişki içinde.

Yine de, çok sayıda Kürt kendilerini özgürleştirmesi için Batı’nın merhametini bekliyor.

Bir yandan, yerel yolsuzluğa rağmen, Batı’dan gelecek büyük destek umudu Irak’taki Kürtleri daha da geriye itti. Yine de, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (KRG) daha fazla zenginlik ve güç şehveti KRG’yi İran ve Türk kontrolü tehdidi ile başbaşa bıraktı.

Diğer yandan, bir dönem Ayetullah rejimine en büyük tehdidi oluşturan İran Kürtlerinin şimdilerde fonksiyonsuz birkaç muhalefet partisi var. Şimdilerde, KRG’ye bağlılar ve kendi aralarındaki sonu gelmeyen anlaşmazlıklar nedeniyle birkaç partiye bölünmüş durumdalar.

Geçmişin büyük zaferlerine takılıp kalmış vaziyetteler ve bomboş olan elleri, Batı’nın gelip kendilerini özgürleştirmesi için tutulmayı bekliyor.

2014’te Kürtler, IŞİD’in ağır saldırıları altındaydı.

300’den fazla Kürt köyü saldırıya uğradı, yağmalandı ve yok edildi. Kobane, neredeyse IŞİD’in eline geçiyordu. ABD liderliğindeki hava saldırılarının başladığı günün öncesini hatırlıyorum.

YPG ve YPU savaşçılarının, ellerinde kalan son mühimmatla direndiklerini gösteren videolar yayınlanıyordu.

Yine de güçlerine olan inançlarını yitirmediler.

Bir kez daha Suriyeli Kürtler Türkiye’nin saldırısı altında. Kürtler, Zeytin Dalı operasyonu başladığı günden bu yana, Batı’nın desteği olmadan kendilerini koruyor. Hem de, IŞİD’e karşı savaşta yaptıkları tüm fedakarlıklar nedeniyle bir tutam da olsa dayanışmayı hak etseler de.

Suriye Kürtleri Batı’nın desteğini beklememekte ve gelecekte de beklemeyecek. Daha iyi bir yola girdiler: Kendilerin inanmak ve politikanın/diplomasinin boş vaatlerini görmezden gelmek.

Irak ve İran Kürtlerinin, Suriye’deki Kürtlerden öğrenmesi gereken şey de tam olarak budur.

Jerusalem Post/çeviri :Ahval

Related Articles