“İnsan Doğduğu Yere Benzer”

Uzun bir zamandır aklımda bir dize.

Hani; Edip Cansever’in ‘Mendilimde Kan Sesleri’ adlı şiirinde Ahmed Arif’e seslenirken “İnsan yaşadığı yere benzer” diye ünlediği.

Memleketin haline bakınca, “Şair yanılmış” diye sıkça aklımdan geçirdiğimden belki.

Ya da aklımdaki onlarca sorudan.

Tıkabasa dolu minibüste bangır bangır bağıran, her cümlesinde ülkenin yarısından fazlasına küfreden adamı sessizce-korkuyla dinleyip radyonun sesini kıs demekten çekinenler mi benziyor coğrafyaya?
Kahraman olarak gördüğü ağabeyi tarafından gecenin bir yarısı uykusundan uyandırılıp infaz edilen genç kadın mı?

Her ulaşım aracında hastalıklı gözlerle etrafındaki herkese olası canlı bomba muamelesi yapan kent yaşayanları mı?

Gencecik yaşlarıyla İstanbul’un meydanlarında “Bana anayasayı sor” önlüklerini giyen hukuk öğrencisi gençlere “Yoksa sen idama karşı mısın” diye sorarken, elinde çarşıdan aldığı öteberiyi sımsıkı tutan bir ayağı çukurda kadın mı? Belki de birkaç yıl sonra o gencin ismini idam anonslarında göreceğini bile bile, hiçbir utanç duymadan hem de.

Sadece tanımadıkları, simalarına aşina olmadıkları için ihbar müzekkerelerini şişirip karşılığında ceplerinin dolmasını bekleyenler mi? O kanlı paralarla çocuklarına gelecek kuracaklarını düşünenler mi?

“Niye vuruyorsun” diye soran kadına, “Vuruyorum abla” derken darp etmeye devam eden kifayetsiz mi, benziyor yaşadığımız yere?

Yoksa camlarında Türk bayrağı arayıp bulamadığı komşusunu, kapı merceğinden gözetlemeyi görev edinen muhbir adayı mı?

Biri olumluluk içeren ama sonu kaos olan, bir olumsuzluk içeren ama sonu huzur olan iki sözcüğün etrafında kümelenen milyonlardan hangisi yaşadığı yere benziyor?

Evet’çiler mi, Hayır’cılar mı?

Bu soruya verilecek cevap, ya yaşadığımız yerden ya da kendimizden vazgeçmemizle sonuçlanacak.

Tükettiğimiz yiyecekler, okuduğumuz kitaplar, eğlendiğimiz yerler, giyindiğimiz mağazalar, izlediğimiz filmler bu kadar ayrışmışken yaşadığımız yer kimin?

Coğrafya kaderse, insan yaşadığı yere benziyorsa neden “dağılmış Pazar yerlerine benziyor” memleket?

1986’da henüz genç sayılabilecek bir yaşta aramızdan ayrılmasaydı, Edip Cansever bugünlerin şiirini nasıl yazardı bilinmez ama bana kalırsa “insan yaşadığı yerden” çok, doğduğu yere benziyor artık.

Suyunu içtiği, havasını teneffüs ettiği, tozuna-çamuruna bulandığı, yoksulluğunu sevdiği, varsıllığına bel bağlamadığı öz be öz toprağına.

Başka türlü nasıl anlatılabilir; kilometrelerin yok edemediği bağlılık?

Hangi sözcük, tek kelime Türkçe bilmeden “Hayır” için sokakları mekân eyleyen 70’lik ananın sebatını ifade edebilir?

Hangi bilim dalı, değme ‘siyaset uzmanları’na taş çıkartan ümmi dedenin politik tahlillerini anlayabilir?

Varsın devrimi, değişimi kendi tekelinde görsün süslü sözlerin sahipleri, artık doğduğumuz yerdir esas olan.

Ve hiçbir süse, cakaya, edaya ihtiyaç duymadan doydukları yerden doğdukları yerleri unutmayanlar; hayatı da, coğrafyayı da değiştirecek.

Kimbilir belki çağımızın Edip Canseverleri bugünlerin şiirini de yazar ve “Kürtler vardı” der.

Related Articles