İnka’da Bulunan Taş Anıt Benzeri Olmayan “Yıldız Haritası”nı Tasvir Ediyor

Inka Taşı’ndaki en ünlü semboller, Orion takımyıldızı ve Samanyolu Galaksisini temsil edenlerdir. Uzmanlar, Inka Taşını “dünyanın hiçbir yerinde rastlanmayan “istisnai bir arkeoastronomi anıtı” olarak adlandırıyorlar.

Inka taşı, “Pedra Do Inga” olarak da anılıyor, şu anda dünyanın en önemli arkeolojik anıtlarından biri. Brezilya devleti Paraíba’nın iç kısmında, Inka belediyesinde yer almaktadır.

Inka Taşı 245 metre uzunluğunda, 3 metre yüksekliğinde üzerinde yüzlerce tuhaf sembol ve yıldızlar olan bir kayadır. Birçok figür hafif kabartmalıdır ve anlamları bilinmeyen girdiler var. Yazıtların yaşı bilinmiyor, ancak jeologlar kaya oluşumunun en az 6.000 yıl öncesine dayandığını tahmin ediyorlar.

Uzmanlara göre, Inka Taşı, bazıları zoomorfik, bazıları soyut nesneleri ve diğerleri de yıldızları temsil eden 400 den fazla gravürü içeriyor. Pedra do Ingá’yı inceleyen en göze çarpan uzman, İtalyan asıllı Brezilyalı Gabriele D’Annunzio Baraldi idi.

Onun fikrine göre, kayaç Hitit’e çok benzer ve bugünün Türkiye topraklarında M.Ö 2000 yılında konuşulan bir dilde yazılmış evrensel sellerin hikayesini anlatıyor. Araştırmacı Yuri Leveratto’ya göre, Baraldi’nin hipotezi gerçek kabul edilebilir ve Tam dizimi ve yapısı aynı aileye mensup diller arasında farklılık gösterse de Pedra do Inga’nın Avrasyadaki birçok yerli dil ailelerini içine alan geniş ölçekli bir dil ailesi olan Nostratik diliyle de yazılmış olabileceğini belirtiyor.

Bazı yazarlar Kelt simgeleriyle yakın bir ilişkisi olduğundan bir teori öne sürdüler.Buna göre Eski Kartacalılar ve onların Kelt müttefikleri, antik Romalılar tarafından yenilgiye uğratıldıktan sonra taşın bulunduğu bölgeye kaçmış olabilecekleri iddia ediliyor. Fakat inanılmaz antik anıtı çevreleyen sayısız kuram ve gizem var.

Inka’ya kazınmış şekil ve yazıların arkeoastronomik açıdan olağanüstü önemi olduğuna işaret eden bir hipotez vardır. 1976’da İspanyol mühendis Francisco Pavia Alemany, bu arkeolojik anıt üzerine bir matematiksel çalışmaya başlamıştır; ilk sonuç 1986’da Instituto de Arqueología tarafından yayınlanmıştır( Brasileira Pavia Alemany F. 1986).

Yazar, yıl boyunca güneş ortografisi değişimlerini gösteren en olağanüstü bilinen arkeolojik kayıt olduğunu belirtti.

Semboller, bir kayanın dikey yüzeyinde kaseler veya “Kapsüler” içerisine kazınmış “her günün ilk güneş ışınlarının gölgesini yansıtacağı bir Güneş takvimi” ni gösteriyor. Safor Astronomik Topluluğu, 2005 yılında Huygens Nº 53’te bu çalışmanın sentezini yayınladı.(Pavia Alemany F. 2005)

Daha sonra, F. Pavia, bu kez, kanalın da odaklandığı kayanın yüzeyine kazınan “takımyıldızları” şeklinde gruplandırılabilen bi çok sayıda “yıldız”a işaret etti. Hem “kapsüler” hem de “takımyıldızı” kendi başına Inka ya büyük değer katar, ancak her ikisinin de aynı haznede bir arada olması Inka’ya olağanüstü bir arkeoastronomik değer katar; bu nedenle birçok yazar Inka Taşı nı dünyanın yüzeyindeki hakettiğinden daha az değer görmüş anıtlardan biri olarak göstermektedir.

2006 yılında Mısırlı dilbilimciler ve arkeoastronomcu Jose Lull, Trabajos de Arqueoastronomía adlı organizasyonunu gerçekleştirmiştir. Afrika, Amerika, Avrupa ve Okyanusya da elde edilen örneklerle de kullanılarak arkeoastronomcular onüç makalenin özetini çıkardılar. Bu çalışmada “İnka arkeoastronomik topluluğu”nun ışık tuttuğu daha önce belirtilen takım yıldızları ve kaseler çalışması ve Inka’yı dünyadaki hiç de benzeri olmayan istisnai bir arkeoastronomik anıt olduğunu doğrulayan nedenler yer alıyor.

 

Çeviri: Yasemin Aydın

Kaynak: https://www.ancient-code.com/written-in-stone-the-inga-stone-an-ancient-monument-depicting-a-rare-star-map/

Related Articles