İktidarların Vazgeçilmez Aşkı: Korku!!

İkinci dünya savaşından sonra kapitalist dünya kendisine Hitler’den sonra savaşılacak düşman olarak Sovyetler Birliğini seçti. Savaş boyunca gelişen ABD-Sovyetler yakınlaşması, ABD başkanı F.D. Roosevelt’in ölümü ve başkan olmasına kesin gözüyle bakılan, Sovyetlerle iyi ilişkiler kurmayı savunan, işçiler ve sendikalar tarafından sevilen Başkan yardımcısı Henry Wallace pis ayak oyunlarıyla tasfiye edilip, yerine, Truman getirilmesiyle yerini gerilimi uzun yıllar sürecek bir ilişkiye bıraktı.

 
Harry S. Truman 1884-1972

Winston Churchill’in 5 mart 1946 da yaptığı o ünlü konuşma, soğuk savaşın başladığını resmileştirdi. Her ne kadar bu konuşmanın Sovyetlerin genişlemesini durdurmak  için yapıldığı söylense de, bir başka sebepte Akdeniz ve Ortadoğu ülkelerinde başlayan bağımsızlık ve halk hareketleriydi.

ABD ve İngiltere için kapitalist dünyanın kendisini bu coğrafya da yeniden hatırlatması, İtalya, Yunanistan, Türkiye ve Kuzey Afrika ülkelerinde güç göstermesi gerekiyordu. Başta ABD’de yaratılan ve dünya ya zerk edilen Sovyetler ve sosyalizm korkusu bu güç gösterisiyle halkları kapitalist egemenlerin kucağına çekecekti.

 
Winston Churchill 1874-1965

Kurulacak yeni dünya düzeninin üzerine oturacağı zemin bu korku olacak, Bu korkuyu canlı tutmak için Kore, Wietnam, Irak, Ruanda, Yugoslavya gibi lokal savaşların çıkarılmasından çekinilmeyecektir. Bu politika için ABD’de oluşturulan siyasi kadro ile aynı nitelik ve kişilikte ki siyasi kişilikler kapitalist dünya da iş başına getirilecekti.

Daha sonra savunma bakanı olacak olan James Forrestal, Başkan Truman’a Akdeniz’e güçlü bir donanma göndermeyi önerir. Forrestal, Sovyet korkusunun yarattığı en uç örnektir. Sovyetlerin bütün dünyayı istila etmeye çalıştıklarını, er ya da geç, barbar Sovyet ordularının bütün Amerika’yı istila edeceklerine inanırdı.

Oysa, “soğuk savaş” fikrinin babası bir kaç kez Moskova’da ABD temsilciliği yapmış olan, Marshall ve  Truman’a sürekli korkutucu raporlar gönderen George Kennan’dır. Kennan Sovyetleri “kuşatma” teorisini ortaya atmış ve bu safsata ABD politikalarının omurgası olagelmiştir. Yıllar sonra (seksenlerin başında)  bu zat-ı muhterem şunları diyecekti: “Aslında Sovyetlerin ABD veya Avrupa’ya saldırmak gibi bir düşünceleri hiç olmadı. Benim aklımdan da böyle bir şey hiç geçmedi. Dış işleri bakanlığı benim raporlarımı yanlış anladı”

Ama korku bir defa iktidar sahiplerine kazandırmaya başlamıştı. Onlara bu korkuyu topluma yaşatacak bir siyasi kadro lazımdı. Truman, James Forrestal, McCarthy gibi silik kişilikler bu iş için özel olarak seçildiler.

 

 
James Forrestal 1892-1949

James Forrestal, o kadar ileri gitti ki, Sovyet keskin nişancıların hedefi olmamak için evde bütün perdeleri kapatıp, pencerelerden uzak oturmak gibi önlemler almışlığı bile vardır. Sovyet askerleri saldırıyor diye sokaklarda pijamayla bağırarak koşmaya başlamış, soluğu akıl hastanesinde almış.

En sonunda 22 mayıs 1949 da kaldığı hastanenin  penceresinden atlayıp intihar etmiştir.

Kapitalist sistemlerde çoğu zaman politikacılar hizmetkarları oldukları sınıfların çıkarlarını korurken saldırganlıkta o kadar ileri giderler ki temsil ettikleri sınıfların hukukunu bile yerle bir ederler. Tıpkı Truman’ın Postdam konferansında Stalin ve Churchill’le görüşmesi esnasında Japonya’nın iki şehrine atom bombası attırması gibi…

Liberal Hubert Humphrey’in McCarthy’den daha cevval davranıp Komünist partiyi yasadışı ilan etmesi gibi…

Bir bütün olarak Amerikan siyasi kurumları bu savaş ve propagandanın hizmetine girdiler. Bu siyasi yapı müteakip yıllarda propaganda silahlarını bütün NATO ülkelerinde de kullandılar. (ya da o devletleri bu propaganda üzerinden dizayn ettiler.)

Türkiye bu ülkelerin en önde gelenlerinden biridir.

TÜRKİYE’DE DEVLETİN DEĞİŞMEYEN DÜŞMANI “KÜRTLER”

Aslında Cumhuriyet dönemi ve yakın dönem Türkiye’sine baktığımızda bu korkuların ne kadar tanıdık olduğunu görüyoruz. 1920’lerden reel sosyalizmin yıkılmasına kadar yaratılan komünizm korkusu. Bu korku üzerinden yapılan askeri darbeler, katliamlar, faili meçhul cinayetler, asimilasyon politikalarının topluma yedirilmesinde bu propaganda aygıtlarının çok büyük işlevi var.

Son kırk yıldır Türkiye’nin Kürdistan’da PKK’ye karşı yürüttüğü savaş, bu propaganda silahının en fazla kullanıldığı dönem oldu. ABD, İngiltere, İsrail ve bu devletlerle aralarında çelişkiler olmasına rağmen bölge ülkeleri  Türkiye’nin bu savaşına destek oldular. Türkiye bütün devlet kurumlarını, ulusal ve uluslararası basını, lobi şirketlerini, silah üreticilerini bu kara propaganda için 90’lı yılların başından itibaren harekete geçirdi.

Skorsky şirketi 90’lı yıllarda başladığı Türkiye’ye silah satışına daha sonraları başka ilişki biçimleri de ekleyerek boyutlandırdı. Türkiye Skorsky helikopterleri ile Kürdistan’da sivilleri katledip, 4000 (dört bin) tane köy yakarken, Skorsky şirketi ABD’de bu cinayet ve katliamların basına çıkmaması, ve örtbas edilmesi için milyon dolarlar harcayarak Türkiye lehine lobi çalışmaları yapıyordu.

Son yıllarda değişen dünya ve Ortadoğu dengeleri, Abdullah Öcalan’ın barış çabalarının Erdoğan tarafından berhava edilip, Kürtlere karşı top yekun bir savaşın başlatılması, PKK’nin uzun yıllardır ihmal ettiği (Ya da Türk devletinin kara propagandasının etkisiyle yapmadığı) uluslararası ilişkileri geliştirmesi, ( ki bu Kürdistan tarihi boyunca en özgüvenli dış politikadır.) Kürtler açısından başta Türkiye olmak üzere bölge devletlerinin kendilerine biçtiği ‘boyalı kuş’ rolünün artık sonuna geliyoruz.

Truman, Erdoğan, McCarthy, Saddam, Esad, Teacher gibi bilimum düşmanlık üreten politik sınıf ve figürasyonun alternatifi ve panzehiri olduğunu bilerek.

Yararlanılan kaynaklar:

Haluk Gerger: ABD, Ortadoğu, Türkiye Ceylan Yayınları

Dr. Cüneyt Akalın: Missouri’nin İstanbul’a Gelişinin Tarihsel Anlamı

Altuğ Günar: ABD’de McCarthy dönemi ve dış politikada üzerindeki etkileri

Howard Zinn: ABD Halklarının Tarihi (İmge kitabevi)

Mahmut Dikerdem: Barış Derneğinin son savunması (TÜSTAV) Ekim 1983

John Tirman: Savaş Ganimetleri: Amerikan Silah Ticaretinin İnsani Bedeli (Aram Yayınları) 2005
Alan Sermiyan
12.04.2017

Related Articles