İklim Değişikliğine Karşı Düşündüren Öneri: Güneşi Karartmak

Araştırmacılar, güneşten gelen radyasyon dolu ve yüksek sıcaklıktaki ışınları ağartmak için bilgisayar modelleri üzerinden simülasyon yapmaya başladılar. Çalışmalar, iklim değişikliğini yok edebilir ya da engelleyebilir, ancak yan etkileri henüz tespit edilemedi.

Bilim insanları, iklim değişiklikleriyle mücadele etmek ve doğaya verdiği zararı önlemek amacıyla, Dünya atmosferinin üst tabakalarına sülfat içeren ayrıştırıcı bir katman eklemek için çalışıyorlar. Planın nihai sonucu, teorik olarak güneş ışınlarının bir kısmını uzaya geri yansıtarak atmosfer içindeki yan etkilerini azaltmak olacak.

Son yıllarda ve özellikle 2017’de artan kasırga sayısı ve şiddetli iklim olayları, gün geçtikçe daha da sıklaşmaya başlıyorlar. Ülkemiz özelinde Karadeniz Bölgesi’nde gerçekleşen toprak kaymalarını ve yaz mevsiminde İstanbul ve çevresinin aşırı yağış almasını örnek gösterebiliriz. Bu yıl sadece ABD’yi vuran 3 büyük kasırga gerçekleşti. Kısaca doğa alarm veriyor ve hızlıca önlem alınması gerekiyor.

Atmosfere kükürt dioksit enjekte ederek 2069 yılına kadar denizleri serinletecekler:

İngiltere’de bulunan Bedfordshire Üniversitesi’nden James Crabbe, bu tür jeomühendislik çalışmalarının ne gibi etkileri olduğunu anlamak için geniş kapsamlı bir araştırma yürütüyor. Kendisi atmosfere kükürt dioksit enjekte ederek, 2069 yılına kadar denizlerin yüzey sıcaklıklarını önemli ölçüde azaltabileceğimizi düşünüyor. Haliyle daha az buharlaşma, daha az yağmur, sel ve kasırga demek.

Crabbe’nin ekibi, bu planın uygulanması durumunda neler olacağını simüle etmek için bilgisayar modelleri kullandı. Modellerde, Karayip sularının ve okyanus sıcaklıklarının yükselmesini engelleyerek deniz habitatının büyük bölümünü sağlayan mercanların ölümü engellendi. Kasırgaların sıklığı azaldı ve mercanların sıcaklık dışındaki diğer tehdidi de ortadan kalkmış oldu.

Akıllardaki deli sorular:

Elbette bu tür çevresel müdahaleler birçok soruyu da beraberinde getiriyorlar. Oxford Üniversitesi Bilim, Yenilik ve Toplum Enstitüsü’nden Rob Bellamy, “Güneş’ten gelen radyoaktif ışınların yönetimiyle ilgili temel endişelerden biri de yan etkileridir.” diyor. Kendisine göre böyle bir faaliyet, bölgesel hava koşullarını ve muson iklimlerini etkileyebilir ve narin ekosistemler ciddi zararlar görebilirler.

Arıca Bellamy, bu önlemin dünya üzerindeki her toplum tarafından aynı sonuçları doğurmayacağını belirtiyor. Dünyanın bir köşesinde düzelen iklim şartları sayesinde mutlu yaşayan insanlar varken diğer köşesinde, bunun olumsuz etkileri ile yaşama tutunmaya çalışan insanlar olacak. Yani insan adaletsizliğinin bir başka yüzüyle karşı karşıya kalabiliriz.

Söz konusu çalışmayı gerçek dünyada deneyip görmek yerine bilgisayar testlerinin sonuçlarına güvenmek tartışma yaratıyor. Bilim insanları, muhtemel zararları kısa vadede geriye almayı da garanti edemiyorlar.

İklim değişikliklerine karşı acilen önelm alınması gerektiğini düşünen bilim insanları, böyle bir çalışmaya imza attılar. Temennimiz sadece bilgisayar sonuçlarından hareketle uygulamaya geçilmemesi yönünde. Zira ters giden şeyler olursa, bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz post-apokaliptik, kıyamet sonrası dünyalar gerçek olabilir.

Kaynak: webtekno.com

Related Articles