İki paragözün Boğaz’daki serenadı-Aykan Sever

Belki siz de gördünüz, geçenlerde iki gönençli diktatör mehtaba karşı Boğaz’da el ele poz vermişler. Bizimkinin biraz suratı solgun, bir süre önce camide başına gelen sendelemeyi atlatamamış anlaşılan. Ama dolunay bu, çarpıyor adamı. Kimini kurt adam yapıyor, bazen de kendi ve temsil ettikleri üç beş oligarkın kanlı hırslarından başka bir şey barındırmayan ruhları coşturuyor ama onların karanlık suratlarını da aydınlatıyor.

Bu iki diktatörden biri İlham Aliyev, Türkiye ve Azerbaycan arasında her alanda ortaklık ve iş birliği bulunduğunu belirterek, “İki ülke arasında dostluk, kardeşlik ve birlik bölgeye istikrar getiriyor. Türkiye güçlendikçe biz de güçleniyoruz. Türkiye ve Azerbaycan, bütün meselelerde birbirinin yanındadır” demiş. Ayrıca Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı Projesi’nin (TANAP) önümüzdeki yıl devreye gireceğini, bu gazı Avrupa’ya da satacaklarını bununla hepten uçacaklarını açıklamış.

Değerli okur elbette siz kanatlanacak değilsiniz ya, olmayan parlamentolarla ve açık bir hapishaneye dönüştürdükleri ülkelerini zulümle yöneten, tanrısı paradan başka bir şey olmayan bu mahlukatlar semada süzülecek. Devir onların devri. Fakat o ne? Bunlar “milletimiz” lafını ağızlarından düşürmeseler de aslında kendi ve efratlarının keselerini doldurmaya çalışıyorlar(mış). Elin ağzı torba değil ki büzesin. Bak ne diyorlar “Azerbaycan devletinin petrol ve doğal gaz şirketi SOCAR, gizlice Erdoğan ailesine ait olduğu bilinen beş petrol tankerini Malta’da kurdukları şirketler aracılığıyla bu yılın başında satın aldı.” İşin içinde malum şahsın oğlu Bilal Erdoğan, kardeşi Mustafa Erdoğan ve eniştesi Ziya İlgen (‘darbe’yi haber veren meşhur enişte) de varmış. Özetle iddia şu siz öyle “iki devlet tek millet” falan laflarına bakmayın Erdoğan, Aliyev ve etraflarında kim varsa ve ne projesi yapıyorlarsa aslında bölge halklarına ait olan değerleri gasp etmenin yolunu arıyorlardır. Sahi hangi ara çalıştılar, kazandılar gemiler alacak parayı? Yoksa bu gemicikler bir düğün hediyesi miydi hatırlayamadım.

Bu “kardeşlik”in elbette bir de askeri boyutu var. Haziran ayında Azerbaycan-Türkiye ve Gürcistan özel kuvvetleri NATO programları çerçevesinde olduğu söylenen ortak bir tatbikat gerçekleştirdiler. Tatbikatın hedefi siber güvenlik, petrol ve doğal gaz boru hatlarının korunması başlıklarında iş birliği olarak tanımlanmış. Yani özetle çaldıklarını güvenceye alacaklar.

Bu işlerin o kadar da kolay olmayacağı şimdiden söylenebilir. Çünkü dünya genelinde son hızla devam eden hegemonya savaşında bu güçlerin bölgede rakibi Rusya ve İran. Gürcistan ve genel olarak Kafkasların özellikle NATO’nun bölgeye girme uğraşlarıyla birlikte daha da ısınması kaçınılmaz. Burada sorunun bir ayağını da Erdoğan rejimi oluşturuyor. Gürcistan ve Müslümanların yaşadığı özerk Acara bölgesi üzerinde hak iddiasına kadar varan nüfuz genişletme çabaları, yükselen Gürcü milliyetçiliğinin hedefinde. Geçen hafta Gürcistan’ın Başkenti Tiflis’in Türk işletmelerinin en çok olduğu caddenin Müslüman karşıtı bir gösteriye sahne olması bir tesadüf olmasa gerek. Her milliyetçilikte olduğu gibi Gürcülerininkinin de başka bir politik merkezi gölgelediği, çelişkili gibi gözükse de Rusya’nın bu tarzda hareketleri teşvik ettiği Gürcistan basınında çıkan iddialar arasında yer alıyor.

Hazır söz Rusya’dan açılmışken devam edelim. Geçen hafta Rus parlamentosunun alt kanadı Devlet Duması, Ermenistan’la ortak ordu grubunun kurulmasını öngören anlaşmaya onay verdi. Ortak ordu grubunun temel görevinin, Rusya veya Ermenistan’a silahlı saldırıyı ‘tek komuta, tek fikir ve tek plana göre’ püskürtmek olduğu ifade edildi. Bu bölge açısından önemli bir gelişme. Bu hamle şimdilik öyle algılansa da sadece Karabağ meselesi ve Azerbaycan’la Ermenistan’ın yaşadığı gerilim üzerinden düşünülemez. Sürmekte olan postmodern karakterli paylaşım savaşının bir parçası olarak görmek daha yerinde olur. Özellikle modern savaş teknolojileriyle birlikte Ermenistan’ın Ortadoğu’ya olan mesafesinin bir taş atımı kadar olduğunu düşünürsek.

Dünya genelinde sürmekte olan bu kanlı hengame daha uzun zaman süreceğe benzer. Asıl acı olansa uluslararası kapitalizmin bu savaşında halkların da 19. yüzyılın milliyetçilik gibi körlüklerine saplanıp bu zeminde birbirini boğazlamaya devam etmesi.

104
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Related Articles