İdlip’i sarsan 10 gün: AKP-Rusya flörtü bitiyor mu?

Suriye ordusu ve müttefiklerinin iki koldan sürdürdüğü İdlip operasyonu AKP iktidarını rahatsız etti. İdlip operasyonunu, Astana’da uzlaşılan “gerilimi azaltma bölgeleri” sınırlarının ‘ihlali’ olarak değerlendiren Dışişleri Bakanlığı, Rusya ve İran’ın Ankara büyükelçilerini bakanlığa çağırdı. Dışişleri’nin bu çıkışı da dahil olmak üzere son 10 günde yaşanan İdlip’e ilişkin gelişmeler, AKP’nin cihatçı gruplara nefes aldırmak için harekete geçtiğini gösteriyor

İdlip vilayetinin güneydoğusunda süren operasyonlara ek olarak bugün (10 Ocak) Halep vilayetinin güneybatısından da harekete geçen Suriye ordusu ve müttefikleri iki koldan ilerleyişini sürdürüyor.

Hama’nın kuzeydoğu hattından, Hatay’la uzun bir sınıra sahip İdlip vilayetine yönelen Suriye ordusu ve müttefikleri, Halep-İdlip sınırında yer alan stratejik öneme sahip Ebu Zuhur Hava Üssü’nü tamamen kontrol altına aldı.

İDLİP OPERASYONU: SURİYE ORDUSU , EBU ZUHUR HAVA ÜSSÜ’NÜ KONTROL ALTINA ALDI

İdlip vilayetinin büyük bir bölümü Şam’ın Fethi Cephesi’nin (eski adıyla Nusra Cephesi) ana gövdesini oluşturduğu cihatçı çatı örgütü Heyet-i Tahrir’uş Şam ve müttefiklerinin kontrolünde bulunuyor.

AKP rahatsız oldu

Rusya ve İran’ın desteğiyle devam eden İdlip operasyonu AKP iktidarını rahatsız etti. İdlip operasyonunu, Astana Zirvesi’nde uzlaşılan “gerilimi azaltma bölgeleri” sınırlarının ‘ihlali’ olarak değerlendiren Dışişleri Bakanlığı, Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Aleksey Yerhov ile İran’ın Ankara Büyükelçisi Muhammed İbrahim Fard’ı bakanlığa çağırdı.

Esed rejiminin Suriye’de gerginliği azaltma bölgelerindeki ihlallerinden duyulan rahatsızlık önceki günlerde askeri ve diplomatik kanallardan, Astana’da rejimin garantörlüğünü üstlenen Rus ve İranlı yetkililere bildirildi” ifadelerini kullanan Anadolu Ajansı (AA), ihlallerin devam ettiğini öne sürerek Yerhov’un 9 Ocak‘ta, Fard’ın ise bugün (10 Ocak) Dışişleri’ne çağrıldığını bildirdi.

Çavuşoğlu’ndan Astana ve Soçi çıkışı

AKP iktidarı İdlip operasyonuna tepkisini, Suriye krizinin siyasi çözümüne yönelik İran ve Rusya’yla birlikte dahil oldukları süreçlerden çekilme iması yaparak sürdürdü.

Konuya ilişkin AA’ya konuşan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Suriye hükümetini İdlip’te ateşkesi ihlal etmekle suçlayarak, “İran ve Rusya sorumluluklarını yerine getirmeli. Garantör olduysanız ki, oldular, rejimi durdursunlar. Bu, basit bir hava saldırısı da değil. Rejim ilerliyor İdlip içinde. Burada niyet farklı” dedi.

Biz buradaki terör gruplarının temizlenmesi için önerimizi herkesle paylaştık. ‘O şehrin tamamını bombalayalım, yok edelim.’ Böyle vahşi bir yöntem olmaz. Bunlar olacaksa Astana’yı neden başlattık? Soçi’yi neden konuşuyoruz? Cenevre’nin de bir anlamı olmaz” diyerek Astana ve Soçi’den çekilme imasında bulunan Çavuşoğlu, sözlerinin devamında şu ifadeleri kullandı:

Eğer buradaki amaç bu saldırılarla bazı gönülsüz muhalif grupların Soçi’ye gitmesini sağlamaksa, o da ters teper. Soçi’de sivil kanadın katılımıyla yapılacak görüşmelerden sonuç alınması için çatışmaların durması gerekiyor.

Dışişleri Bakanlığı ve Bakan Çavuşoğlu’nun çıkışları da dahil olmak üzere son 10 günde yaşanan İdlip’e ilişkin gelişmeler, AKP’nin cihatçı gruplara nefes aldırmak için harekete geçtiğini gösteriyor.

Cihatçılar Rus üssüne saldırdı, “Silahlar Türkiye’den girdi” iddiası

Rusya Savunma Bakanlığı, 31 Aralık 2017’de havanın kararması sonrası Suriye’nin Lazkiye kentinde yer alan Hmeymim Hava Üssü’ne bir grup militanın havan topu saldırısı düzenlenmesi sonucu iki Rus askerin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlığın bu açıklaması, Rus Kommersant gazetesinin, 3 Ocak tarihli haberinde, Hmeymim’e yönelik cihatçı saldırısında Rusya’ya ait en az 7 uçağın tahrip edildiği ve 10’dan fazla Rus askerinin yaralanmış olabileceği iddialarının ardından geldi.

Suriye’nin resmi haber ajansı SANA ise Rusya medyasına dayandırdığı haberinde, Rus askeri uzmanlardan oluşan bir ekibin, cihatçıların saldırıyı Türkiye sınırları üzerinden geçirdikleri ‘Vasilyok’ tipi top ile yapıldığını belirttiklerini kaydetti.

Rus üslerine ikinci saldırı: Moskova Ankara’yı uyardı

Rusya Savunma Bakanlığı, cihatçıların 6 Ocak gecesi Rus birliklerinin konuşlandığı Hmeymim Hava Üssü’ne 10, Tartus’taki donanma üssüne de 3 İnsansız Hava Aracı (İHA) ile saldırı girişiminde bulunduğunu duyurdu.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, Rus elektronik harp birliklerinin 6 İHA’nın kontrolünü ele geçirdiği, 7 İHA’nın da 24 saat teyakkuzda bulunan Rus hava savunma birliklerine ait Pantsir-S füze kompleksleriyle imha edildiği kaydedildi.

Saldırı girişimleri sırasında Rus askerlerin yaralanmadığını ve üslerde maddi zarar oluşmadığını belirten Rusya Savunma Bakanlığı, cihatçıların ilk kez çoklu İHA saldırısı düzenlediğine dikkat çekti.

Teröristlerin Rus üslerine saldırı sırasında kullandığı mühendislik çözümleri ancak uydu navigasyonu sağlama ve profesyonelce hazırlanmış el yapımı patlayıcıları belirlenen koordinatlarda uzaktan kumandayla fırlatma alanında ileri teknoloji sahip ülkeler tarafından temin edilmiş olabilir” denilen açıklamada, bu teknolojileri temin edenler ile el yapımı patlayıcılar için kullanılan karışımların tipi ve menşeinin belirlenmesi için çalışma yürütüldüğü belirtildi.

Cihatçıların Hmeymim ve Tarsus üslerine yönelik saldırıda kullandığı İHA’lardan biri (solda) ve bu İHA’ların taşıdığı patlayıcılar (sağda)

Rusya Savunma Bakanlığı’nın resmi yayın organı olan Krasnaya Zvezda gazetesi de Hmeymim ile Tartus üslerine düzenlenen saldırıda kullanılan silahlı İHA’ların, İdlip’te “ılımlı” olarak sınıflandırılan silahlı militanların kontrolünde olan Muazara bölgesinden havalandıklarını belirtti.

Haberde ayrıca, Rusya Savunma Bakanlığı’nın, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan’a gönderdiği mektuplarda, “Türkiye’nin, kontrolündeki silahlı grupların çatışmasızlık rejimine uymasını sağlamak konusundaki yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiği” belirtildiği kaydedildi.

Hem Nusra hem de Rusya’yı idare etmeye çalışınca…

AKP, 3-4 Mayıs 2017’deki Astana-4 görüşmelerinde Rusya ve İran’la varılan mutabakatın ardından IŞİD, Şam’ın Fethi Cephesi (eski adıyla Nusra Cephesi) ve müttefiklerinin “çözümü engelleyen” unsurlar olarak, bulundukları bölgelerden arındırılmasını kabul etmişti.

Taraflar arasındaki mutabakatın ilgili maddesinde “Güvenli bölgelerin içerisi ve dışarısında IŞİD, El Nusra ve El Kaide veya IŞİD ile ve BMGK tarafından terör örgütü olarak kabul edilen tüm örgütlerle bağlantılı her türlü kişi, grup, oluşum ve kuruluşlarla mücadeleyi sürdürmeye yönelik tüm tedbirlerin alınacağı” yönünde bir hüküm yer almıştı.

Ancak Rusya ve İran ile Astana’da vardığı anlaşma doğrultusunda İdlip görevi verilen TSK, bölgeye yerleşirken Tahrir’uş Şam ile anlaşma içinde hareket etti.

Dolayısıyla Suriye ordusu ve müttefiklerinin İdlip operasyonu karşısında bölgedeki TSK unsurlarının da büyük bir basınç altına girmesi muhtemel.

Sendika.Org

Related Articles