Hesap, Erdoğan’dan Önce Kılıçdaroğlu’ndan Sorulmalı

Referandum yapıldı. Beklendiği gibi sandık ve oy sayım işlemlerinde hileler yapılarak korsan bir şekilde sonuçlara müdahale edildi.

Her siyasi çevre ve kurum bu sonuçlardan kendisine bir başarı payesi çıkardı. Ancak perdenin arkası çok başka siyasi ilişki ve oyunların yıllardır kurulduğu ana sahnedir. Ve bize sürekli “cambaza bak” işareti yapılıyor.

Türkiye kamuoyu birkaç gündür seçim hilelerinin ortaya çıkarılması için uğraşıyor, bütün baskı, tutuklama, linç, aşağılamalara rağmen kazanılan bir referandumun açıkça, göstere göstere  bizzat YSK tarafından yapılan hırsızlık sonucu kaybedilmesi hazm edilecek bir durum değil elbette…

Ancak izan sahibi herkesin kendisine “biz buraya nasıl geldik” diye sorması gerekmiyor mu?

Bu soruları kendimize sormadan geleceğimiz için nasıl bir ülke istediğimizi, kiminle yürüyeceğimizi nasıl bileceğiz?

1 – DSP, ANAP, MHP koalisyonu hiç beklenmedik biçimde Devlet Bahçeli tarafından neden bozuldu?

2 – Deniz Baykal, Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakan olması için neden anayasa değişikliğine evet dedi?

3 – Kılıçdaroğlu ve CHP neden AKP’nin bütün sınır ötesi yetki teskerelerine (Suriye’ye askeri operasyon konuşulurken) koşulsuz destek verdi?

4 – Kılıçdaroğlu, meclisin meşruiyetini ortadan kaldıracak ( Erdoğan meydanlarda HDP’lileri hapse atacağım diye bas bas bağırırken) dokunulmazlıkların kaldırılmasına neden destek verdi?

5 – Kılıçdaroğlu, anayasaya aykırı olduğunu söyleyip ( bu bir anayasa suçu değilmidir?) destek verdiği dokunulmazlıkların kaldırılmasına karşı çıkan kendi vekillerini neden tehdit etti?

6 –  AKP’nin 24 Temmuz 2015’te başlattığı Kürtleri imha savaşında Erdoğan’a “istediğiniz bütün yetkileri vermeye hazırız”  diyerek neden ( BM raporlarına göre: 500000 insan yerlerinden yurtlarından edildi, 2000 sivil asker ve polis tarafından öldürüldü.) açık çek verdi?

7 – 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kılıçdaroğlu, HDP’nin ortak aday önerisini elinin tersiyle itip, MHP’nin adayını (Ekmelettin İhsanoğlu)  neden destekledi?

8 – 7 Haziran seçimlerinde HDP’nin başarısı Erdoğan’ın iktidarını bitirmişken, Kılıçdaroğlu Baykal aracılığıyla Erdoğan’la (aynı dönemde Erdoğan’la MHP adına görüşen kişinin Devlet Bahçeli olduğunu Tuğrul Türkeş sonradan açıkladı.) neden ve ne için görüştü, neyin pazarlığını yaptı?

9 – 7 Hazirandan sonra CHP ve AKP arasındaki koalisyon görüşmeleri (Kılıçdaroğlu bu görüşmelerde kendilerine koalisyon önerisi yapılmadığını sonradan açıkladı.)neden 35 gün sürdü?

10 – Devlet Bahçeli, ortada fol, yumurta yokken neden başkanlık anayasasını ortaya attı?

11 – Kılıçdaroğlu, tam bir korsanlık abidesi olan bu anayasa değişikliğinin Anayasa mahkemesine götürülmesine neden engel oldu?

12 – Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın idamı geri getirme önerisine, “ meclise gelsin bakarız” diyerek neden açık kapı bıraktı?

Bütün bu yukarıda ki sorulara en geçerli yanıtı CHP eski milletvekili Zülfü Livaneli 24 Temmuz 2007 tarihinde Hürriyet gazetesinde yayımlanan yazısında yanıt vermişti.

Livaneli yazısında şunları söylüyor: Deniz Bey lütfen hatırlayın: 19 Aralık 2002 tarihinde karlı bir Ankara gününün akşamında Mehmet Sevigen’in evindeydik. Ben Cumhurbaşkanı ile görüşmeden geliyordum. Abdullah Gül Başbakandı, Tayyip Erdoğan’ın ise Meclis’e girme umudu kalmamıştı.Cumhurbaşkanı Sezer bir gün önce, Tayyip Erdoğan’ın “milletvekili olmadan başbakan olma” önerisini reddetmişti. Türkiye’nin kaderi o akşam o evde değişti, çünkü siz “Tayyip Erdoğan başbakan olacak!” diye tutturdunuz.

Livaneli, Baykal’ın kendilerinin yaptığı itirazı “iki ay dayanamaz” diyerek geri çevirdiğini, aslında Baykal ve Erdoğan’ın Beylerbeyi buluşmasında anlaştıklarını sonradan anladığını ifade etti.

” Ama bunların hepsi bahaneydi çünkü siz iki partili rejimin işinize yaradığını anlamış ve seçim sonuçlarına sevinmiştiniz. Çünkü size ana muhalefet partisi lideri olmak ve soldaki rakiplerinizi yok etmek yetiyordu. Bu iş birliğini daha sonra da sürdürdünüz.

 

O zaman ben sizin Tayyip Erdoğan’la seçim öncesinde Beylerbeyi’nde gizlice buluştuğunuzu ve bir anlaşma yaptığınızı bilmiyordum.Bu gecenin tanıkları var: Önder Sav, Eşref Erdem, Mehmet Sevigen, Bülent Tanla, Yaşar Nuri Öztürk.”

Erdoğan ve Baykal arasında ki gizli görüşmesi aslında bir paylaşım  anlaşmasıydı. CHP, Kürt illerini Refah Partisi mirasçısı AKP’ye devredecek, AKP Kürt legal yapılarını içine çekip eritecek ve böylece Türkiye istenen iki parti sistemi tarafından yönetilecekti.

Bugün, AKP ve CHP tarafından uygulanmaya çalışılan şey bu projenin devamıdır. AKP, MHP’yi belirli bir rant ve kadro karşılığında içeri çekme stratejisi uyguluyor. Bunun için Devlet Bahçeli kendi tabanının bütün itirazlarına rağmen projenin içindedir.

Öte yandan, CHP ve Kılıçdaroğlu da AKP’nin HDP’yi imha siyasetini arkasına alıp yutma siyaseti güdüyor. Çünkü şunu çok iyi biliyor; Selahattin Demirtaş ve HDP projesi kendi tabanı tarafından hayranlıkla izleniyor. Eli kolu serbest bir HDP çok değil, bir kaç seçim sonrası CHP’yi baraj altında bırakır.

Bütün bunları yazarken, Erdoğan’ın referandumdan hemen sonra iki partili bir sistemi işaret etmesi tesadüf değildir.

Tesadüf olmayan başka bir şeyde; Kılıçdaroğlu’nun halkı sokağa çıkmaya çağırmak, referandum sonucunu redetmek yerine, insanların gözünü yırtarak yapılan hırsızlığı ‘dostlar alışverişte görsün’ mealinden YSK’daki bir kaç hakime bağladı.

Sanıldığının aksine bütün bu yaşananlardan sonra AKP’nin bir bakanını bile istifa ettirememiş ana muhalefet lideri Kılıçdaroğlu’nun hedefi Erdoğan ve AKP iktidarı değil, Demirtaş, Yüksekdağ ve HDP ideolojisi ve örgütlülüğüdür.

Bence bizim için öncelikli olan şey gözlerimize çekilen yalan perdesini kaldırmak, ondan sonra istibdat nasılsa kalkar.

Marx’ın bir sözüyle bitirelim: Görüngüler gerçek olsaydı, bilime gerek kalmazdı.

Kaynak:

http://www.hurriyet.com.tr/beylerbeyinde-gizli-anlasma-6950221

Alan Sermiyan

Related Articles