HDP’li Önlü’den Başbakan’a ‘Sait Kırmızıtoprak’ soruları

HDP Milletvekili Alican Önlü, Dr. Sait Kırmızıtoprak’ın katledilmesini hükümete sordu.

HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, katledilen Dr. Sait Kırmızıtoprak’a ilişkin, Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

KIRMIZITOPRAK’IN HİKAYESİ

Önlü, önergesinde şunları ifade etti:

“1937-38 Dersim katliamında Sait Kırmızıtoprak’ın dedesi ve dayısı da dahil ailesinden tam 55 kişi katledilir.

Sait Kırmızıtoprak, ilkokul eğitimini köyünde bitirir, lise öğrenimini Balıkesir’de yatılı bir okulda 1955 yılında tamamlar. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni üçüncü sırada kazanır ve daha sonra İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne yatay geçiş yapar.

1957 yılında İstanbul’da açılan “Tunceli Kültür Derneği”nin kurucuları arasında yer alır ve Mart 1957’de “Ceride-i Dersim” adlı yerel bir gazete çıkarır. Bu gazetede yazı yazmaya başlayan Kırmızıtoprak, sonrasında dönemin ünlü yayınlarından “Akis”, “Forum”, “Vatan”, “Yön”, “Dicle-Fırat”, “Sosyal Adalet” ve “Milliyet” gibi gazete ve dergilerde yazılar yazar.

17 Aralık 1959 yılında tarihte 49’lar olarak bilinen davadan tutuklanır ve 27 Mart 1961’de tahliye edilir. Tutuklu iken sınavlara giren Sait Kırmızıtoprak 1962 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olur, Güdül ve Gemerek Hükümet Tabipliği ile Yunak Devlet Hastanesi Başhekimliği yapar.

Ancak Dr. Sait Kırmızıtoprak’ın yargılandığı 49’lar davası sonuçlanır ve karara göre Kırmızıtoprak, “Kamu haklarından men” ve Isparta’da “genel gözetim altında bulundurma” cezası alır.

Yasal platformda siyaset şansını kaybeden ve sosyalist bir düşünce ve mücadeleden yana olan Dr. Sait Kırmızıtoprak bu tarihten itibaren Kürtlerin özgür kalması desek ve bu mecrada mücadele verilmesini savunur. Kırmızıtoprak, Kürtlerin milli, siyasi, ekonomik, demokratik ve kültürel taleplerini kapsayan, örgütsel olarak modern, ilerici, devrimci bir Kürdistan Partisi kurma düşüncesindedir.

Ancak böyle bir mücadele için Türkiye’de uygun zemin olmadığını düşünür ve bu mücadelenin alt yapısını oluşturmak, aynı zamanda Güney Kürdistan’daki mücadeleye katkı sunmak amacıyla, 4 Ekim 1969’da arkadaşları ile birlikte Güney Kürdistan’a geçer. Burda Mustafa Barzani ile görüşürler. Barzani kendilerine yer tahsis eder.

Sait Kırmızıtoprak ve arkadaşları 28-29 Haziran 1970 yılında Türkiye’de Kürdistan Demokratik Partisi (KDP-T) kurarlar.

Partinin amacı üç ana başlık altında özetlenir. 1- Birinci etap; Kürtlerin ret ve inkârının kaldırılması, Kürt halkının resmen tanınması. 2- İkinci etap; Kürtlerin milli demokratik haklarının verilmesini/alınması. 3- Üçüncü etap; Kürt halkının, kendi kaderini bizzat kendisinin tayini.

Dr. Sait Kırmızıtoprak 26 Kasım 1971 yılında Hasan Yıkmış, Hikmet Buluttekin ile birlikte Sait Elçi, Mehemedê Bego ve Abdüllatif Savaş’ın öldürülmesi ile ilişkilendirilen bir komplo sonucu Gilala’da infaz edilirler.”

YANIT BEKLEYEN SORULAR

HDP’li Önlü, Başbakan Yıldırım’a şu soruları yöneltti:

“Devlet arşivlerinde, 37-38 Dersim Katliamında katledilen, Sait Kırmızıtoprak’ın ailesinden 55 kişinin, isimleri, yaşları, nerede, nasıl ve neden öldürüldüklerine dair bilgi mevcut mudur?

49’lar Davasında tutuklanan aydınlar kimlerdir? Tutuklanma gerekçeleri nedir? Bu aydınlar neyle suçlanmışlardır?

Dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Genelkurmay Başkanı Cevdet Sunay, Başbakan Adnan Menderes, Devlet Bakanı Tevfik İleri, Dış İşleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve MİT Kürt masası şefi Ergun Gökdemir’in katıldığı toplantıda MİT’in hazırladığı raporun tartışıldığı ve bu raporda “Türkiye’de bazı Kürt aydınlarının bir Kürt isyanını örgütledikleri ve bunlara da komünistlerin yardım ettikleri düşünülerek 1.000 Kürt aydını yargılanıp idam edilmelidir” ifadesinin yer aldığı iddia edilmektedir. Bu iddialar doğru mudur?

Aralarında MİT’in de bulunduğu bir toplantı yapıldığı ve bu toplantıda Sait Elçi ve arkadaşlarının öldürülüp, suçun Dr. Sait Kırmızıtoprak’ın üzerine atılmasının planlanmış ve Dr. Sait Kırmızıtoprak’ın arkadaşları Hasan Yıkmış, Hikmet Buluttekin’in bu suçtan katledilmişlerdir. Bu iddialara ilişkin resmi açıklama yapılmış mıdır? MİT bu toplantıya katılmış mıdır?

Dönemin Genel Kurmay Başkanı Cevdet Sunay ve Başbakanı Süleyman Demirel, Mustafa Barzani’ye, Sait Kırmızıtoprak ve arkadaşlarına, Sait Elçi’nin partisine katılması için baskı kurması talebinde bulunmuşlar mıdır?

Dr. Sait Kırmızıtoprak’ın itirafnamesi denilen ve öldürülmesine neden gösterilen el yazmaları, Almanya’daki bir Üniversitede yapılan teknik incelemeler sonucu taklit olduğu ve Türkiye’de hukukçuluk yapan birinin elinden çıktığı iddia edilmektedir. Bu iddialara ilişkin herhangi bir soruşturma başlatılmış mıdır?

Sait Elçi’nin mezarının MİT mensupları tarafından açılıp, fotoğraf çekildiğine ilişkin iddialar doğru mudur?

Sait Kırmızıtoprak’ın mezar yeri nerededir?

KDP yetkilileri, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan ve Güney Kürdistanda öldürülen Sait Kırmızıtoprak’ın mezar yerine ilişkin Türkiye Cumhuriyeti Devletine bilgi vermiş midir?”

Ali Güler / ANF

Related Articles